
Amerikalı psikolog ve hümanist psikolojinin öncülerinden Abraham Maslow, insan yaşamının temel dinamiklerini açıklayan “İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi” ile tanınır. Bu teoride insan ihtiyaçları önem sırasına göre bir piramit şeklinde sınıflandırılmıştır ve piramidin en tepesine “kendini gerçekleştirme” ihtiyacı yerleştirilmiştir. Maslow, kişisel potansiyeli ortaya koyma, kişisel gelişim arayışı, yaratıcılık, keşif ve zirve deneyimlerini olarak tanımlar.
Maslow’a göre bu en üst düzey ihtiyaç kişinin kendi potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştirme arzusunu ifade eder. Kendisinin tanımıyla “kişinin yapabileceği her şeyi başarma ve olabileceği her şey olma arzusudur” der. Kendini gerçekleştirmeye yönelik dürtü, yaşam boyu süren bir büyüme, keşfetme ve yaratma ihtiyacını yansıtır.
Maslow, insanların sürekli olarak “oluş hâlinde” olduklarını, yani evrim geçirdiklerini ve hayatları boyunca anlam arayışı içinde bulunduklarını da savunmuştur. Teorik olarak herkesin kendini gerçekleştirme kapasitesi bulunsa da Maslow, yalnızca insanların yaklaşık yüzde ikisi gibi bir kısmının bu duruma tam anlamıyla ulaşabileceğini öngörmüştür.
Kendini gerçekleştirme, kusursuzluk değil, kişinin kendi potansiyelini tanıması ve bunu hayata geçirmesi anlamına gelir ki süre, öncelikle kendini tanımayı gerektirir. Çünkü insan, neyi gerçekleştireceğini ancak kim olduğunu fark ettiğinde anlayabilir. Kendi eğilimlerini, güçlü ve zayıf yönlerini bilerek ortaya konulan her hedef, her amaç kendini gerçekleştirmenin bir sonraki basamağını oluşturur. Kendini tanımadan yapılan her çaba ise çoğunlukla dışsal beklentilere hizmet eder. Oysa gerçek dönüşüm insanın kendi özüne yaklaşmasıyla başlar. Kendini tanımak, yaşamın en sade ama en derin amacıdır.
Dilâra Efeoğlu
