HERMES (MERKÜR)

” Kimsin” diye sordum. “Ben yolu gösteren yüce zihinim. Tek
tanrı olan Aton’un aklıyım. Seninle her yerde ve her zaman
birlikteyim. İsteklerinden haberim var. Sorularını açıkça
bildirirsen yanıtlarını alacaksın” dedi ”
“Beni Aton’un bilgisiyle donat ve hakikati göster” diye
yalvardım. Bir anda görüntüm değişti ve nurlu bir aşk
bağıyla bütünleşmiş sonsuzluk belirdi.
Hermetica
Aton: Tanrı (Antik Mısır)

hermes

 

HERMES (MERKÜR)
Adını Roma mitolojisinden alan ve Güneş sisteminde, Güneş’e en yakın hareket eden gezegen olan Merkür, Yunan Mitolojisine göre “Hermes Trimegustus” olarak adlandırılır. Hermes Trimegustus Yunan dilinde “Üç kere kutsanmış Hermes” anlamına gelmektedir.
Antik Yunan Mitolojisinde Hermes’in M.Ö. 1100 dolaylarında yaşamış olduğundan bahsedilir. Yunan Mitolojisine göre Hermes (Merkür), Tanrı Zeus ve Maia’nın oğludur. Zeus “Tanrıların ve İnsanların Babası ” diye adlandırılan Yunan mitolojisinin en güçlü ve en önemli tanrılarından biridir. Zeus adı Roma mitolojisinde Jüpiter olarak geçer.
Üstün nitelikler ile doğan Hermes, efsaneye göre daha bir günlükken ayağa kalkar, kaplumbağ kabuğundan yaptığı lir ile Tanrı Zeus ve müziğin, sanatın, tıbbın, ışığın ve kehanetin Tanrısı Apollon’u büyüler. Mitolojik efsaneye göre Tanrı Apollon tarafından Hermes’e verildiği söylenen, bugün tıbbın evrensel sembolü olarak kullanılan, ölüm-yaşam, sonsuzluk ,bilgelik ve 4 temel elementi ifade eden “Caduceus” (Kadüse) adı verilen asâsı ile bilinen ve rüzgarların tanrısı olarakta adlandırılan Hermes, Tanrıların elçisi olma ünvanıyla yer altı ve yer üstü arasında habercilik yapar, ölülerin ruhlarını yeraltına götürür, onlara kılavuzluk yapma görevini alır, yeryüzünde yolunu şaşıran yolculara rehberlik eder.
Benzer şekilde Antik Roma’da Hermes, “Mercure Trismegistus” olarak anılmıştır. Yazının yanı sıra, müzik, astroloji, ölçü ve tartıların keşfi de ona dayandırılmıştır. Hermes mitolojistlerce eril öğenin temsilcisi olarak kabul edilir.
Astrolojide rasyonel aklın sembolü olan Merkür, Yunan mitolojisinden Hermes adını alan efsanevi şahsiyet, Eski Mısır tarihi, Musevilik ve İslamiyet dinlerinde de kendini gösterir. Bazı kaynaklara göre yaklaşık M.Ö 3000 yıllarında Eski Mısır inançlarında “Thoth” olarak yer alan kişidir.
Eski Mısır kadim bilgilerine göre Mısırda yaşamış olan bilgelik Tanrısı Thoth, bazı düşünürlere göre ise islami kaynaklarda I. Kenan ya da Sirus olarakta adı geçen İdris peygamber olduğu kanaati varolmaktadır.
Platon’un bazı eserlerinde aritmetiğin, cebirin, geometrinin, yazının ve başka ilimlerin kurucusu olarak bir Mısır ilahî kişisi olan “Theuth”tan bahsettiği görülürki bu durum tarihçilerce Antik Yunan öğretilerinin Eski Mısır kökenli olduğuna bir kanıt olarak yorumlanır.
Eski Mısırlılara ait kaynaklarda “Thoth”, “Tahuti”, “Thech”, “Tat” gibi isimlendirilen kelime “Mürşid” veya “Öğretmen” anlamlarına gelmekteydi. Mısırlıların bu ismi “Aa Aa Tehuti” şeklinde telaffuz ettikleri söylenir ki buradaki “Aa Aa”; “Üç kere büyük” anlamına gelir.
Antik Mısır mitolojisinde Thoth, tanrı Osiris’in katibi olarak bilinir. Osiris, ölümlerden ve insanlığın geleceğinden sorumlu Nil Deltası’nın tanrısıdır. Osiris, öte âlemin, ölüm ötesinin, yargılamanın ve yeniden doğuşun tanrısıdır.
Thoth, yazının ve yazıya dayalı bütün bilim ve sanatların mucidi olarak kabul edilir. Bu bilim ve sanatlar, simya, tıp, astroloji ve kehanet gibi mabetlerde icra edilen bilim ve sanatlardır. Tanrı Thoth, zamanla ilahlık basamaklarında ilerlemiş ve mitolojiye göre dünya onun sesinden yaratılmıştır. Çünkü Thoth ses ve sözün etkileme gücüne sahiptir.
Musevilikte, Tevrat’ta ise Yared’in oğlu Hanok olarak bilinir. İbrani inançlarında Hermes ile özdeşleştirilen Enoch (Enoş) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelir ve hem aydınlatıcı hem öğretici hem de insanoğlu anlamını taşır.
Hermetizm Arap-İslam kaynaklarında yaygın olarak “hikmet üçgeni” olarak bilinir. Hermes İslamiyet’te İdris Peygamber olarak kendini gösterir. İnanışa göre Hz. Adem ile Hz. Nuh arasında yaşamış ve söylenceye göre ölmemiş sonsuza değin Tanrı ile beraber yaşayabilmesi için yüksek bir makama alınmıştır, yüce bir makama yükseltilmesi ve çıktığı yerin Güneş Feleği olması Hermes’in evrensel kimliğindeki ortak noktalardan biridir. İdris peygamber; dikiş dikmeyi, terziliği, yazıyı, astrolojiyi, sanatı, tıp ve simya’yı öğreten ilk kişi olarak kabul görür.
Hermes’in varlığı, kimliği, kim olduğu konusundaki başka bir kuram daha bulunmaktadır. Bu kurama göre aslında Hermes diye tek bir kişi yoktur. Hermes bir kişiden, varlıktan yani bir ad olmaktan çok bir sıfattır. Sırlı bilimlerde yetkinleşmiş, otorite olabilmiş kişilere verilen ortak bir unvandır. Öyle ki Eski Mısır tarihi boyunca hermetik kurumların önderi olan birçok kişinin hep “Hermes” adı ile anıldığı söylenegelmiştir. Eski Mısır’da Hermes’in ardından kurulmuş olan öğreti sistemine Hermetizm denildiği gibi daha sonraki devirlerde benzer öğretilerin verildiği benzer amaç ve yolların izlendiği tüm ezoterik nitelikteki ekollerin çalışma sistemlerine de aynı isim verilmiştir.
Dilâra Başar Efeoğlu
Faydalanılan kaynaklar;
http://www.historicalsense.com/Archive/Hermetizm.htm
http://www.hermetics.org/hermetik.html

