
21 Eylül 2025 Pazar gerçekleşecek Güneş tutulması, astrolojik açıdan son derece kritik bir konumda meydana geliyor. Başak burcunun 29. derecesinde gerçekleşecek olan bu tutulma astrolojide -anaretik derece- olarak bilinen ve temsil ettiği konulara aşırı yoğunlaşma getiren bir noktada oluyor.
Güneş tutulmaları en genel anlamda, doğası gereği yeni başlangıçları temsil etse de, burcun son derecesinde olması nedeniyle bu tutulma esasen bir bitişi, tamamlanmayı, kapanışı ve ardından gelen zorunlu bir dönüşümü ifade ediyor. Kişisel düzeyde sağlık, iş, hizmet, düzen ve sorumluluk temaları ciddiyetle merkezimizde yer alırken, kolektif düzeyde ise bu tutulma kamu sağlığı, tarım, hizmet sektörü, devlet sistemleri ve halkın yaşam standartları gibi alanlarda büyük değişimlere ve hareketli süreçlere işaret ediyor. Ayrıca Başak tutulması retro konumda bulunan Satürn ile karşıtlık yapıyor. Bu görünüm tutulma haritasında çok önemli bir gösterge çünkü Satürn karşıtlığı tutulmanın doğasını ağırlaştırır ve krizleri büyütür bir etki oluşturuyor.
Satürn, evet ama retro Satürn daha da fazla geçmişin hesaplarını açar, ertelenmiş sorumlulukları masaya koyar ve yapıların sağlamlığını test eder. Bu da demek oluyor ki, hem kişisel hem de toplumsal düzeyde içsel ve dışsal sınavların yaşanabileceği, sistemlerin çökebileceği ya da yeniden yapılandırılmak zorunda kalacağı bir süreci işaret ediyor.
Mars da bu gökyüzü tablosunda son derece dikkat çekici bir konumda, Terazi burcunun 29. derecesinde, yani yine anaretik bir noktada bulunuyor fakat tutulma derecesiyle herhangi bir temel açı yapmıyor. Bu durum, potansiyel tehlikelerin, öfkenin, enerjinin ve aksiyonun bastırılmış ya da yönsüz olduğu bir zamana işaret ediyor. Dikkat etmek gereken çok önemli bir nokta ve diplomatik ilişkilerde kırılganlık, halk içinde bastırılan öfkenin ani ve kontrolsüz çıkışları, yönetimlerin yanlış müdahaleleri gibi etkiler doğurabilir. Özellikle bu yerleşim, stratejik hataların, yönsüz politikaların ya da pasif saldırganlığın kolektif alanda ciddi gerilimler yaratabileceğini düşündürür. Gerek kişisel gerekse global ölçekte olaylara karşı koyamama, irade zayıflığı ya da zamanlamada yapılan hatalar gündeme gelebilir.
Bu tutulmanın gözlemsel olarak en iyi şekilde görüleceği yerler arasında Güney Pasifik, Yeni Zelanda, doğu Avustralya ve bazı Pasifik adaları bulunuyor. Türkiye ve Avrupa dahil olmak üzere kuzey yarımkürede tutulma gözlemlenemeyecek ve parçalı tutulma olarak gerçekleşecek.
Klasik astrolojik metinler tutulmaların burcun son derecesinde olmasını son derece kritik kabul eder. Ptolemy’ye göre bu tür tutulmalar, otorite figürlerinin çöküşünü, rejim değişimlerini ve halk ayaklanmalarını tetikleyebilir. Vettius Valens, Satürn karşıtlığı ile birleşen tutulmaların, adalet krizleri, kuraklık, salgın hastalıklar, ekonomik zorluklar ve halk üzerinde artan baskılarla bağlantılı olduğunu ifade eder. Ortaçağ İslam astrologlarından Abu Ma’shar ve Dorotheus’a göre ise tutulmanın Satürn karşıtlığı ile olması, yöneticilerin cezalandırılması, halkın yükünün artması anlamına gelir. Mars’ın 29 derece ve tutulma derecesi ile aversiyon bir yerleşimde olması ise içeride biriken gerilimlerin görünür olmayabileceğini fakat daha sonra çok daha ani ve yıkıcı bir şekilde dışa vurulabileceğini vurgular.
Dünya astrolojisi açısından bu tutulmanın küresel yansımaları oldukça güçlü olabilir. Yönetim sistemlerinde sarsıntılar, halkın yönetime karşı güven kaybı, lider değişimleri, yasal düzenlemelerde sert dönüşler gibi etkiler söz konusu olabilir. Aynı zamanda tarım, sağlık sistemleri ve gıda zinciri gibi Başak burcu temaları üzerinde de gelişen ciddi sorunlar oluşabilir.
Dünya genelinde, işçi hakları, çalışan hakları, kamu hizmetleri ve sağlık altyapısı gibi konular protestoların, yeniden yapılandırma taleplerinin ve toplumsal dönüşüm çağrılarının merkezine yerleşebilir.
Başak burcu tutulmasının etkisi kişinin haritasına bağlı olarak değişmekle birlikte, özellikle yükselen burcu, Güneş, Ay veya kişisel gezegenleri 27–29 derece Başak, Balık, Yay ya da İkizler burçlarında olanlar için bu tutulma çok daha güçlü etkiler ile kendini gösterecek olabilir.
2007-2008 yıllarını hatırlamak, benzer etkilerle karşılaşmak söz konusu olabileceğini göz önünde tutmak gelişebilecek durumları tahmin ve kontrol etmek açısından faydalı olabilir.
Genel olarak ise, sağlıkla ilgili hassaslıklar, yeni beslenme ve yaşam düzenlerine geçiş, çalışma- iş koşullarında değişimler, bazı bitişler, kopuşlar görülebilir. Sürdürülme imkânı kalmamış, ömrünü tamamlamış pek çok şey bu dönem ile birlikte bırakılma- eleme- şekil değiştirme- arınma gibi yaklaşımlarla sınanacak.
Aynı zamanda psikolojik olarak da “artık sürdürülemeyen şeylerin bırakılması” gerektiğini işaret eden bu tutulma, zihinsel, bedensel ve ruhsal olarak arınma ve sadeleşme gerekliliğini de beraberinde getirir.
Her ne kadar başlangıçları tetikleyen bir tutulma gibi görünse de bu başlangıçlar önce bazı şeylerin gerçekten bitmesiyle mümkün olacak. Bu bir yeniden yapılanma süreci. Belki hemen değil ama çok büyük bir eşiği geçmeye hazır olmalıyız. Ve tutulma bize gösteriyor ki artık bazı kapılar kapanmak zorunda. Gökyüzü bir eşik çiziyor ve biz eşiği geçmeye hazır olmalıyız.
Dilâra Efeoğlu
ASA, Isar Cap
