GEÇMİŞİ DEĞİŞTİREBİLİR, GELECEĞİ YENİDEN YAZABİLİRİZ GEZEGEN RETROLARI – SARKAÇ YASASI –  KUANTUM OLASILIĞI

Kuantum fiziğine göre zaman düz bir çizgi değil, dairesel ve çok boyutlu bir alandır.
Sarkaç temelli bir yapıya sahip olması zamanın -geçmiş, şimdi ve gelecek- olarak birbirinden keskin çizgilerle ayrılmadığını aksine sürekli bir etkileşim içinde olduğunu gösterir. Zaman, yalnızca ileriye doğru akan bir akış değil, boyutlar arası bir döngüdür ve öyleyse insan zihni bu döngüye aynı anda erişebilir. Bu da bize, bugün geçmişte yaşanmış bir olayı hatırlayıp ona farklı bir anlam yüklediğimizde o anın enerjisini dönüştürebileceğimizi gösteriyor.

Söz konusu olan olayın fiziksel gerçekliği değiştirmek değil, anlamamız gereken, olayın bizim üzerimizdeki etkisini farklılaştırmak olmalı. Travmatik bir an ona bakış açımız değiştikçe yerini anlayışa bir nevi farkındalığa, şifaya bırakabilir.

Oysa kuantum fiziğinin bize olasılık olarak sunduğu boyutsal zaman anlayışı, geçmişte karanlıkta kalmış, acı veren ve bizi aşağıya çeken duygu durumlarımızı bugün fark ederek dönüştürebileceğimizi gösteriyor. Yaşanmış olayları değiştiremeyiz belki ama onlara yüklediğimiz anlamı ve o anların üzerimizdeki etkisini dönüştürme gücüne sahibiz.

Gezegenlerin retro (gerileme) dönemleri, gökyüzünün bu sarkaçsal zaman yapısı içinde bize açtığı özel kapılar ve frekanslar neden olmasın?

Retro sadece geriye gitmek değil, fark etmek, geri dönmek ve yeniden yapılandırmak için zihinsel ve ruhsal bir geri çağrıdır. Bu dönemler, geçmişle barışmak, bastırılmış duygularla yüzleşmek, yarım kalanları tamamlamak ve zihinsel dosyaları yeniden düzenlemek için güçlü fırsatlar sunar.

Öyleyse, her gezegen için evet ama öncelikle, 9 Kasım’da başlayacak olan Merkür retrosunu geçmişin izlerini yeniden değerlendirme zamanı olarak görebiliriz. Zihnimizin karanlıkta bıraktığı anları yeniden anlamak, anlamlandırmak, aydınlatmak, bugünkü gerçekliğimizi ve geleceğimizi eminim ki değiştirecektir.

Dilâra Efeoğlu

BOĞA BURCUNDA DOLUNAY

Bu bir fırsat, yenilenme, güçlenme ve farkındalık için bir imkân.
Duygusal ilişkilerden finansal kaynaklara kadar, güven, fayda ve sağlamlık taşıyan, kalıcı, somut ve istikrarlı yapılar kurmak için harekete geçme zamanındayız.

Ekonomik depremler kendini gösterebilir ki ayrıca doğal afetler, depremler, yanardağ patlamaları, toprak kaymaları, maden kazaları, nükleer, kimyasal patlamalara da hassas bir süreç olabileceğini söyleyebiliriz. Ülkemize yönelik özellikle meclisten çıkacak dikkat çeken yasalar ve bakanları kapsayan ciddi değişimler gündemi tutabilir.


