Akrep Burcu

9d00e41ce703c167200adf8f507e11a0

 

Güneş 23 Ekim Pazar günü Akrep Burcuna geçiş yapmış olacak, astrolojik olarak Akrep burcu her birimizin benliğinin bir başka köşesinde, bir Zümrüd-ü Anka kuşu misali dönüşümün gerçek temasını içeren enerjilerin yansımasını ifade eder.

Akrep Burcu

Eski çok tanrılı dinlerin olduğu zamanlarda tanrıların, yılın bir yarısını yeryüzünde diğer yarısını yerin altına çekilerek geçirdiklerine inanılmaktaydı. Tanrıların yerin altına geçişleri ile birlikte yeryüzünde sonbahar mevsimi başlar ancak yeryüzüne çıkışları ile birlikte ilkbahar gelirdi. Mevsimsel döngüleri ifade eden bu mit, tanrıların yerin derinliklerine inmeye başlamış olduğu, yeryüzünün kış’a hazırlandığı dönemsel zamanlara denk gelen Akrep burcu’nun; içsel, sessiz, soğukkanlı, derin ve gizemli tabiatına ait olguları barındırmaktadır.

Akrep burcu doğası derinliğin tabiatını taşır.

Bir su grubu burcu olan Akrep burcu, suyun sahip olabileceği derinliğin ve nüfus etme doğasının tüm özelliklerini üzerinde taşır. Sezgileri son derece güçlü olabilen Akrep burcu, içsel gücün varlığının keşfine odaklanmış olan güdüleri ile kendi içsel gücünü keşfetme ve bu gücü ortaya koyabilmek ile dönüşüm sağlayabilmek odaklı dürtüler ile hareket edecektir.
Akrep burcunun yaradılışında varolan içsel gücü keşfetme güdüsü ile kendini yeniden oluşturma, dönüşümü gerçekleştirme süreci Akrep burcunun üzerinde kişisel özelliklerini oluşturacak yansımalar yaratmaktadır. Akrep burcu kendi benliğini bu içsel güç ile doldurma ve tamamlayabilme güdüsü altında güç ve kontrol arayışı içinde olacak ve en büyük güç silahını sabır, suskunluk ve özsezilerinden alacaktır.

Derinlik anlayışı herşeyin arkasındaki gerçeği araştırma ve bulma merakı ile bedenlenen Akrep burcunda, şüphecilik bu burcu birçok olayın arkasında yatan gerçeklere ulaştıracak bir merak olabileceği gibi kuşkucu ve diğerlerinden kendini uzak tutan bir tuzak haline de gelebilmektedir. Güvenlik ihtiyacı son derece kuvvetli olan Akrep burcunun aradığı güven, kişisel ilişkiler içerisinde onu daha kapalı ve korunmacı tavırlar içerisine girmesine sebep olacaktır.

Önsezileri ile kendi için güvenli ortamları ayırt etme yeteneğine sahip olabilen Akrep burcu için güven vermeyen ortamlar tehlike ve tehdit içeren ortamlar olarak algılanabileceğinden korunaklı, kapalı bir yaşam tarzını seçecektir. Akrep burcu savunma anlayışı ile hareket eder bu yüzden tehlike içermeyen durumlar karşısında düşmanca tavırlar içerisine girmeyecek, yanında güvende hissettiği kişiler ile sahiplenici ve koruyucu ilişkiler geliştirecektir. Aradığı güvenlik anlayışını bulamadığında ya da güvenin kırıldığı durumlar ile karşılaştığında savunmacı pozisyonuna geçen Akrep burcu, ya yeraltının derin kıyılarına kaçacak duygusallık ile kendi içine çekilecek ya da mücadele etme gücünü sonuna kadar sergileme peşine düşecektir.

Kartal, Akrep ve Güvercin olarak isimlendirilen 3 ayrı tip ile sınıflandırılan Akrep arketipi; Akrep ile, dönüşümünü sağlayamamış, kontrolsüz ve egonun, tutkuların esiri oluşun sembolünü, Kartal ile, farkına varılan içsel gücün dönüşümsel sürecinin sembolünü, Güvercin ile ise dönüşümünü tüm tutkularının ötesine geçirmeyi başarmış olduğu benliğin sembolünü taşır.

