Balık Burcu

Balık Burcu
İnsanın doğa varlığında, yeryüzünden gökyüzüne açılan bir pencere gibi iki bilinç düzeyinin tamamlanma ve yeni başlangıç güçlerini sembolize eden Balık burcu, astrolojide; hassaslığın, şefkat ve merhametin, fedakarlığın, engin hayal gücünün ve coşkun duyguların ifade edilişidir.

pisces (1)
Mitolojik bir anlatımına göre;
Pisces takım yıldızın mitolojisi, toprak ana Gaia ile ölüler ülkesinin en derin yerinde olan Tartaros’un çocuğu olan Typhon ile ilgilidir. Typhon eski Yunan tanrılarının en korkuncuydu. Bir rivayete göre Typhon’un yüz tane başı vardı. Başları yıldızlara değebilirdi. Tüm başlarından kara diller ve gözlerinden ateş çıkarırdı. Ayrıca bu dev canavarın yılan ayakları ve gökyüzünü saracak kadar uzun kolları vardı. Bu korkunç canavar ile Olympos’taki tanrılar bile dövüşmekten kaçınırlardı.
Bir gün Typhon tanrıların evi olan Olympos’a saldırdı. Ve tanrılar kendilerini bir hayvana dönüştürerek kaçmaya çalıştılar. Zeus kendini bir koça dönüştürdü, şarap tanrısı Dionysos bir keçi haline geldi, tanrıların habercisi Hermes ( Merkür ) balıkçıl bir kuş şeklini aldı. Güzellik tanrıçası Aphrodite ve oğlu sevgi tanrısı Eros ise Nil nehrinden geçebilmek ve canavardan daha rahat kaçabilmak için bir çift balık halini aldılar. Athena (Minerva ) sonradan bu olayı ölümsüzleştirmek için bu iki balık figürünü yıldızların arasına yerleştirdi.
Bu balıklardan biri olan, gözkamaştırıcı güzelliğe sahip Aphrodite bir efsaneye göre dalgaların köpüğünden doğmuştur. Bir ilkbahar sabahı, Kıbrıs adası kıyılarında kıpırtısız olan deniz birden bire köpüklü beyaz bir dalga ile hareketlendi. Ve bu dalgayla birlikte bir sedef kabuğu kıyıya vurdu. Sedefin kapağı açıldığında içinden güzeller güzeli Aphrodite ve beraberinde aşk tanrısı olan oğlu Eros çıkmışlardır. Aphrodite güzelliğiyle sadece tanrıların değil insanlarında gönlünü fethetmiştir. İnsanların kalplerine sevgi ve aşk tohumları serpiyor, onlara sevinç veriyordu. Aphrodite gücünü sadece insanlar üzerinde göstermezdi. O tüm tabiata söz geçirebilirdi. Aphrodite gibi Eros da tanrıların ve insanların kalplerinde aşkın ilahi ateşini yakar, onların mutluluklarını veya bahtsızlıklarını hazırlardı. Eros’un elinde oklar veya tutuşmuş kızgın bir meşale bulunurdu. İnsan ruhu, neşesini de ıstırabını da hep Eros’a borçludur.Burçlar kuşağındaki Pisces, Aphrodite ve Eros’un birbirlerine iple bağlı görünen iki balık figürünü temsil eder.

Kaynak: Yasemin ÖRS, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri,Takımyıldızların Mitolojik Öyküleri