Hermes Trismegistus

                 Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir                                                                   ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Mısır kökenli Yunanca metinlerde Hermes Trismegistus’tan majinin, simyanın, astrolojinin, astronominin,tıbbın ve bilgeliğin kurucusu olarak söz edilir. Bu metinlerde ondan “üç kere büyük Hermes” anlamında “Hermes Trismegistus” olarak söz edilir.

Hermetizm hakkında bilgi veren eski metinler günümüzde hermetika ya da zümrüt tabletler olarak adlandırılır.

Bunlar eski Mısır’da kutsal alfabeyle yazılmış orijinal kayıtların farklı alfabelere çevrilmiş kopyalarının kısmen eski yunanca’ya ve latinceye çevrilmiş bölük pörçük parçalarından oluşurlar. Bu metinlerin İskenderiye yangınından ve bağnazların ellerinden kurtulabilmiş kısımlarındaki bilgilerin de, hem çeviriler sırasında hem de başka nedenlerle bir miktar anlam kaybına uğradıkları sanılmaktadır.
Hermetik yazılar içinde en önemlisi kuşkusuz Zümrüt tablettir. Metinden ilk olarak Albertus Magnus, De Mineralibus adlı eserinde bahseder. Buna göre Hermes’in mezarı İskender tarafından bulunmuş olup tabletler burada açığa çıkmıştır.

En yaygın söylence, bu tabletlerin, Hermes’in lahitinin olduğu yerde, ellerinin arasında bulunmuş olduğudur. Burada sembolik bir ifade kullanıldığı da varsayılabilir.

Hermes Trimegistis’in Simya üzerine Zümrüt Tableti
Hermes’in cesedinin bulunduğu karanlık mağarada , ellerinin arasında bulunmuş , Zümrüt tablet üzerine yazılı sırları :
Hiç yalan olmadan doğrudur , kesindir ve çok gerçektir.