Avcı Orion ve Ay Tanrıçası Avcı Artemis

Yunan mitolojisinde Akrep ile ilgili anlatılar, neredeyse hiç değişmeksizin Orion’a bir atıf içerir. Çok iyi bir avcı ve çok güçlü bir dev olan Orion (Avcı takımyıldızı) dünyadaki tüm hayvanları öldürebileceği ile övünmektedir. Ay ve doğa tanrıçası olan Artemis yine Orion kadar iyi bir avcı olmakla beraber, doğadaki tüm hayvanlara kendilerini koruma gücünü de vermiş bir tanrıça olarak Orion’un bu meydan okuyuşuna karşılık doğa’dan bir hayvanı akrep’i Orion ile savaşması için gönderir. Orion ve akrep’in arasında gerçekleşen bu savaş tanrılar tanrısı Zeus’un dikkatini çekecek kadar güçlü olur. Zeus bunun üzerine Akrep’i alır ve gökyüzüne yerleştirerek onu ödüllendirir aynısını Orion içinde yapan Zeus gökyüzüne onları iki takımyıldız olarak tam karşılıklı yerleştirir. Bu iki takımyıldız her zaman biri doğarken diğeri batar şekilde ikisi arasında varolan savaş sonsuza kadar sürecek bir döngüde benzer güçlerin karşıtlığında yer alacaktır.

Akrep burcunun yönetici gezegeni Mars’dır. Mars’ın taşıdığı mücadele, gayret, cesaret, hayatta kalma güdüleri, Akrep burcunun sahip olduğu fiziksel ve duygusal dayanıklılığı onu hayatın içinde arzu ettiği başarıya götürebilecek gücü taşır. Akrep kendinde varolan bu dayanıklılığın farkında olan bir burç olarak olayların üzerine gitmekten ve kendi aradığı, arzu ettiği sonuçlara ulaşmaya çalışmaktan kolay kolay vazgeçmeyecektir. Bir Akrep burcunun mantığı ya hep ya hiç üzerine kurulmuş olarak çalışır. Yüksek sabır yeteneğini kullanarak mücadele azmini kaybetmeden istediği şeyi uzun süreler bekleyebilen Akrep burcu, elde etmek istediği şeyler için içsel gücünün gölge yönlerini kullanmaya meylettiğinde inatçı, despot, acımasız, yıkıcı olabilen güçlerini de ön plana çıkarmaktan çekinmeyecektir.

31 Ekim Cadılar Bayramı Pagan Kültürü

Her sene 31 Ekim’de kutlanan bir pagan ve sonrasında hristiyan geleneği halini alan Cadılar Bayramı, Akrep burcunun mevsimsel özelliklerini niteleyen geleneksel bir bayramı göstermekte. Cadılar Bayramı eski pagan geleneklerinde yazın bitip kışın başlamasını işaret eden bir gün olarak kabul edilmekte idi. Ruhların yeraltı ve yerüstünde ziyaretlerde bulunduğuna inanılan bir gün olan Cadılar Bayramı’nda insanlar bu yüzden değişik kıyafetler ve maskeler takarak ruhlardan korunacaklarına inanırlardı. Günümüzde bu inanış geleneksel bir bayram olgusu haline bürünmüş olarak bazı modern kültürlerde sürdürülmekte. Kışın gelmekte oluşu ile doğanın yeni bir dönüşüme başlayan tabiatı, Akrep burcunun taşıdığı, benliğin dönüşümsel niteliğine oldukça uygun bir ifade içermekte.

Sevgi ile…
Dilâra Başar Efeoğlu

Faydalanılan kaynaklar; Astrolojide Temel Kavramlar, Öner Döşer
www.yunanmitolojisi.com

Mars – Pluto Kavuşumu

d0230e6e56675ea1bb1e6c5bfea4183b

 