5 Kasım Boğa burcunda Süperdolunay

5 Kasım Çarşamba günü 13 derece Boğa burcu dolunayı aynı zamanda bir süper dolunay, çünkü Ay’ın Dünya’ya en yakın mesafede olduğu bir koordinatta gerçekleşiyor ve aynı zamanda 2042’ye kadar görülebilecek en yüksek irtifadaki Dolunay olacak. Ay’ın yüksek görünmesi onun daha parlak, net ve uzun süre gözlemlenebilir olmasını sağlıyor. Boğa dolunayının süperay olmasının ise daha güçlü bir dolunay etkisi oluşturduğunu söyleyebiliriz. Nispeten Ay’ın fiziksel etkisi Dünya üzerinde daha fazla kendini gösterecek ve bu dolayısıyla etki mekanizmasını da arttıracak.
Güçlü bir dolunay etkisi altındayız ve dolunay hayatlarımıza güçlü yansımalar getirebilir.
İçinde bulunduğumuz koşulları gerçekçi, sağlam ve üretken bir bakış açısıyla değerlendirme zamanı. Duygusal ilişkilerden finansal kaynaklara kadar her alanda güven, fayda ve sağlamlık ön plana çıkıyor. Kalıcı, somut ve istikrar sağlayan yapılar kurmak için harekete geçme zamanlarındayız.
Dolunayın yöneticisi adalet arzumuzu güçlü tutarken, Mars’ın Uranüs ile karşıtlığı, ilkelerimize, gelecek hedeflerimize ve kişisel haklarımıza yönelik daha özgür ve ateşli bir harekete geçme enerjisi katıyor. Öyleyse belki yüzeyde sakin ama derinlerde çok dinamik bir enerjiden bahsedebiliriz.

İçinde bulunduğumuz koşulları yeniden şekillendirecek, iyileştirecek planlar yapmak, projeler oluşturmak, uygulanabilir fikirler üzerine düşünmek, analiz ve ayıklama mantığımızı ön plana çıkarmak yeni fırsatlara kapı açabilir. Ayrıca geleceğe yönelik kaynak oluşturmak için geçmişin hesaplarını doğru, akıllı bir şekilde gözden geçirmek, yönetmek bu dolunay sürecinin en faydalı kullanımı olacaktır. Merkür’ün 9 Kasım’da başlayacak retrosunu da aklımızda tutarak, geçmişin hesaplarını, deneyimlerini iyi analiz etmenin ve buna göre bazı kararlar almanın faydalı olacağını söyleyebiliriz.  

Dolunay enerjisini Jüpiter ve Satürn üçgeni destekliyor. Oluşan enerji hayatlarımızdaki birçok konuyu çok daha sağlam ve daha faydalı bir konuma getirebilmemiz için şans ve destek etki olarak görebilir, değerlendirebiliriz. Sakinliği korumaya çalışmak, süreci iyi yönetmek ve sabır ile oluşabilecek derin dalgaları aşmak büyük başarı sağlayan bir zaman işaretleyicisi olabilir.

Doğum haritasında Boğa, Akrep, Aslan, Kova burçları, 13 derece civarında +/-5 gezegen yerleşimleri olan haritalarda etkiler daha güçlü görülebilir. Dürüst ve önce kendimize dürüst olmak çok önemli!

Dünya astrolojisi bakışıyla, para kaynakları, ekonomik şartlar, finans kurumları, bankalar, faiz, borç gibi konular krizler halinde ciddi bir yansıma oluşturabilir. Ülkelerin kendi kaynaklarını güven altına alması ihtiyacı ön plana çıkarken bunun getirisi olarak uluslararası ilişkilerde restleşmeler oluşabilir.
Ekonomik depremler kendini gösterebilir ki ayrıca doğal afetler, depremler, yanardağ patlamaları, toprak kaymaları, maden kazaları, nükleer, kimyasal patlamalara da açık bir süreç olabileceğini söyleyebiliriz. Ülkemize yönelik özellikle meclisten çıkacak dikkat çeken yasalar  ve bakanları kapsayan ciddi değişimler gündemi tutabilir.

Hepimize güzellikler getirsin.