23 Mart 2016 Ay Tutulması


23 Mart 2016 Ay Tutulması    

   808ea639187acf1a086e8bbcd058fef6
23 Mart 2016 Çarşamba günü saat 14.00′ de Ay Tutulması gerçekleşecek. Güneş ve Ay tutulmalarının etkileri hayatımızda tutulmanın öncesi ve sonrasına yayılırlar ve diğer gezegenlerin tutulma noktalarına yaptıkları açılar ile de belirli zaman içinde etkilerini görünür kılmaya devam ederler.
Kısaca tutulma anında gökyüzünün gezegensel konumlarına baktığımızda; Öncü burçlarda gerçekleşen tutulma Terazi burcunun 3. derecesinde ve Koç – Terazi ekseninde. Koç – Terazi ekseni astrolojide “ilişkiler” ekseni olarak tanımlanır. Tutulmanın yönetici gezegeni Venüs. Balık burcunda yerleşmiş olan Venüs tutulma sırasında Juno ile kesinleşen bir üçgen açı içinde olacak. Bu üçgen açının tutulmanın karakteristik özelliğinde rol alacağı görülmekte. Buradan da “ilişkiler” temasının önem kazanacağı vurgusunu görmekteyiz. Yay burcunda yerleşmiş olan Mars’ın, Güneş ve Ay arasında önemli yakınlık dereceleri ile oluşturmuş olduğu köprü tutulma haritasının gözlenmesi gereken ve en önemli etkileri getiren gezegensel hareketi olacak. Tutulmadan 1 gün sonra retro’ya girecek olan Satürn’e Mars’ın kavuşuma gidiyor oluşu ise gökyüzünün dönemsel etkilerine damgasını vuracak olarak görülmekte. (Mars-Satürn kavuşumu ayrı bir yazının konusudur)
Terazi burcunda ki Ay Tutulması, ikili ilişkiler, karşılıklı anlaşmalar, beraberlikler, evlilikler ve ortaklıklar içeren birlikteliklerde gerek kişisel gerek toplumsal düzeyde etkilerini gösterecek.
Bir sonuca bağlama zamanı gelmiş olan, bir şekil bir düzen değiştirme gereğini hissettiren, aradığımız denge,uyum ve zerafeti yitirmiş olan her türlü ilişkinin gözden geçireleceği bu süreçte ilişkileri yeni bir yere vardıracak kararların alınma ihtiyacının belireceğini ve sonuçlarının görüleceğini söyleyebiliriz.
Ani, plansızlık, öfke ve sabırsızlık içeren davranışların ön planda olacağı, hızlı ve cesur tavırların sergileneceği, gerek doğru gerek yanlış düşünülmeden harekete geçme enerjisi taşıyan egosal tepkilerin varolacağı bu süreç bizi varlığımızı ifade etmeye doğru çeken benlik ve duygularımız ile karşı karşıya getirecek.