Mars – Pluto Kavuşumu

Oluşturucu ya da yok edici büyük ve saklı bir gücün açığa çıkış potansiyeli

19 Ekim Çarşamba günü saat (14.21) Mars, Pluto içinde bulundukları Oğlak burcunun 15.03′ derecesinde tam kavuşum açısı içerisinde olacaklar.
Pluto ve Mars gezegenin kavuşumu; kullanılmaya hazır , büyük, kuvvetli ve birikim ile oluşturulmuş saklı bir gücün varlığının habercisidir. Saklı olan bu potansiyel gücün tüm birikimi ile açığa çıkış yapabilecek olduğunu gösteren bu konum, yüksek derecede yıkıcılık içeren durumlara meydan vermeyi gösteriyor olabileceği gibi pozitifsel olarak kullanılabildiğinde aynı oranda yapıcılık taşıyan enerjileride ifade eder.
Ne şekilde olursa olsun aradığı gücü elde etmenin her türlü yolunu deneyecek olan Mars, Pluto kavuşumunda başlı başına güç tutkusu ve bu güç tutkusu ile amacına ulaşmak, istediğini almak (Mars) için yapılacak her türlü mücadelede karanlık, gizlilik, komplo içeren davranışlar ve bu davranışlar ile oluşturulmuş bir sistem ile karşılaşmak olasıdır.
Mars, Pluto kavuşumunun 16 Ekim Pazar günü Koç burcunda gerçekleşecek dolunay haritasında da etkinliğini hissettiren açısı çevresel olarak; kriz, korku, travma yaşatabilecek olaylara açık olduğumuz bir zaman aralığında bulunduğumuzu göstermekte.
İstanbul üzerinden çıkartılan haritaya göre Mars, Pluto kavuşumu haritanın 12. evinde gerçekleşmekte. Bu durum kontrol edilebilmenin dışında gelişen, gizli sürdürülen ya da bilinçsizce şuursuzca ortaya konulabilecek olan eylemleri ifade ediyor olabilir. Mars ve Pluto kavuşumu Vega sabit yıldızı ve Rukbat sabit yıldızı ile kavuşum derecesinde olacaklar.
Vega sabit yıldızı sanatsal bir yetenek ile ilişkilendirilebildiği gibi baskın bir hitabet yeteneği ve yüksek bir karizma ile de ilişkilendirilen bir yıldızdır. Olumlu bir etki verdiği kadar yarattığı karizma ve hitabet yeteneği bir diktatörde de olabileceği için olumsuz bir amacında ortaya çıkışını gösterebilir. (Bernadette Brady)
Güneş ve Mars doğasında bir yıldız olarak nitelendirilen Rukbat sabit yıldızı, bildiğinden şaşmayan, kendi doğrusunda hareket etme gücü taşıyan, dayanıklılık ve azim ile ilişkilendirilen bir yıldızdır. (Bernadette Brady)
Büyük bir dönüşüm enerjisi ile başbaşa bırakacak enerjiler içeren gökyüzüsel konum, kişisel olarak baktığımızda kontrolü kaybetmek yerine farkındalığın sağlanmış olduğu bir bakış açısı ile olaylara dahil oluyor olmak ile yüksek bir potansiyel gücü doğru yere doğru şekilde odaklıyor olabilmenin anahtarı olabilir.

Sevgi ile…
Dilâra Başar Efeoğlu

Merkür Terazi Burcunda 7 Ekim Cuma, İletişimin dili değişiyor

 

4ec1310e22b81ced9c6e87e2ce1b5df1

Merkür Terazi Burcunda 7 Ekim Cuma
İletişimin dili değişiyor
İletişimin, rasyonel aklın, konuşmanın, yazmanın, zihinsel algının astrolojik temsilcisi Merkür gezegeni 7 Ekim Cuma günü Terazi burcuna geçiş yapıyor.
Merkür, yöneticisi olduğu zihinsel, akılsal, düşüncesel, fikirsel iletişimin aktif olduğu her alanda, Terazi burcunun taşıdığı enerjiler ile şekillenmiş olarak, uzlaşma ve adalet sağlamaya yönelik, iletişimde ahenk, uyum, güzellik, denge ve barış arayan bir üslup taşıyacaktır.
İletişimsel tüm bağların üzerinde etkisini hissettirecek olan Merkür, Terazi burcunda Jüpiter ile kavuşum derecesinde. 11 Ekim Salı günü kesinleşecek olan Merkür, Jüpiter kavuşumu bu tarihe değin etkilerini artarak hissettirecek şekilde, güçlü bir iletişimci, derin ve geniş bakış açısına sahip zihinsel bir yapı, ticaret ve sosyal alanda becerikli olmak gibi iletişimsel anlamda oldukça pozitif etkiler taşımakta.
Bu pozitif etkiler ile birlikte Terazi burcundaki Merkür’ün, Oğlak burcunda hareket eden Mars ile yapmakta oldukları kare açıyı dikkate aldığımızda gökyüzünde bu açıların oluşumunun, gergin, tartışmacı, kendi bildiğinde ısrar eden, fanatikleştirdiği düşünceleri şiddetle savunan bir yapı oluşumu ile karşılaştıracak olduğunuda söyleyebiliriz. 13 Ekim Perşembe günü kesinleşecek olan bu açı etkilerini öncesinde artarak hissettirmeye başlayacak ve 20 Ekim Perşembe gününe değin sürecek. 16 Ekim Pazar günü kesinleşecek olan Merkür, Pluto karesi, 20 Ekim Perşembe günü kesinleşecek Merkür Uranüs karşıtlığı mevcut.
Merkür’ün 24 Ekim Pazartesi gününe değin Terazi burcundaki yolculuğu süresince yapmakta olacağı açılar özellikle, öncü burçlar olarak adlandırılan Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak burcunda yükselen, kişisel gezegen yoğunluğu olan ve bu burçlarda doğumlu kişileri daha belirgin şekilde etkileyebilecek gökyüzüsel konuma sahip. Fikirlerin tartışmacı bir üslup ile ortaya konuluyor oluşu, düşüncesizce sarf edilen sözler, kırıcı, baskıcı ve aceleci bir iletişim tarzına girmek, ben merkezci iletişim içinde olmak olumsuzluk yaşanacak alanlar şeklinde hayatımızda belirebilir. İçinde bulunduğumuz bu etkileri olumlu olarak kullanabilmek adına; kendimiz ve diğerlerinin adalet ve doğruluk anlayışı arasında oluşabilecek farklar olduğunu dikkate almak, bu dikkat ile düşüncelerin ve fikirlerin savunuculuğunu yapıyor olmak, gerçekçi bir bakış açısı ile şekillendirilmiş aşırılık içermeyen girişimlerin içerisinde bulunmak başarılı gelişmeler elde etmeyi sağlayacaktır.