Dilâra Efeoğlu
ASA, Isar Cap

MODERN TUZAKLAR – İLKEL REFLEKSLER – KORKU

Korku, insanın evrimsel tarihinde hayatta kalmak için geliştirdiği temel bir mekanizmadır. Bir tehlike anında tepkiler devreye girer ve bedenin tehditlere karşı hazır hale gelmesini sağlar. Bu sistemin amacı aslında oldukça basit ve nettir; tehlikeden korunmak ve güvenliğe ulaşmak. İlkel bir davranış modelidir, insanoğlunun yapısını oluşturan temel bir sisteme aittir. Ancak bu doğal sistem bazen insan zihnini yönetmek için bir tuzağa dönüşebiliyor. Korkular, özellikle belli durumlarda mantıklı düşünmeyi zorlaştırır. Bu da yönlendirmek ve kontrol edilmek için kullanışlı bir araca dönüşebilir. Hatta korku duygusu sadece kişisel değil aynı zamanda toplumsal ölçekte de etkili bir manipülasyon aracı haline gelebilir, getirilebilir. Medya, siyaset ve her türlü iletişim yöntemleri üzerinden tehdit algısı artırıldığında, insanlar düşünmeden harekete geçmeye yönlendirilebilir. Örneğin, “Tehlike kapıda- dikkatli ol” gibi mesajlar karar verirken sağduyudan uzaklaştırma sinyali iletilir, özellikle toplumu etki altına almak, yönetmek ya da kontrol etmek isteyenler tarafından kullanışlı bir araç haline gelebilir- getirilebilir. Zihnin güvende kalma isteğiyle, olası tehdide karşı kaçınma eğilimi, mantığı devre dışı bırakır ve ortaya çıkan bu zihinsel açıklık ise manipülasyona açık olmak demektir ve kolaylıkla kötüye kullanılabilir.

İlkel davranışların ötesine geçebilmek ve gelişmiş insan olmanın yolu ise korkuyu yok saymaktan değil onu anlamaktan geçiyor. Durumlara karşı otomatik tepki vermenin ötesinde olmak, önce bir an durmak, düşünmek ve mantıkla – his arasında denge kurmak…
Dış mesajlara karşı sorgulayıcı bir tutumla yaklaşmak, “Ben şu anda korkutuluyor muyum?” sorusunu sormak ve farkındalıklı bakış ile davranış geliştirmek önemli. Korku, doğası gereği kontrol sağlamak isteyen kişi ve durumlar için güçlü bir araç ancak insan korkunun elinde bir oyuncağa dönüşmek zorunda değil. Çünkü bu içgüdüyü yöneten bir akıl ve bilinç de var.

Dilâra Efeoğlu
ASA, ISAR CAP

PATLAMAYA HAZIR MAYINLAR – SAVAŞ DOLAYLI OLARAK DÖNEBİLİR

Merkür ve Mars, kavuşum derecesinde ilerliyorlar ve Akrep burcu geçişindeler. Görünüm yalnızca keskin bir zihni değil aynı zamanda keskin bir dili de ifade ediyor. Yani olaylara yüzeysel bakma zamanı değil, derinlemesine düşünme, görünmeyeni fark etme, gizli kalan yönleri sezme zamanındayız.

Her ne kadar Merkür yavaş ilerlemeye başlamış olsa da iletişim fazlasıyla yoğun ve kritik etkiler altında. Sözler ince hesaplarla dile gelebilir ve arkasında yoğun bir strateji, geçmiş hesaplar, geleceğe yönelik hamleler, gizlenen planlar var olabilir.

Merkür ve Mars bir süre daha birlikte hareket edecekler ki bu durum, Merkür için çok da sıra dışı değil. Ancak ileriye dönük bir öngörüde bulunmak isterseniz, 2026 Ocak ayını da kapsayan bu iki gezegenin geçişi, oldukça etkili tınılar taşıyor ve güçlü etkiler yaratabilir.

Kişisel olarak Merkür’ün Akrep burcu transit tarihlerini kontrollü geçirmekte fayda var. Düşüncelerin daha rahat odaklanması bir fırsat yaratırken, keskin, tartışmacı, geçmişi bugüne taşıyan bir zihin yapısının da oluşacağını unutmamak gerek.

