Uranüs retro ilerleyişine başladı (12 Ağustos – 10 Ocak 2020)

20e0d50583c6b73d504a178a0b4d2847.jpg

Kendi hayatlarımıza dönüp baktığımızda; özgürleşme, bağımsızlaşma, yenilenme gerekliliği duyduğumuz, “eski ben” ile “yeni ben” arasında değişim göstermeye bizi zorlayan, benliğimizde mücadele, cesaret ve varolma güdüsünü ortaya çıkaran etkilerin ortaya çıkmaya başladığını fark ettiğimiz anda arka planda ama en baş rolde Uranüs’ü görebilme potansiyelimiz çok yüksektir.

-Bilinçli ya da bilinç dışı-

-Farkındalıklı ya da dürtüsel-

deneyimler ile Uranüs kendini ifade ederken, değişim, yenileşme, özgürleşme ve aydınlanma enerjisi yaratır.

BİREYCİ felsefi görüşü dünya üzerine enkarne etmek Uranüs’ü tanımlar.

Retro (geri) hareketinde olan Uranüs, kendi doğasına has -özgün- eksantrikliğini huzursuz ve yabanileşmiş bir doğa ile sergilemeye başlar.

Bu şimdilerde özellikle Boğa, Aslan, Akrep ve Kova burcunun 2 derece ila 7 derece arasında Güneş’i yada diğer gezegenleri olan haritalarda çok daha etkilerini görünür kılacak.

Değişime direnç göstermiş olduğumuz bir noktada karşımıza yeniden çıkan ve bu sefer çok daha zorlayıcı, mecbur bırakan, izin istemeyen, kaos yaratan, gergin, elektriksel enerjisi güçlü ortamlar içinde kendimizi buluyor olduğumuzda yine arka planda Uranüs olduğunu hatırlamamız gerekmekte.

Uranüs’ün yol açmak istediği değişimi anlamak onun ortaya çıkardığı kaotik ortamı yönetebilmenin belki de tek şansı halini alabilir. Bireysel olarak Uranüs, Neptün ve Pluto gezegenlerinin etkilerini kişisel düzeyde fark etmek, çözümleyebilmek ve yönetebilmek zorlu süreçler gerektirmektedir.

Uranüs’ün retro hareket edeceği süre boyunca güven ihtiyacımızı karşılayan en önemli unsur halini alan sabitlik ihtiyacımızın sarsılmasına izin vermek,

bazı şeylerin dağılmasının korkusunun getirdiği geçmişe yapışma yada içinde bulunulan koşullara yapışma psikolojisinden sıyrılmak,

Yeniliklere ve değişimlere karşı dürtüsel bir karşı çıkış refleksi geliştirmek yerine;

akışta kalmaya ve sezgilerimizin izini takip etmeye gönüllü olmak hayatlarımızda yepyeni bakış açıları ve yepyeni kazanımlar getirecektir.

 

Pluto, Uranüs ve Jüpiter açıları; Zihinsel bir kabuğun soyulması…

ca700b07b9efe8cb65fea0189ff108d3

Pluto, Uranüs ve Jüpiter açıları; Zihinsel bir kabuğun soyulması…

Dane Rudyhar, Triptych isimli ilham verici eserinde Uranüs’ü “evrensel ruhun yaratıcı gücü olarak tanımlamaktadır. Rudyhar, Uranüs’ün kişisel “başkalaşma, şekil değiştirme” aşamasını ifade ettiğini ve “başkalaşıma uğrayan kişinin Evrensel Aklın ortaya çıkması için bir odak haline geldiğini” belirtmektedir. (Bu cümle Barış İlhan yayınevine ait, Stephen Arroyo, Astroloji, Karma ve Dönüşüm Kitabından alınmıştır)

Daha önceki paylaştığım 2017 yılına dair yazımda belirttiğim gibi içinde bulunduğumuz yıl, Jüpiter, Uranüs ve Pluto’nun döngüsel açıları ile oldukça doğru orantılı şekillenmekte. Ve astrolojik olarak bu döneme ait olaylar üzerinde ‘neden ?’ diye sorduğumuzda bu üç gezegenin hareketlerinin biz insanlar ve dolayısıyla olaylar üzerinde yarattığı önemli etkileri görülmekte. Diğer gezegenler ve açıları, Pluto, Uranüs ve Jüpiter döngülerinin yaratmak istediği etkilere yönelik bir argüman halinde çalışmakta.