Sevgi ile…
Dilâra Başar Efeoğlu

Mars – Jüpiter Kare açısı

 

6eda7f4501362f75037d991ea407c0a5

Mars – Jüpiter Kare açısı
Savaşım inandıklarım içindir
Gökyüzünde, Oğlak Burcunda Mars, Terazi burcunda Jüpiter, kare açı ile birbirlerini görmekteler. Bu açı inandıklarım için, doğrularım için, ideallerim için, planlarım için savaşırım, mücadele ederim anlayışını ve gücünü taşımaktadır. 21 Ekim gününe kadar etkisini sürdürecek olan açı, 16 Ekim dolunay haritasında da etkin konumda olacak.
Mücadele etmenin gücünü ve arzusunu ancak pozitif olarak kullanmak, elde etmek istenilen şeylerin sağlanması açısından faydalı sonuçlar sağlayacak enerjileri taşıyor olabilir. Elde etmek istenilen şeylere karşı gerçekçi bir gözle bakabiliyor olmak, maceracı bir gözden uzak duruyor olabilmek bu dönem için oldukça önemli gözükmekte. Sabırsızlık ve gereğinden fazla cesaret, risk, rekabet içeren durumlara girmek yerine kararında bir mücadele ve gayret gücü ile fikirlerin, isteklerin savunuculuğunu yapabiliyor olmak, yerinde sonuçlar sağlayacak ortamları açığa çıkaracaktır.
Sevgi ile…

16 Eylül 2016 Cuma, Ay Tutulması

262877-jpg-r_1920_1080-f_jpg-q_x-xxyxx-copy

16 Eylül 2016 Cuma, Ay Tutulması

Verilecek bir savaş varsa en büyük savaşın içsel verilecek bir savaş olduğunun farkına varmak kazanılacak zaferlerin en büyüğünü getirecektir.

24 derece Balık burcunda gerçekleşecek olan Ay tutulması;
Duygularımız ve amaçlarımız
Geçmişimiz ve geleceğimiz
Kararlarımız ve ikilemlerimiz
Arzularımız ve irademiz
arasında kaybolmadan yürüyebilmek ve ilerliyor olabilmek için öğrenecek şeylerimiz olduğunu söylemekte.
Öğrenmenin anahtarı ise farkındalık ile bakabiliyor olmakta. Kendimizde hissediyor olabileceğimiz bu duygu ve düşünceler arasında bir denge kurmanın en doğru yolu kendi gerçekliğimizi fark edebiliyor olmakta.
Tutulma, Balık burcu ve Başak burcu ekseninde gerçekleşiyor olacak. iki karşıt burç olsalarda Balık ve Başak burcu birbirini tamamlayan enerjilere sahiptirler.
Bu iki burcun birleşimi derin bir güç taşır. Her türlü şartta sabırla ve en verimli şekilde neticeye ulaşabilme becerisini gösterebilen bu karşıtlık, kişisel gücü hafife alıyor olmanın, geçmişe ve güvenlik ihtiyacına aşırı bağlılık göstermenin, yeniliklere karşı kapalı ve tereddütlü yaklaşımlarda bulunmanın yarattığı koşullanmalar için bir kırılma noktası yaratacak olayları hayatlarımıza yansıtacaktır.
Ay, Kiron kavuşumu, Güneş karşıtlığı, Yay burcundaki Mars ile kare açı içerisinde (T kare kalıbı). Mars, Uranüs ile üçgen açı içinde.
Eğer verilecek bir savaş varsa en büyük savaşın içsel verilecek bir savaş olduğunun farkına varmak kazanılacak zaferlerin en büyüğünü getirecektir.
Duygusal, ruhsal ve amaçsal bütünlüğümüzü sağlayabilme adına bizi kendi gerçekliğimiz ile karşılaştırabilecek olan ay tutulması, bir aynadan kişinin kendisinden yansıyan gerçekliğine bakması gibi hayatlarımızda kendimize ait yansımaları açığa çıkaracak enerjiler taşımakta. Gökyüzü içsel bir yolculuğa başlamanın cesaretine sahip. Aydınlanma ile tamamlanabilecek bu süreç gelecek zamanlarda edinilmiş kişisel güç olarak bize geri dönecektir.