Dünya siyasi hayatında ise, diplomatik ilşkilerde stratejik ve tehditkâr irtibatlar ve sözlerle gözdağı veren bir üslup ön plana çıkabilir. Gizli anlaşmalar, perde arkası imzalar, dışarıya yansımayan ancak fiilen gerçekleşen eylemler şeklinde kendini gösterebilir.

Merkür ve Mars’ın Yay burcundaki geçişi ve kavuşumu, Akrep sürecindeki gizli, stratejik ve dolaylı zihinsel enerjinin yerini, dışa dönük, ateşli ve doğrudan bir ifade biçimine bırakacak. Sözlü tartışmalar artabilir, ideolojik fikirleri başkalarına kabul ettirme çabası, mücadeleci hatta zaman zaman dayatmacı bir tavra dönüşebilir. Düşünceler hızla eyleme geçerken, bu durum acelecilik patavatsızlığa ve kutuplaşmalara neden olabilir. Eğitim, yayıncılık, hukuk, siyaset ve inanç sistemleri gibi alanlarda sert ifadeler, keskin görüşler ve propagandaya varan söylemler öne çıkabilir. Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken nokta, fikirlerdeki cesaretle fanatizm arasındaki ince çizgidir. Doğrular elbette savunulabilir, ancak bu savunmanın ne kadar kapsayıcı, anlayışlı ve etik olduğu, bu geçişin gerçek sınavını belirleyecek.

Uluslararası ilişkilerde diplomatik krizler hatta savaş kararları bile gündeme gelebilir, özellikle liderlerin açıklamaları, sertleşen diplomatik dil ve karşılıklı restleşmeler tansiyonu yükseltebilir.

Terazi Burcunda Yeniay

DİPLOMATİK HAMLELER – GİZLİ STRATEJİLER
İLİŞKİLERE YENİ BİR ŞANS

21 Ekim Salı, Terazi burcunun 28. derecesinde bir yeniay gerçekleşiyor. Venüs yönetiminde yeniay, ilişkiler, iş birlikleri, anlaşmalar, hukuksal konular gibi temaları ön plana çıkarırken, yeni başlayacak ilişkilere ya da yeni kurulacak ortaklıklara da start verebilir. Var olan ilişkilere, ortaklıklara yönelik de bazı değişimler, alınacak önemli kararlar- yapılandırmalar ve mesuliyetler söz konusu. Sorunların çözümü, imzalanan anlaşmalar, hukuksal davalara yönelik uzlaşmalar da olumlu yönden gelişmeleri getirebilir. Dolayısıyla, yeniay ile birlikte önümüzdeki en az 15 günlük süreci bu bağlamdaki işlerimiz ve girişimlerimiz için değerlendirebiliriz.

Yeniay haritası iki açı kalıbı ile dikkat çekiyor. Jüpiter ile kare açı, Kiron karşıtlığıyla birlikte bir T-kare oluşturuyor. Ayrıca yine aynı gün kesinleşecek olan Merkür Mars kavuşumunun Jüpiter Satürn bağlantısı su grubu büyük üçgeni oluşturuyor.

İlişkilerde denge kurma ihtiyacının artacağı bir süreç de diyebiliriz. Yeniay ilişkileri yeniden yapılandırma, geçmişte kopmuş ya da rafa kaldırılmış bağların yeniden gündeme gelmesi ve sorunların çözümü yönünde uzlaşma arayışlarını ön plana alacak. Gereksiz riskler almak, abartılı tepkiler vermek ya da gerçekçi olmayan beklentiler içine girmek, ilişkilerde dengeyi bozabilir. Duyguların yönlendirdiği ani kararlar yerine, sağduyulu ve ölçülü adımlar atmak çok daha sürdürülebilir sonuçlar getirecektir ve süreci fırsata çevirecektir.

