Hermetika, Evrensel ve Özel

HERMETİKA

EVRENSEL VE ÖZEL        fa5161564e36f3857d14c05c596be901
Atum düzenledi Zodyak takım yıldızlarını doğa’nın devinimleriyle uyumlu olarak ve onları görevlendirdi şekillendirmekle bütün hayvan formlarını.
Bu Tanrılar kullandıklarında kendi farklı güçlerini,ortaya çıktı dört ayaklı yaratıklar, sürüngen hayvanlar, balıklar ve kanatları olan kuşlar, otlar ve çiçekli bitkiler;
hepsi de kendi farklı tabiatlarına göreydi ve her biri kendi türlerinin devamı için gerekli tohumu içeriyordu.
Yaşayan her canlının kendi özgün formu vardır, Zodyak’ın gücüyle ona verilmiş olan.
Bu formlar uygundur onun türlerine, yine de hepsi bireyseldir.
Örneğin, insan ırkı ortak bir evrensel formu paylaşır,
bununla biliriz ki insan insandır.
Yine de bütün insanların tamamen farklı özel bir formu vardır,
bu yüzden hiçbir ikili birbirinin aynı olamaz.
Özgündür her bir özel form, çünkü o zaman ve mekanda
özgün bir yer işgal eder.
Bu özel formlar değişir her saatin her anında,
Zodyak Tanrıları göksel dairelerinde dönerlerken.
Evrensel formlar değişmezler, tıpkı takımyıldızlarının aynı kalmaları gibi.
Ancak an be an değişime uğrar özel formlar,
döndükçe değişmesi gibi gök küresinin.
Gök yağışlıdır, sonra kuru olur, soğuk, sonra sıcak,
parlak, sonra karanlık.
Ama bu hızla değişen formların hepsi de toplanırlar
evrensel değişmez formu altında gökyüzünün.
Yeryüzü hep değişmektedir, üretmekte, ürün vermektedir,
farklı ürünler sunarak; yine de kalır o Yeryüzü olarak.
Su durgun olabilir, ya da akabilir; ama hala sudur o.
Dünyasal bir tapınaktır insan bedeni, yapılanmıştır gücüyle Zodyak’ın sayısız formlar oluşturan basit arşetiplerden.
On iki burç vardır Zodyak’ta ve onların ürettiği formlar on iki bölüme ayrılır.
Onlar aslında, ayrılmaz şekilde birleşmişlerdir devinimlerinde.
Doğa’nın yaptığı insan bedeni, öyle yankılanır ki bünyesi
yıldızların biçimlerine göre; karşılıklı olarak tesir ederler birbirlerine.
Bizler doğduğumuz zaman, tam o sırada vazife gören
gezegen tanrıları doğumlarda yetkili olarak sorumluluk alırlar.
Bu özel güçler değişirler gezegenlerin dönüşlerine göre,
bedeni dolaşır onlar ve kişiliğimize şekil verirler.
Nüfuz ederler sinirlerimize ve iliklerimize, kan damarlarımıza,
hatta en içteki organlarımıza.

Atum : Mısır Mitolojisinin ilk tanrısı olan Re-Atum

Hermes Trismegistus

                 Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir                                                                   ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Mısır kökenli Yunanca metinlerde Hermes Trismegistus’tan majinin, simyanın, astrolojinin, astronominin,tıbbın ve bilgeliğin kurucusu olarak söz edilir. Bu metinlerde ondan “üç kere büyük Hermes” anlamında “Hermes Trismegistus” olarak söz edilir.

Hermetizm hakkında bilgi veren eski metinler günümüzde hermetika ya da zümrüt tabletler olarak adlandırılır.

Bunlar eski Mısır’da kutsal alfabeyle yazılmış orijinal kayıtların farklı alfabelere çevrilmiş kopyalarının kısmen eski yunanca’ya ve latinceye çevrilmiş bölük pörçük parçalarından oluşurlar. Bu metinlerin İskenderiye yangınından ve bağnazların ellerinden kurtulabilmiş kısımlarındaki bilgilerin de, hem çeviriler sırasında hem de başka nedenlerle bir miktar anlam kaybına uğradıkları sanılmaktadır.
Hermetik yazılar içinde en önemlisi kuşkusuz Zümrüt tablettir. Metinden ilk olarak Albertus Magnus, De Mineralibus adlı eserinde bahseder. Buna göre Hermes’in mezarı İskender tarafından bulunmuş olup tabletler burada açığa çıkmıştır.

En yaygın söylence, bu tabletlerin, Hermes’in lahitinin olduğu yerde, ellerinin arasında bulunmuş olduğudur. Burada sembolik bir ifade kullanıldığı da varsayılabilir.

Hermes Trimegistis’in Simya üzerine Zümrüt Tableti
Hermes’in cesedinin bulunduğu karanlık mağarada , ellerinin arasında bulunmuş , Zümrüt tablet üzerine yazılı sırları :
Hiç yalan olmadan doğrudur , kesindir ve çok gerçektir.