Sevgi ile…
Dilâra Başar Efeoğlu

Venüs Terazi burcunda 30 Ağustos – 23 Eylül 2016

14233502_10210101633759988_1697574610_o

Venüs Terazi burcunda 30 Ağustos – 23 Eylül

Venüs Terazi burcunda yolculuğuna başlamışken Estemagazin dergisi için yazmış olduğum yazıyı sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Kadın güzelliğinin ve estetiğin simgesi olan Afrodit (Venüs) birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.

Afrodit veya Aphrodite Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası. Roma mitolojisindeki ismi Venüs’tür.
Venüs; aşk, güzellik, ilişkiler, uyum, tutku ve cinsel dürtünün doğasına ait bilgiler veren gezegen olarak astrolojik haritalarımız aracılığıyla, her birimizin hayat içerisinde bu doğaya ait olan güdülerimizin nasıllığını ifade eden göstergelerden biridir. Harita içerisinde yerleşimi ile Venüs, sevme ve sevilmeye karşı duyuyor olduğumuz arzunun nasıl bir karşılık ile tatmin bulacak oluşu ve bu tatmin duygusunu kendimize yansıtabilme kapasitemiz hakkında bilgi verici gezegen olarak çalışır.

Gök Tanrı Uranos’u (Uranüs) yenerek başa geçen Kronos’un (Satürn) mitolojik öyküsünden hatırlayacağımız şekilde, Kronos, kendi çocuklarını yerin en dibine hapseden Tanrı babası Uranus’u bir orak ile etkisiz hale getirmiş ve kendi ile birlikte diğer kardeşlerini de kurtarmıştı. Uranos’un hadım edilmesi ya da canının alınması ile geriye kalan bedeni parçalarının Tanrıça Gaia tarafından okyanus sularına atılması ile başlayan bir başka mitolojik efsane Aphrodite’nin (Afrodit) hikayesidir.

Yunan didaktik şiirinin babası olarak bilinen ünlü ozan Hesiodos “Theogonia” (Tanrıların Doğuşu) adlı eserinde bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu söyler ve Afrodit’in doğumunu dizelerinde şöyle anlatır;
“Dalgalı denize atar atmaz onları
Gittiler engine doğru uzun zaman.
Ak köpükler çıkıyordu tanrısal parçalardan,
Bir kız türeyiverdi, bu ak köpükten.
Önce kutsal Kythera’ya uğradı bu kız,
Oradan da denizle çevrili Kıbrıs’a gitti,
Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,
Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu
Narin ayaklarının bastığı yerden.
Aphrodite dediler ona tanrılar ve insanlar,
Bir köpükten doğmuş olduğu için”
Bu öykü Theogonia’daki en çarpıcı öykülerden biridir. Aynı zamanda tanrıçanın adının da bir açıklamasını sağlar. Aphros köpük anlamına geldiğine göre, Hesiodos’a göre Aphrodite’de köpükten doğma anlamına gelir.