Dilâra Başar Efeoğlu

Hermetika, Evrensel ve Özel

HERMETİKA

EVRENSEL VE ÖZEL        fa5161564e36f3857d14c05c596be901
Atum düzenledi Zodyak takım yıldızlarını doğa’nın devinimleriyle uyumlu olarak ve onları görevlendirdi şekillendirmekle bütün hayvan formlarını.
Bu Tanrılar kullandıklarında kendi farklı güçlerini,ortaya çıktı dört ayaklı yaratıklar, sürüngen hayvanlar, balıklar ve kanatları olan kuşlar, otlar ve çiçekli bitkiler;
hepsi de kendi farklı tabiatlarına göreydi ve her biri kendi türlerinin devamı için gerekli tohumu içeriyordu.
Yaşayan her canlının kendi özgün formu vardır, Zodyak’ın gücüyle ona verilmiş olan.
Bu formlar uygundur onun türlerine, yine de hepsi bireyseldir.
Örneğin, insan ırkı ortak bir evrensel formu paylaşır,
bununla biliriz ki insan insandır.
Yine de bütün insanların tamamen farklı özel bir formu vardır,
bu yüzden hiçbir ikili birbirinin aynı olamaz.
Özgündür her bir özel form, çünkü o zaman ve mekanda
özgün bir yer işgal eder.
Bu özel formlar değişir her saatin her anında,
Zodyak Tanrıları göksel dairelerinde dönerlerken.
Evrensel formlar değişmezler, tıpkı takımyıldızlarının aynı kalmaları gibi.
Ancak an be an değişime uğrar özel formlar,
döndükçe değişmesi gibi gök küresinin.
Gök yağışlıdır, sonra kuru olur, soğuk, sonra sıcak,
parlak, sonra karanlık.
Ama bu hızla değişen formların hepsi de toplanırlar
evrensel değişmez formu altında gökyüzünün.
Yeryüzü hep değişmektedir, üretmekte, ürün vermektedir,
farklı ürünler sunarak; yine de kalır o Yeryüzü olarak.
Su durgun olabilir, ya da akabilir; ama hala sudur o.
Dünyasal bir tapınaktır insan bedeni, yapılanmıştır gücüyle Zodyak’ın sayısız formlar oluşturan basit arşetiplerden.
On iki burç vardır Zodyak’ta ve onların ürettiği formlar on iki bölüme ayrılır.
Onlar aslında, ayrılmaz şekilde birleşmişlerdir devinimlerinde.
Doğa’nın yaptığı insan bedeni, öyle yankılanır ki bünyesi
yıldızların biçimlerine göre; karşılıklı olarak tesir ederler birbirlerine.
Bizler doğduğumuz zaman, tam o sırada vazife gören
gezegen tanrıları doğumlarda yetkili olarak sorumluluk alırlar.
Bu özel güçler değişirler gezegenlerin dönüşlerine göre,
bedeni dolaşır onlar ve kişiliğimize şekil verirler.
Nüfuz ederler sinirlerimize ve iliklerimize, kan damarlarımıza,
hatta en içteki organlarımıza.

Atum : Mısır Mitolojisinin ilk tanrısı olan Re-Atum

9 Mart Güneş Tutulması

9 Mart 2016 Çarşamba günü saat 03.54 sularında Gökyüzünde Tam Güneş tutulması oluşacak.
Bu güneş tutulmasının vereceği etkiler harita üzerinde gözlemlendiğinde, tutulmanın Balık Burcunda gerçekleştiği görülmekte. Tutulmanın yönetici gezegeni olan Jüpiter, Başak burcunda tutulma noktası ile karşıtlık içerisindeler. Tutulma anının yükselen gezegeni olan Satürn tutulmaya Yay burcunun 16. derecesinden yaptığı kare açılar ile bu karşıtlığı bir tkare açı kalıbı haline getirmiş durumda.
6 Mart itibariyle Yay burcuna geçmiş olacak olan Mars’ın, tutulma derecesi ile kavuşum yapan Neptün ile aldığı kare açı, tutulma ve tutulma sonrası olaylar bazında oldukça etkili olacak gibi görülmekte. Neptün’ün Jüpiter yönetiminde yol alırken Mars’ında bu dönem yönetici gezegeninin Jüpiter olması gerek bu güneş tutulmasını gerek gökyüzünün dönemsel etkilerini bir hayli özel konuma getirmiş durumda.

36143ddb5c08979f17d456802bf1f819 (1)

Balık Başak ekseni ile Balık burcu etkisini üzerimizde oldukça hissettirecek olan bu Güneş Tutulması, bizi içsel, ruhsal, inançsal, duygusal olaylar içerisine çekecek ve gerçek ile gerçek dışı ayırımı arasında bir karmaşa hali yaşamamıza sebep olacak. Gerek kişisel gerek toplumsal olarak, duygusal yoğunluklar, kontrolümüz dışı gelişen ve kontrol etmekte zorlandığımız olaylar, zihinsel ve etkisel karışıklıklar, kısıtlanmalar içerisinde kalacak olabiliriz. İçimizde varolan fedakarlık, yardım etme, faydalı olma ve bütüne hizmet etme anlayışımız yoğunlaşabilir hatta kendimizi bu tür olaylar içerisine bir nevi çekilmiş halde bulacak olabileceğiz. Aklımız ve mantığımızın kontrol dışı kalması endişesi ile yaşayacak olabileceğimiz ikilem doğrularımızı, kimliğimizi, sorgulama gereği hissettirecek bizlere.