10171656_693439464107817_7634857961019792147_n

Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir , ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Ve bütün her şey bir olandan geldiğinden , bir olanın düşüncesinden gelmiştir. Böylece her şey bu tek olandan uyum sağlayarak çıktı.
Güneş onun babasıdır, Ay annesidir. Rüzgar onu karnında taşımıştır, Toprak beslemiştir.
(ateş, su, hava ve toprak ile 4 element belirtilmiş)

Dünyanın bütün gücünün babası budur. Onun gücü eğer toprağa dönerse her şeye yeter .
Toprağı ateşten ayıracaksın, sübtil olanı kalın olandan ; bu büyük bir maharetle olmalı.
Topraktan gökyüzüne çıkacak ve yeniden toprağa inecek , ve yukarıda ve aşağıda olanın gücünü alacak . Bununla bütün dünyanın zaferi senin olacak ; bunun için bütün karanlık senden uzaklaşacak.
Bu bütün kuvvetlerin en kuvvetlisi ; çünkü her sübtil şeyi yenecek, her katı şeyin içine girecek.
Dünya da böyle yaratıldı.
Hayranlık verici biçimler bundan çıktı , bunların ortamı buradadır.
Bu yüzden bana Üç Kere Büyük Hermes denir , çünkü bütün dünyanın felsefesinin üç bölümü de bana aittir. Güneş’in yaptıkları hakkındaki söylediklerim böylece bitiyor ve tamamlanıyor.

Hermetika, Zodyak ve Kader

HERMETİKA

ZODYAK VE KADER                                                         fa5161564e36f3857d14c05c596be901

Yaratıcı,
bu mükemmel düzendeki evreni yarattığında dünyaya da düzen vermek istedi.
Bunun için oraya,
ölümsüz bir varlık suretinde yaratılmış ölümlü bir yaratık olan insanı indirdi,
Kozmos’un tanrısal yapısını güzelleştirmek için.
İnsanın işlevidir Atum’un eserini tamamlamak.
O, evreni hayranlık içinde seyretmek için yaratılmıştır
ve yaratıcısını bilmesi için.
İlk başta göksel tanrılar yakınarak konuştular:
“İnsanlığı yaratırken aceleci davranıyorsun.
Araştırıcı gözlerle bakıyor onlar ve duymayı hak etmediklerini duyuyorlar.
Küstahça el uzatıyorlar.
Kazıp çıkaracaklar bitki köklerini
ve taşların özelliklerini araştıracaklar.
Daha geri hayvanları kesip biçecekler ve birbirlerini de!
Keşfetmeye çalışacaklar neden canlı olduklarını
ve ne saklı olduğunu içlerinde.
Kendi topraklarının ormanlarını kesip bitirecekler
ve denizin ötelerine yelken açacaklar ne olduğunu görmek için.
Madenleri kazacak ve Yeryüzü’nün derinliklerini araştıracaklar.
Belki bunlara dayanmak mümkün olur,
ancak daha da ileri gidecekler.
Yukarıdaki dünyayı keşfetmek için sabırsızlanacaklar,
gözlemler yaparak keşfetmeye çalışacaklar yasaları
göklerin hareketlerini yöneten.
Atum’un yanıtı şöyle oldu:


“Zodyak’ı yapacağım; 

bir mekanizma ki yıldızlarda gizli, şaşmaz ve kaçınılmaz kadere bağlı.
İnsanların hayatları, doğumdan son yıkıma kadar,
kontrol edilecektir gizli işleyişiyle bu mekanizmanın.”


Ve bu mekanizma işlemeye başladığında, keskin gözlü tanrıça Kader
gözetip denetledi Zodyak’ın devinimlerini.
Bu mekanizma vasıtasıyla,
ayrılmaz oldular birbirlerinden Kader ve İcaplar.
Kader tohumu eker.
İcaplar zorlayarak sonuçları oluşturur. 
Kader ve İcapların ardından
düzen gelir;
zaman içindeki hadiselerin karmaşık dokusu.
Aşılar bedenin içine Atum her bir insan ruhunu
yardımıyla gökyüzünde dolanan tanrıların.
Artık insana kalan hayatını yaşamaktır, kendisi için biçtikleri kaderi
bu dolanıp duran göksel güçlerin;
ve sonra göçüp gitmek ve ayrışmaktır unsurlarına.
ismi yaşayacak olanlar vardır, unutulmaz değerleriyle
büyük eserlerinin; ancak çoğunun isimleri gömülecektir karanlığa.
Az insan kaçabilir kaderinden ya da karşı çıkabilir
korkunç baskısına Zodyak’ın;
çünkü yıldızlar araçtır Kader’in elinde, gelip geçen ne varsa oluşturan
insanların dünyasında.
Bütün bunların üstünde eğer ruhunun akılcı tarafıyla bir insan
aydınlanacak olsa tek bir ışınla Atum’dan gelen,
bu tanrıların işleri hemen hiç kalır yanında;
çünkü güçsüzdür bütün tanrılar Yüce Işık’ın önünde.
Ama az bulunur böyle insanlar.
Çoğunu sevk eder, yol gösterir
dünyasal hayatı yöneten tanrılar,
Kader’in araçları olarak kullanarak bizim bedenlerimizi.
Benim düşünceme göre, yine de,
bize vazifedir doğrudan boyun eğmemek
insan olarak bu halimizde;
aksine, tanrısal niteliklerin yoğun tefekkürü yoluyla
kendimizi üstünde tutmak
tamamen ölümlü olan tabiatımızın.

Okumaya devam et “Hermetika, Zodyak ve Kader”