Rüzgarları ile denizleri köpürten Batı rüzgarı tanrısı olan Zephyros böylece Afrodit’in doğmasını sağlar ve uzunca bir süre sedef bir midye kabuğu üzerinde Zephyros’un rüzgarları ile okyanus üzerinde dolaştırılan Afrodit, günlerden bir gün doğduğu yer olan bugün için Kıbrıs suları açıklarından Zephyros Antik şehri (Mersin) kıyılarına yaklaşır.
Uranos’un okyanus suları ile birleşmesinden doğan Afrodit, biz insanoğlunda yaratılışsal olarak yer alan Venüs’e ait aşk, sevgi gibi soyut kavramlar taşıyan temel prensiplerin kozmiksel ve bilinçaltından geliyor oluşunun bir anlatımı olsa gerek.
Kıyıya yaklaşan sedef midye kabuğu içerisinde ışıltılar saçıyor olan Afrodit’i doğanın ve zamanların Tanrıçaları olan Hora’lar karşılarlar ve güzeller güzeli kızı karaya çıkarırlar. Yürüdüğü yerlerde çimenlerin yeşerdiği, geçtiği yerlerde renk renk kokulu çiçeklerin açtığı köpüklerin kızı dedikleri Afrodit’in güzelliğine güzellik katarak taktıkları takılar ile süsleyen Hora’lar iki beyaz güvercin eşliğinde onu tanrılar ve ölümsüzler katına, Olympos’a götürürler. Birçok mitoloji kaynağı aşk tanrısı olan Eros’u Afrodit’in oğlu olarak kabul ediyor olsada Hesiodos’a göre Eros oğlu değil yanında onunla okyanus üzerinden beri yol alan ölümsüzlük sahibi bir tanrıdır.
Afrodit’in güzelliği karşısında büyülenen Olympos’taki tanrılar bu güzeli görünce hayranlıklarını gizleyemezler, Afrodit ise güzelliği ile sadece tanrıların değil insanlarında gönlünü fethetmiştir. İnsanların kalplerine sevgi ve aşk tohumları serpmekte onlara neşe ve sevinç vermektedir. Fakat diğer yandan kimi zaman bu neşe ve sevinç acıyada dönüşebilmektedir.

Sevgi, aşk ve güzelliğin tanrıçası Afrodit, Zeus’un oğlu olan Hephaistos ile evlenmiş fakat bu evliliğinde aradığı sürekliliği hiç bulamamıştır. Savaş tanrısı Ares (Mars) ile olan herkes tarafından bilinen ilişkisinden Afrodit ve Ares’in 3 çocukları olur. Doğan üç çocuk Phobos(Korku), Deimos(Dehşet), Harmonia(Uyum)’dır. Sevginin ve aşkın gezegeni Venüs ile ihtirasın, fiziksel gücün gezegeni Mars’ın birleşimi bu iki gezegene ait özelliklerin ilişkiler içerisinde uyuma ulaştırılma çabasının, karşıtlıkların denge içerisinde birleştirilme ilkesinin sembolik bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Bir bacağı topal olan ve en çirkin tanrı olarak bilinen Hephaistos ise tanrılar ve insanlar tarafından sevilen ve demircilik zanaatıyla uğraşan, zamanın ateş tanrısıdır. Hephaistos bir tuzak kurarak kendine ihanet ettiğini öğrendiği karısı Afrodit’i (Venüs) aşığı ile birlikte (Mars) kendi yapmış olduğu demir kafesin ağları içerisine hapseder ve ancak Tanrı Zeus’un isteği ile onları affederek kafesin dışına çıkmalarına izin verir. Hephaistos kendi sakatlığından sorumlu tuttuğu annesi Hera’yı da cezalandırmak için demir bir taht hediye etmiş, tahta oturması ile demir ağ içerisinde kalan Hera yine Zeus’un isteği ile ancak Hephaistos tarafından serbest bırakmıştır.

Çirkin ve topal olan Hephaistos ile Afrodit’in evliliği herbirimizin içinde varolan kendimize verdiğimiz değer anlayışını ifade eden bir sembolizmadır. Haritalarımızdaki Venüs’ün yerleşimi kişisel olarak kendimize karşı duyduğumuz sevgi ve kendimize karşı veriyor olduğumuz değer hakkında bilgi verici olarak çalışmaktadır.
Güzelliğine olan düşkünlüğü ile bilinen Afrodit düzenlenen bir düğünde en güzel seçilmiş olmasının baş döndürücü zevki ile onu en güzel olarak seçmiş olan Paris’in işine yarayacak bir yardım yaparak ünlü Truva Savaşı’nın çıkmasına yol açar.

Zaman zaman kıskançlık ve öfke duyguları ile intikam alma peşine düşen Afrodit, Kıbrıs kralının karısının kızı Smyrna’nın kendinden daha güzel olduğunu ilan etmesi üzerine intikamını almak için Smyrna’yı kendi babasına aşık etmiş ve Kral’ın bunu öğrenmesi ile kızının başını kılıçla kesmesine sebep olmuştur.