Dünya astrolojisi açısından Mars ve Merkür’ün Akrep kavuşumu, diplomatik süreçleri daha dikkatli okumayı gerektiriyor. Barış arayışları, hukuksal düzenlemeler ve uluslararası anlaşmaların ön plana çıktığı bir zaman dilimi olabilir. Dünya liderleri ve devletler arasında stratejik temellere dayanan kararların alındığı, etkili anlaşmaların yapıldığı bir süreç de yaşanabilir. Özellikle diplomatik alanda atılacak adımların hem dikkat çekeceğini hem de sonuçlarıyla uzun vadeye yayılabileceğini söyleyebiliriz. Ancak bu adımlar, açık ve şeffaf bir zeminden çok perde arkasında yürütülen, gizli planlarla şekillenecek olabilir. Büyük satranç hamlelerinin yapıldığı, hamlelerin hemen anlaşılmadığı bir atmosferdeyiz.

Dilâra Efeoğlu
ASA, ISAR CAP

…Zorlu doğum haritasına sahip olduklarına inananlara ithafen!

…Zorlu doğum haritasına sahip olduklarına inananlara ithafen!
Hikaye bu ya… kıssadan hisse
Sol kolunu bir kazada kaybetmiş olan küçük çocuğu babası bir savunma sanatı ustasına emanet etmiş. Çocuk ustanın yanında ondan öğrenecekleri ile kendini geliştirsin istemiş.
Usta, küçük çocuğa çalışması için bir hareket göstermiş ve iyice çalıştıktan sonra yanına gelmesini söylemiş. Haftalarca çalışan çocuk nihayet ustasının yanına gitmiş, çocuğu seyreden usta; git çalış ve öyle gel demiş.
Aylar sonra yine ustasına gelen çocuk, ustası tarafından git, çalış öyle gel diye geri gönderilmiş.
Ta ki bir gün usta çocuğu yanına çağırana dek; Çocuğu yanına çağıran ustası ona bir rakip ile dövüş yapmasını istediğini söylemiş. Sol kolum yok benim dövüşemem dese de ustası bu dövüşe çıkıp elinden geleni yapmasını isteyince çaresiz çocuk peki demiş.
Güçlü rakibi karşında dövüş sadece bir dakika sürmüş. Tek bildiği hareketi yapan çocuk rakibini ilk dakikada yenmiş.
Şaşkın halde ustasına koşmuş, bu nasıl oldu diye; usta şöyle demiş; o kadar çok çalıştın ki en zayıf tarafın artık en güçlü tarafın oldu ve ayrıca yaptığın harekete karşı rakibinin yapabileceği tek bir karşılık vardır o da senin sol kolundan tutmak!

Gökyüzü Siyaseti Yönlendiriyor- Barış İçin Bir Şans

14 Ekim Salı günü Venüs Terazi burcu ilerleyişine başlıyor. (14 Ekim- 7 Kasım) Terazi burcunda Venüs’ün ilk açısı sırasıyla Neptün karşıtlığı, Uranüs üçgeni ve Plüton üçgeni olacak. Kolektif 3 gezegenin apeksinde kalacağı bir görünüm çizen Venüs, Uçurtma açı kalıbı olarak da adlandırılan bir görünüm oluşturuyor.

İlişkiler, ilişki kuma tarzı, değerler, beklentiler, arzularla ilintili Venüs’ün Terazi burcu geçişi, ilişkilere yönelik dengeli, uzlaşmacı, diplomatik, adilane bir etkileşim profilini güçlendirirken dahil olduğu astrolojik görünüm ise bu geçişin dünya olayları üzerinde etkin olma potansiyelinin güçlü olduğunu ve yönünü belirliyor.

Dünya astrolojisi bakışıyla görünüm; Barış, anlaşma, diplomatik çözümler ve diplomatik imzaların atılmasına yönelik adımların ön plana çıkması anlamına gelebilir. Daha toplumcu, özgür, adaletli bir yapı için harekete geçmek, eşitlikçi ilkelere yönelme isteğini ve talebini arttırıyor. Devletler arası anlaşmalar, karşılıklı uzlaşılar ve barışa yönelik hamleler bu dönemde daha fazla gündeme gelebilir. Uzlaşıcı, aynı zeminde buluşma yanlısı tavırları daha ciddi formda görmek mümkün.