İnançsal ve fikirsel tepkilerin köken oluşturduğu çıkış ve çatışmaların yaşanacağı bir dönem içerisinde olacağız, ruhsal ve zihinsel bakış açısındaki berraklığı kaybetmemenin gerekliliği tutulma anı haritasının en önemli göstergesi olarak görülmekte.

Dilâra Başar Efeoğlu

Hermes Trismegistus

                 Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir                                                                   ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Mısır kökenli Yunanca metinlerde Hermes Trismegistus’tan majinin, simyanın, astrolojinin, astronominin,tıbbın ve bilgeliğin kurucusu olarak söz edilir. Bu metinlerde ondan “üç kere büyük Hermes” anlamında “Hermes Trismegistus” olarak söz edilir.

Hermetizm hakkında bilgi veren eski metinler günümüzde hermetika ya da zümrüt tabletler olarak adlandırılır.

Bunlar eski Mısır’da kutsal alfabeyle yazılmış orijinal kayıtların farklı alfabelere çevrilmiş kopyalarının kısmen eski yunanca’ya ve latinceye çevrilmiş bölük pörçük parçalarından oluşurlar. Bu metinlerin İskenderiye yangınından ve bağnazların ellerinden kurtulabilmiş kısımlarındaki bilgilerin de, hem çeviriler sırasında hem de başka nedenlerle bir miktar anlam kaybına uğradıkları sanılmaktadır.
Hermetik yazılar içinde en önemlisi kuşkusuz Zümrüt tablettir. Metinden ilk olarak Albertus Magnus, De Mineralibus adlı eserinde bahseder. Buna göre Hermes’in mezarı İskender tarafından bulunmuş olup tabletler burada açığa çıkmıştır.

En yaygın söylence, bu tabletlerin, Hermes’in lahitinin olduğu yerde, ellerinin arasında bulunmuş olduğudur. Burada sembolik bir ifade kullanıldığı da varsayılabilir.

Hermes Trimegistis’in Simya üzerine Zümrüt Tableti
Hermes’in cesedinin bulunduğu karanlık mağarada , ellerinin arasında bulunmuş , Zümrüt tablet üzerine yazılı sırları :
Hiç yalan olmadan doğrudur , kesindir ve çok gerçektir.

10171656_693439464107817_7634857961019792147_n

Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir , ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Ve bütün her şey bir olandan geldiğinden , bir olanın düşüncesinden gelmiştir. Böylece her şey bu tek olandan uyum sağlayarak çıktı.
Güneş onun babasıdır, Ay annesidir. Rüzgar onu karnında taşımıştır, Toprak beslemiştir.
(ateş, su, hava ve toprak ile 4 element belirtilmiş)

Dünyanın bütün gücünün babası budur. Onun gücü eğer toprağa dönerse her şeye yeter .
Toprağı ateşten ayıracaksın, sübtil olanı kalın olandan ; bu büyük bir maharetle olmalı.
Topraktan gökyüzüne çıkacak ve yeniden toprağa inecek , ve yukarıda ve aşağıda olanın gücünü alacak . Bununla bütün dünyanın zaferi senin olacak ; bunun için bütün karanlık senden uzaklaşacak.
Bu bütün kuvvetlerin en kuvvetlisi ; çünkü her sübtil şeyi yenecek, her katı şeyin içine girecek.
Dünya da böyle yaratıldı.
Hayranlık verici biçimler bundan çıktı , bunların ortamı buradadır.
Bu yüzden bana Üç Kere Büyük Hermes denir , çünkü bütün dünyanın felsefesinin üç bölümü de bana aittir. Güneş’in yaptıkları hakkındaki söylediklerim böylece bitiyor ve tamamlanıyor.