Burada yer alan mit’de Venüs’ün taşıdığı aşk ve güzellik anlayışının her zaman uyum ve denge taşıyor olmayan, aşırı sahiplenicilik ve tutku içeren yanı ile de karşılaşıyoruz.

Afrodit, kralın kızını ölümünden sonra myrra (sarı sakız) ağacına dönüştürür. Birkaç ay sonra ağacın içinden Adonis adı verilen bir çocuk çıkar. Çocuğun güzelliğinden etkilenen Afrodit onu alıp büyütmesi için Persephone’ ye emanet eder. Ama Persephone çocuğu geri vermek istemez. Aralarında çıkan tartışmaya tanrılar bir çözüm getirir ve Adonis’in 6 ay Afrodit’in 6 ay Persephone’nin yanında kalmasına karar verirler. Adonis, Persephone’nin yanına yeraltına indiğinde yaz biter, yeryüzünde kış başlar; yeryüzüne çıktığında toprakların bereketi tekrar gelir ve ilkbahar olur.

Venüs içinde bulunduğumuz Eylül ayının oldukça geniş bir zaman diliminde Terazi burcunda transfer ediyor olacak. Venüs yöneticiliğini yapıyor olduğu bu burçta kendine ait özellikleri doğasına uygun olarak sergileyecektir. Aşk, sevgi ve birlikteliklere çekiliyor olma, uyum ve denge arayışı ile evlilik ve ilişkilerde yaşanacak olumlu gelişmeler Venüs’ün Eylül ay’ı içindeki transferinin getirisi olacaktır. Güzellik ve estetik anlayışının öne çıkışı, sanatsal ve estetiksel zevklere yönelme yine bu ay içinde yaşayacak olduğumuz olumlu gelişmelerden. Eylül ay’ının son 5 günü ve devam eden 18 Ekim’e değin süreçte hırs, derinlik ve tutku taşıyan enerjilerin daha fazla hakim oluşu gerek aşk, sevgi ve güzellik anlayışında gerek ilişkiler üzerinde derinlik, yoğunluk arayışı ile gelen aşırıya kaçan beklentilere, abartılı isteklere girmeye sebep olabilir.

Kadın güzelliğinin ve estetiğin simgesi olan Afrodit (Venüs) birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Altın mücevherler onunla sembol bulur. Kuşlardan güvercin, ağaçlardan Mersin ağacı ve çiçeklerden gül onun simgeselliğini taşırlar.

Sevgi ile…

Dilâra Başar Efeoğlu

Mitolojik hikaye için faydalanılan kaynak,
Bedrettin Cömert, Mitoloji ve İkonografi adlı eseri
Hesiodos’un Theogonia’sında Yakın Doğu Etkileşimi, Emre Ceren, İlayda Sanin
https://tr.wikipedia.org/wiki/Afrodit

Mars Satürn Kavuşumu, Neptün Karesi

Desktop3

Mars Satürn Kavuşumu
“Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir” Starr Jordan.
Mars, Satürn – Neptün Karesi
Yay burcunun 9. derecesinde iki gezegen Mars ve Satürn kavuşumu için eğitimci yazar Starr Jordan’ın “Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir.” sözünü gezegenlerin yarattığı enerjiselliği anlatmak açısından oldukça uygun buldum.
Mücadele, gayret ve fiziksel gücün kontrollü ve disiplinli bir şekilde ortaya koyulabilecek olduğunu ifade eden gezegensel bu konum içinde bulunduğu Yay burcu temaları ile birlikte özgürlük amaçlı, idealler ve idealistce savulunulan fikirler üzerinden gelişen hareket anlayışını taşımakta.
Yapıcılık, hedefe yönelik olma gücü içeren bu kavuşumun İran kraliyet yıldızı olarak bilinen Antares sabit yıldızı ile olan derecesel yakınlığıda etkinin şekillenmesinde rol oynamakta. Antares sabit yıldızı büyük başarı vadeden bir yıldız ve askeri dehalık, savaş, savaş yönetme becerileri ile ilişkilendirilmekte. Yıldızın taşıdığı pozitifsel etkiler başarı ve güç sağlamakta bunun yanısıra eğer kişi doğruluktan kaçınır, takıntılı ve dar görüş altında hareket etmeye başlarsa büyük yıkım getiren etkiler göstermekte olduğundan denge halinde sürdürülen mücadele ve çalışmalarda hedefe ulaşmayı sağlamakta. (Bernadette Brady)
Mars, Satürn – Neptün Karesi
15 Ağustos’dan bu yana etkisini artarak hissediyor olduğumuz Mars, Neptün kare açısı etkisini azalarakta olsa 6 Eylül’e değin sürdürüyor olacak. 26 Ağustos Cuma günü Mars Neptün kare açısı kesinleşiyor olacak.
Bu kare açının etkiselliğini Mars’ın Satürn ile kavuşum derecesi içerisinde hareket ediyor olduklarını gözönünde bulundurarak Neptün ile kare açı yapıyor olmaları ile değerlendirdiğimizde;
Neptün ile kare açı yapan Satürn, Mars kavuşumu için;
Yüksek amaçlar edinmiş olma ve edinilmiş olan bu yüksek amaçlar için mücadele etme güdüsü olarak tanımlayabiliriz. Elde edilmek istenilen, oluşturmak istenilen idealistçe geliştirilmiş amaçları gerçekleştirmenin yollarını aramak ve bu yolda gayret ve kendini feda edecek kuvvetle mücadele etmek olarak ifade edebiliriz.
Neptün gezegeninin bireyselliğin dışına çıkan kolektife yayılan enerjisi ile oluşan açısal etkiler genelin üzerinde görülecek, toplumsal olaylar olarak deneyimlenecek olan etkiler göstermekte.
Ancak, yazını başında yer verdiğim sözün anlamına uygun olarak gerçekten nereye varmak istediğini bilmek, gerçek olan ile gerçek olmayanın ayrımını iyi yapabiliyor olmak, zamanın bir bulut misali içinden geçip çıkıldığında elde kalan, görünür gerçekler bırakacaktır elimize.
Sevgi ile….
Dilâra Başar Efeoğlu