Görümün aynı ortak amaçlarla harekete geçen, özgürlük, eşitlik, insan hakları, barış gibi değerler için eyleme geçmeye hazır bir enerjiye de işaret ediyor… Umarım barış getiren etkisi dünyaya yayılır…

Dilâra EFEOĞLU
ASA, ISAR CAP

29 DERECEDE TUTULMAK – BAŞAK BURCUNDA GÜNEŞ TUTULMASI

21 Eylül 2025 Pazar gerçekleşecek Güneş tutulması, astrolojik açıdan son derece kritik bir konumda meydana geliyor. Başak burcunun 29. derecesinde gerçekleşecek olan bu tutulma astrolojide -anaretik derece- olarak bilinen ve temsil ettiği konulara aşırı yoğunlaşma getiren bir noktada oluyor.

Güneş tutulmaları en genel anlamda, doğası gereği yeni başlangıçları temsil etse de, burcun son derecesinde olması nedeniyle bu tutulma esasen bir bitişi, tamamlanmayı, kapanışı ve ardından gelen zorunlu bir dönüşümü ifade ediyor. Kişisel düzeyde sağlık, iş, hizmet, düzen ve sorumluluk temaları ciddiyetle merkezimizde yer alırken, kolektif düzeyde ise bu tutulma kamu sağlığı, tarım, hizmet sektörü, devlet sistemleri ve halkın yaşam standartları gibi alanlarda büyük değişimlere ve hareketli süreçlere işaret ediyor. Ayrıca Başak tutulması retro konumda bulunan Satürn ile karşıtlık yapıyor. Bu görünüm tutulma haritasında çok önemli bir gösterge çünkü Satürn karşıtlığı tutulmanın doğasını ağırlaştırır ve krizleri büyütür bir etki oluşturuyor.

Satürn, evet ama retro Satürn daha da fazla geçmişin hesaplarını açar, ertelenmiş sorumlulukları masaya koyar ve yapıların sağlamlığını test eder. Bu da demek oluyor ki, hem kişisel hem de toplumsal düzeyde içsel ve dışsal sınavların yaşanabileceği, sistemlerin çökebileceği ya da yeniden yapılandırılmak zorunda kalacağı bir süreci işaret ediyor.

Mars da bu gökyüzü tablosunda son derece dikkat çekici bir konumda, Terazi burcunun 29. derecesinde, yani yine anaretik bir noktada bulunuyor fakat tutulma derecesiyle herhangi bir temel açı yapmıyor. Bu durum, potansiyel tehlikelerin, öfkenin, enerjinin ve aksiyonun bastırılmış ya da yönsüz olduğu bir zamana işaret ediyor. Dikkat etmek gereken çok önemli bir nokta ve diplomatik ilişkilerde kırılganlık, halk içinde bastırılan öfkenin ani ve kontrolsüz çıkışları, yönetimlerin yanlış müdahaleleri gibi etkiler doğurabilir. Özellikle bu yerleşim, stratejik hataların, yönsüz politikaların ya da pasif saldırganlığın kolektif alanda ciddi gerilimler yaratabileceğini düşündürür. Gerek kişisel gerekse global ölçekte olaylara karşı koyamama, irade zayıflığı ya da zamanlamada yapılan hatalar gündeme gelebilir.

Bu tutulmanın gözlemsel olarak en iyi şekilde görüleceği yerler arasında Güney Pasifik, Yeni Zelanda, doğu Avustralya ve bazı Pasifik adaları bulunuyor. Türkiye ve Avrupa dahil olmak üzere kuzey yarımkürede tutulma gözlemlenemeyecek ve parçalı tutulma olarak gerçekleşecek.