10171656_693439464107817_7634857961019792147_n

Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir , ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Ve bütün her şey bir olandan geldiğinden , bir olanın düşüncesinden gelmiştir. Böylece her şey bu tek olandan uyum sağlayarak çıktı.
Güneş onun babasıdır, Ay annesidir. Rüzgar onu karnında taşımıştır, Toprak beslemiştir.
(ateş, su, hava ve toprak ile 4 element belirtilmiş)

Dünyanın bütün gücünün babası budur. Onun gücü eğer toprağa dönerse her şeye yeter .
Toprağı ateşten ayıracaksın, sübtil olanı kalın olandan ; bu büyük bir maharetle olmalı.
Topraktan gökyüzüne çıkacak ve yeniden toprağa inecek , ve yukarıda ve aşağıda olanın gücünü alacak . Bununla bütün dünyanın zaferi senin olacak ; bunun için bütün karanlık senden uzaklaşacak.
Bu bütün kuvvetlerin en kuvvetlisi ; çünkü her sübtil şeyi yenecek, her katı şeyin içine girecek.
Dünya da böyle yaratıldı.
Hayranlık verici biçimler bundan çıktı , bunların ortamı buradadır.
Bu yüzden bana Üç Kere Büyük Hermes denir , çünkü bütün dünyanın felsefesinin üç bölümü de bana aittir. Güneş’in yaptıkları hakkındaki söylediklerim böylece bitiyor ve tamamlanıyor.

Hermetika, Zodyak ve Kader

HERMETİKA

ZODYAK VE KADER                                                         fa5161564e36f3857d14c05c596be901

Yaratıcı,
bu mükemmel düzendeki evreni yarattığında dünyaya da düzen vermek istedi.
Bunun için oraya,
ölümsüz bir varlık suretinde yaratılmış ölümlü bir yaratık olan insanı indirdi,
Kozmos’un tanrısal yapısını güzelleştirmek için.
İnsanın işlevidir Atum’un eserini tamamlamak.
O, evreni hayranlık içinde seyretmek için yaratılmıştır
ve yaratıcısını bilmesi için.
İlk başta göksel tanrılar yakınarak konuştular:
“İnsanlığı yaratırken aceleci davranıyorsun.
Araştırıcı gözlerle bakıyor onlar ve duymayı hak etmediklerini duyuyorlar.
Küstahça el uzatıyorlar.
Kazıp çıkaracaklar bitki köklerini
ve taşların özelliklerini araştıracaklar.
Daha geri hayvanları kesip biçecekler ve birbirlerini de!
Keşfetmeye çalışacaklar neden canlı olduklarını
ve ne saklı olduğunu içlerinde.
Kendi topraklarının ormanlarını kesip bitirecekler
ve denizin ötelerine yelken açacaklar ne olduğunu görmek için.
Madenleri kazacak ve Yeryüzü’nün derinliklerini araştıracaklar.
Belki bunlara dayanmak mümkün olur,
ancak daha da ileri gidecekler.
Yukarıdaki dünyayı keşfetmek için sabırsızlanacaklar,
gözlemler yaparak keşfetmeye çalışacaklar yasaları
göklerin hareketlerini yöneten.
Atum’un yanıtı şöyle oldu:


“Zodyak’ı yapacağım; 

bir mekanizma ki yıldızlarda gizli, şaşmaz ve kaçınılmaz kadere bağlı.
İnsanların hayatları, doğumdan son yıkıma kadar,
kontrol edilecektir gizli işleyişiyle bu mekanizmanın.”


Ve bu mekanizma işlemeye başladığında, keskin gözlü tanrıça Kader
gözetip denetledi Zodyak’ın devinimlerini.
Bu mekanizma vasıtasıyla,
ayrılmaz oldular birbirlerinden Kader ve İcaplar.
Kader tohumu eker.
İcaplar zorlayarak sonuçları oluşturur. 
Kader ve İcapların ardından
düzen gelir;
zaman içindeki hadiselerin karmaşık dokusu.
Aşılar bedenin içine Atum her bir insan ruhunu
yardımıyla gökyüzünde dolanan tanrıların.
Artık insana kalan hayatını yaşamaktır, kendisi için biçtikleri kaderi
bu dolanıp duran göksel güçlerin;
ve sonra göçüp gitmek ve ayrışmaktır unsurlarına.
ismi yaşayacak olanlar vardır, unutulmaz değerleriyle
büyük eserlerinin; ancak çoğunun isimleri gömülecektir karanlığa.
Az insan kaçabilir kaderinden ya da karşı çıkabilir
korkunç baskısına Zodyak’ın;
çünkü yıldızlar araçtır Kader’in elinde, gelip geçen ne varsa oluşturan
insanların dünyasında.
Bütün bunların üstünde eğer ruhunun akılcı tarafıyla bir insan
aydınlanacak olsa tek bir ışınla Atum’dan gelen,
bu tanrıların işleri hemen hiç kalır yanında;
çünkü güçsüzdür bütün tanrılar Yüce Işık’ın önünde.
Ama az bulunur böyle insanlar.
Çoğunu sevk eder, yol gösterir
dünyasal hayatı yöneten tanrılar,
Kader’in araçları olarak kullanarak bizim bedenlerimizi.
Benim düşünceme göre, yine de,
bize vazifedir doğrudan boyun eğmemek
insan olarak bu halimizde;
aksine, tanrısal niteliklerin yoğun tefekkürü yoluyla
kendimizi üstünde tutmak
tamamen ölümlü olan tabiatımızın.

Okumaya devam et “Hermetika, Zodyak ve Kader”