Terazi burcunda hareket etmekte olan Jüpiter ile Koç burcunda harekette olan Uranüs’ün uzun döneme yayılan etkiler taşıyan 26 Aralık 2016’da gerçekleşen karşıt açısı, 3 Mart ve 28 Eylül 2017 günlerinde tekrar kesinleşmiş dereceye geliyor olacak. Jüpiter, Uranüs karşıtlığının Oğlak burcunda hareket etmekte olan Pluto ile oluşturdukları açı kalıbı yine gökyüzünde uzun bir döneme yayılan etkiyi oluşturmakta. Jüpiter’in Pluto ile kare açısını deneyimleyecek olduğumuz tarihler ise önümüzdeki 30 Mart ve 4 Ağustos günleri.
İhtiyaç hissedilen değişimin nerede ve nasıllığı hakkında bilgi verici olan Uranüs, asıl değişimin oluşması gereken yer olan bilinçlerde değişim yaratmak gücünü ortaya koyar. Olaylar ön planda çalışırlarken arka planda ihtiyaç hissedilen bilinçsel değişimin varolabilmesi için zihinsel bir kabuğun soyulması, kaldırılması gerektiği misali varolan algıların yerini yenilerinin alabilmesi gerekliliği ile çalışır. Jüpiter, Uranüs karşıtlığı ; Uranüs’ün taşıdığı bu ilkeler ile Jüpiter’in taşıdığı, somut gerçeklerin çok daha ötesinde durabilen, inançlar, düşünceler, mânâ ile bütünleşebilen zihninin birbiri ile karşılaşması, birbirine karşı bakıyor duruşu. Her karşıtlık aslında taraf için oradan almak gereken bir şeyler olduğunun göstergesidir. Amaç farkındalık yaratmak, bilinçsel uyanış sağlamak ve boyutsal bir değişim ile gelişim yaratmaktır.
Kalıcı bir değişimin, kalıcı bir gelişimin en iyi halini sergilemesi ancak bir dönüşüm ile birlikte gerçekleştiğinde oluşur. Yeniden yapılanmanın sağlanması için tükenmiş, yapıcılığı, gücü kalmamış, gelişmeyi engelleme içinde olan tüm unsurları dönüştürmenin ana gücü olan Pluto, bu gereken dönüşümün tüm olgularını taşıyan gezegen olarak Jüpiter ve Uranüs ile kare açı yapmakta. Yaşadığımız, maruz kaldığımız tüm etkiler, çarpışan zihinler, çarpışan algılar artık bilincin bir nevi yeniden doğuşunu tamamlamaya yönelik olan sancılar ve sarsıntıları yansıtmakta.
Uranüs ve Pluto gezegenleri bireysel etkilerin çok ötesinde kolektif, toplumsal etkiler yaratan gezegenlerdir. Kolektif olanın içinde kendine doğru döndürülmüş bir bakış açısı, kendinde olana karşı geliştirilmiş gerçek bir farkındalık bireysel ilerlemeyi sağlayabileceği gibi bütünselin gücünüde yenileyecektir.

Sevgi ile…
Dilâra B. Efeoğlu

Not: İlk paragrafta yapılan alıntının sahibi Dane Rudyhar; Fransız, astrolog, şair, müzisyen ve felsefi düşünür.

Merkür, Uranüs karşıtlığı

 

0c9e5252bf12929fa3e05838f0761833

 

Merkür, Uranüs karşıtlığı
Oldukça hızlı bir zihinsel çalışmaya işaret eden bu açı, aşırı bireysel düşünmeyi, olaylar üzerinde ayrıntıları atlamayı, hemen sonuca odaklanmayı ve alınan kararların sık sık değişime uğrayabilecek oluşunu ifade eder.
İçinde olduğumuz şu günlerde etkisini hissettiren Merkür, Uranüs karşıtlığı 20 Ekim Perşembe günü (10.42) kesinleşmiş derecede olacak ve 25 Ekim Salı gününe değin aktifliğini sürdürecek.
Zihinsel aktiflik, iletişimde özgürlük arayışı ve özgünlük içeren tavırlar içine girmek, alışılmışın dışında, aykırı, başkaldırır nitelikte ifade tarzı ile tutarsızlık gösteren düşünceler, ani ve sabırsızca verilmiş kararlar bu dönem için dikkat çekici olabilir. Merkür’ün Terazi burcunda oluşu ile ilişkilerde iletişim içinde olma ve ilişkilerde denge aramak güdüsü ile çalışan zihinsel yapının kendi denetiminde zorlanacağı, dengesizlik ve tutarsızlık içine düşebileceği, abartılı fikirler ve ani verilen yeni kararlar içine girebilecek olma ihtimalini bilmekte fayda var.
Yeni bir bakış açısı kazanıyor olabilmek ile değerlendirilebilecek bu açı, fikirsel ve zihinsel yeni kavrayışlar taşıyor oluşu ve kendini ifade etme özgürlüğünü sağlayabilmesi ile yaratıcı etkileri ile kullanılabilinir.
Sevgi ile…
Dilâra Başar Efeoğlu

Güneş Uranüs Üçgen Açısı

07230057faec450c537a6a0484c79f54 - Copy

 

“Her zaman yapıIan yanIış nedir, biIir misin ? Yaşamın değişmez oIduğunu sanmak, trenin ray değiştirmeden sonsuza kadar gideceğini düşünmektir. Oysa kaderin hayaI gücü bizimkinden daha renkIidir”

İtalyan yazar Susanna Tamaro’nun ‘Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’ adlı kitabından böyle bir alıntı yapmak gökyüzünün konumuna oldukça uygun.
16 Ağustos Salı günü Güneş Uranüs üçgen açısı kesinleşiyor olacak. Kişinin bireyselliğini daha özgür ve daha kendine güvenir bir şekilde ifade edebiliyor olduğunu gösteren bu açı ile hayatımızda güçlü değişimler yaşıyor olabileceğimiz bir dönemde olabiliriz. Değişim etkisinin hayatımıza kadersel bir şekilde akıyor olduğunu görebilir ve bu akışın kimliğimize ait yeni bir yön geliştirmekte olduğunu farkedebiliriz.
18 Ağustos Perşembe günü gerçekleşecek Ay tutulması sırasında da etkili olacak bu açı duygusal olarak da özgürlük arayışı içerisinde olduğumuzu ve değişimlere karşı istekli ve değişimler karşısında sağlam ve güçlü duruş sergileyen duyguları göstermekte. 26 Ağustos’a kadar azalarak sürecek bu açının etkisini olumlu olarak hayatımıza aksettirebileceğimiz enerjiler hakim, yeter ki sorumluluk ve hareket anlayışımızı kıskançlık, kin ve intikam duygularından uzak tutalım, bu tür duygular ile hareket etmek yapıcılık yerine yıkıcılık getirebilir.
Sevgi ile…
Dilâra Başar Efeoğlu