Hermetika, Zodyak ve Kader

HERMETİKA

ZODYAK VE KADER                                                         fa5161564e36f3857d14c05c596be901

Yaratıcı,
bu mükemmel düzendeki evreni yarattığında dünyaya da düzen vermek istedi.
Bunun için oraya,
ölümsüz bir varlık suretinde yaratılmış ölümlü bir yaratık olan insanı indirdi,
Kozmos’un tanrısal yapısını güzelleştirmek için.
İnsanın işlevidir Atum’un eserini tamamlamak.
O, evreni hayranlık içinde seyretmek için yaratılmıştır
ve yaratıcısını bilmesi için.
İlk başta göksel tanrılar yakınarak konuştular:
“İnsanlığı yaratırken aceleci davranıyorsun.
Araştırıcı gözlerle bakıyor onlar ve duymayı hak etmediklerini duyuyorlar.
Küstahça el uzatıyorlar.
Kazıp çıkaracaklar bitki köklerini
ve taşların özelliklerini araştıracaklar.
Daha geri hayvanları kesip biçecekler ve birbirlerini de!
Keşfetmeye çalışacaklar neden canlı olduklarını
ve ne saklı olduğunu içlerinde.
Kendi topraklarının ormanlarını kesip bitirecekler
ve denizin ötelerine yelken açacaklar ne olduğunu görmek için.
Madenleri kazacak ve Yeryüzü’nün derinliklerini araştıracaklar.
Belki bunlara dayanmak mümkün olur,
ancak daha da ileri gidecekler.
Yukarıdaki dünyayı keşfetmek için sabırsızlanacaklar,
gözlemler yaparak keşfetmeye çalışacaklar yasaları
göklerin hareketlerini yöneten.
Atum’un yanıtı şöyle oldu:


“Zodyak’ı yapacağım; 

bir mekanizma ki yıldızlarda gizli, şaşmaz ve kaçınılmaz kadere bağlı.
İnsanların hayatları, doğumdan son yıkıma kadar,
kontrol edilecektir gizli işleyişiyle bu mekanizmanın.”


Ve bu mekanizma işlemeye başladığında, keskin gözlü tanrıça Kader
gözetip denetledi Zodyak’ın devinimlerini.
Bu mekanizma vasıtasıyla,
ayrılmaz oldular birbirlerinden Kader ve İcaplar.
Kader tohumu eker.
İcaplar zorlayarak sonuçları oluşturur. 
Kader ve İcapların ardından
düzen gelir;
zaman içindeki hadiselerin karmaşık dokusu.
Aşılar bedenin içine Atum her bir insan ruhunu
yardımıyla gökyüzünde dolanan tanrıların.
Artık insana kalan hayatını yaşamaktır, kendisi için biçtikleri kaderi
bu dolanıp duran göksel güçlerin;
ve sonra göçüp gitmek ve ayrışmaktır unsurlarına.
ismi yaşayacak olanlar vardır, unutulmaz değerleriyle
büyük eserlerinin; ancak çoğunun isimleri gömülecektir karanlığa.
Az insan kaçabilir kaderinden ya da karşı çıkabilir
korkunç baskısına Zodyak’ın;
çünkü yıldızlar araçtır Kader’in elinde, gelip geçen ne varsa oluşturan
insanların dünyasında.
Bütün bunların üstünde eğer ruhunun akılcı tarafıyla bir insan
aydınlanacak olsa tek bir ışınla Atum’dan gelen,
bu tanrıların işleri hemen hiç kalır yanında;
çünkü güçsüzdür bütün tanrılar Yüce Işık’ın önünde.
Ama az bulunur böyle insanlar.
Çoğunu sevk eder, yol gösterir
dünyasal hayatı yöneten tanrılar,
Kader’in araçları olarak kullanarak bizim bedenlerimizi.
Benim düşünceme göre, yine de,
bize vazifedir doğrudan boyun eğmemek
insan olarak bu halimizde;
aksine, tanrısal niteliklerin yoğun tefekkürü yoluyla
kendimizi üstünde tutmak
tamamen ölümlü olan tabiatımızın.

Okumaya devam et “Hermetika, Zodyak ve Kader”