Klasik astrolojik metinler tutulmaların burcun son derecesinde olmasını son derece kritik kabul eder. Ptolemy’ye göre bu tür tutulmalar, otorite figürlerinin çöküşünü, rejim değişimlerini ve halk ayaklanmalarını tetikleyebilir. Vettius Valens, Satürn karşıtlığı ile birleşen tutulmaların, adalet krizleri, kuraklık, salgın hastalıklar, ekonomik zorluklar ve halk üzerinde artan baskılarla bağlantılı olduğunu ifade eder. Ortaçağ İslam astrologlarından Abu Ma’shar ve Dorotheus’a göre ise tutulmanın Satürn karşıtlığı ile olması, yöneticilerin cezalandırılması, halkın yükünün artması anlamına gelir. Mars’ın 29 derece ve tutulma derecesi ile aversiyon bir yerleşimde olması ise içeride biriken gerilimlerin görünür olmayabileceğini fakat daha sonra çok daha ani ve yıkıcı bir şekilde dışa vurulabileceğini vurgular.

Dünya astrolojisi açısından bu tutulmanın küresel yansımaları oldukça güçlü olabilir. Yönetim sistemlerinde sarsıntılar, halkın yönetime karşı güven kaybı, lider değişimleri, yasal düzenlemelerde sert dönüşler gibi etkiler söz konusu olabilir. Aynı zamanda tarım, sağlık sistemleri ve gıda zinciri gibi Başak burcu temaları üzerinde de gelişen ciddi sorunlar oluşabilir.

Dünya genelinde, işçi hakları, çalışan hakları, kamu hizmetleri ve sağlık altyapısı gibi konular protestoların, yeniden yapılandırma taleplerinin ve toplumsal dönüşüm çağrılarının merkezine yerleşebilir.

Başak burcu tutulmasının etkisi kişinin haritasına bağlı olarak değişmekle birlikte, özellikle yükselen burcu, Güneş, Ay veya kişisel gezegenleri 27–29 derece Başak, Balık, Yay ya da İkizler burçlarında olanlar için bu tutulma çok daha güçlü etkiler ile kendini gösterecek olabilir.

2007-2008 yıllarını hatırlamak, benzer etkilerle karşılaşmak söz konusu olabileceğini göz önünde tutmak gelişebilecek durumları tahmin ve kontrol etmek açısından faydalı olabilir.

Genel olarak ise, sağlıkla ilgili hassaslıklar, yeni beslenme ve yaşam düzenlerine geçiş, çalışma- iş koşullarında değişimler, bazı bitişler, kopuşlar görülebilir. Sürdürülme imkânı kalmamış, ömrünü tamamlamış pek çok şey bu dönem ile birlikte bırakılma- eleme- şekil değiştirme- arınma gibi yaklaşımlarla sınanacak.

Aynı zamanda psikolojik olarak da “artık sürdürülemeyen şeylerin bırakılması” gerektiğini işaret eden bu tutulma, zihinsel, bedensel ve ruhsal olarak arınma ve sadeleşme gerekliliğini de beraberinde getirir.

Her ne kadar başlangıçları tetikleyen bir tutulma gibi görünse de bu başlangıçlar önce bazı şeylerin gerçekten bitmesiyle mümkün olacak. Bu bir yeniden yapılanma süreci. Belki hemen değil ama çok büyük bir eşiği geçmeye hazır olmalıyız. Ve tutulma bize gösteriyor ki artık bazı kapılar kapanmak zorunda. Gökyüzü bir eşik çiziyor ve biz eşiği geçmeye hazır olmalıyız.

Dilâra Efeoğlu
ASA, Isar Cap

TUTULMALAR ve CHP

7 Eylül Ay Tutulması
21 Eylül Güneş tutulması
21 Eylül CHP olağanüstü kurultay kararı
Türkiye siyasi hayatında tarihsel bir dönemeç

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ilk kuruluş haritası 9 Eylül 1923 tarihine dayanmaktadır. Bu haritada Yay burcu yükselirken, Güneş 15 derece Başak burcunda yer almaktadır. Partinin 81 yılında kapatılması ve sonrasında 9 Eylül 1992’de yeniden açılmasıyla ortaya çıkan ikinci harita ise Akrep burcu yükseleniyle dikkat çekmektedir.

2025 yılına geldiğimizde, özellikle 7 Eylül Pazar günü Balık burcunda gerçekleşecek Ay tutulmasının, hem 92 hem de 23 tarihli CHP haritaları üzerinde önemli etkiler yarattığı görülüyor. Ayrıca, 21 Eylül’de 29 derece Başak burcunda gerçekleşecek Güneş tutulması da yine her iki haritada da kritik bir dönemeç anlamı taşıyor.

İlk kuruluş haritası, partinin kaderi doğrultusunda zaman zaman kapanma, içsel bölünmeler veya yeniden yapılanma gibi dönüşüm süreçlerine işaret ediyor. 92 yılındaki ikinci kuruluş haritası ise 23 yılı haritasının bir devamı niteliğinde değerlendirilmelidir.

Günümüze gelirsek, hem 1923 hem de 1992 haritalarının aldığı etkiler, yükseleni Yengeç olan Türkiye Cumhuriyeti haritasıyla birlikte okuduğumuzda, bir muhalefet partisi olan CHP’nin tarihsel olarak çok önemli bir kavşaktan geçtiği net bir şekilde görülüyor.

Süreç, CHP açısından derin bir krize, içsel parçalanmalara hatta partinin siyasi varlığını kaybetmeye kadar uzanabilecek sarsıcı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirebilir. Eğer 21 Eylül kongresi planlandığı gibi gerçekleşebilirse, bu gelişmeler sadece CHP için değil, muhalefet yapısının genel dengesi ve Türkiye’nin siyasi geleceği açısından da oldukça kritik bir dönemi işaret ediyor.

Dilâra Efeoğlu
ASA, Isar Cap

“Re Giorgio” King Giorgio – Giorgio Armani

Moda dünyasında “Re Giorgio” (King Giorgio – Kral Giorgio) olarak anılan Giorgio Armani, 4 Eylül 2025 günü hayatını kaybetti. Işıklarda olsun.

Giorgio Armani, sade ve sofistike tarzıyla tanınan, zamansız tasarımlarıyla adını moda tarihine altın harflerle yazdırmış bir efsaneydi. 1934 İtalya doğumlu olan Armani, kariyerine tıp eğitimiyle başlamış ama ardından modaya yönelmiş ve 1975’te kurduğu kendi moda eviyle dünya çapında bir ikon haline gelmiştir.

Onun başarısının arkasında yalnızca tasarım gücü değil, aynı zamanda güçlü bir iletişim ve pazarlama vizyonu da vardı. Doğum haritasında 11. evde İkizler burcunda yerleşmiş Venüs ve Mars, estetik anlayışını iletişimsel becerilerle harmanlamasına olanak sağlamış, bu da markasının en güçlü yönlerinden birini oluşturmuştur. Armani, hem çizim hem de tasarım süreçlerinde zamansız parçalar yaratmış, hem de bunları dünya çapında başarıyla tanıtarak global bir marka kimliği inşa etmiştir.

Yükselen Aslan burcu, hiç kuşkusuz ona “King Giorgio” unvanını kazandıran etkilerden biridir. Haritasındaki Yengeç burcu vurgusu (Ay, Merkür ve Güneş’in yerleşimleri), tasarımlarına nostaljik, aileye ve geçmişe bağlı bir dokunuş katmıştır. Armani’nin kardeşleriyle birlikte çalışarak moda evinde aile bağlarını güçlü tutması, markasının istikrarı ve güvenilirliği için hiçbir taviz vermemesi de bu etkilerin açık bir yansımasıdır.

Dilâra Efeoğlu
ASA, Isar Cap