24 Ağustos 2016 Mars-Satürn Kavuşumu, 18 Ağustos Perşembe Ay Tutulması, 12 Ağustos Cuma Ay, Satürn ve Mars kuşatması

61447182723d3b58f23a1497d675bd44

24 Ağustos 2016 Mars-Satürn Kavuşumu
18 Ağustos Perşembe Ay Tutulması
12 Ağustos Cuma Ay, Satürn ve Mars kuşatması

Satürn ve Mars yaklaşık iki yılda bir kavuşum açısı içerisine giren gezegenlerdir. Bu iki gezegenin aynı burçta kavuşum yapıyor oluşu ise yaklaşık 29 yılda bir gerçekleşir. İki gezegen kavuşum içinde bulundukları burcun temalarının etkilerini taşıyor olacaktır.
2 Ağustos Salı günü Yay burcuna geçen Mars, inançlar, fikirler, toplumsal düzen, eğitim, hukuk ve yabancılarla ilişkileri içeren konulara fiziksel enerji, mücadele, cesaret, etken olma ve eylemsellik etkisi getirecektir.
Uzunca bir süredir Yay burcunda hareket eden Satürn ise gerek kişisel gerek toplumsal olarak dini yada felsefi inançlar, toplumsal düzeni içeren konular, eğitim-öğretim sistemi, hukuk ve yasa düzenleri konularına ait yeni düzenlemeler, yapılandırmalar, sınırlandırılmalar içerisinde olduğumuzu göstermekteydi.
Ülkemiz açısından baktığımızda Satürn ve Mars, Türkiye natal haritasının 6. evinden geçiş yapıyorlar. Bu konum, özellikle kavuşumun etkin olacağı silahlı kuvvetler, devlet adına çalışan güvenlik birimleri, kamusal alan çalışanları ve halk sağlığını, sağlık kuruluşlarını içeren konuları ön plana çıkaracak olarak göstermekte.
Yay burcunda Mars ve Satürn kavuşumu,inançlar ile yapılandırılmış otoriter güçte bir yapısallık kurma adına girişilecek aktif mücadeleyi anlatmakta. Şartların ve sınırların zorlanması, koşul ve sınırları belirliyor olma mücadelesi, yeni düzen kurma adına girişilecek eylemsel hareketleri ifade etmekte.

12 Ağustos Cuma günü Ay, Yay burcunda hareket ediyor olacak ve Satürn ile Mars arasında bulunduğu derecede iki gezegenin kuşatması altında olacak. Bu durum toplumsal olarak halkın üzerinde Satürn ve Mars kavuşumunun etkilerinin yoğun hissedilecek, toplum üzerinde artan bir gerginlik ve hareketlenme oluşacak olan bir güne işaret edebilir.
Yaklaşık 5 aydır retro hareketinde olan Satürn, 14 Ağustos Pazar günü retro hareketini sonlandırarak ileri hareketine başlıyor olacak. Satürn’ün ileri hareketine başlıyor oluşu olaylar ve hedefler üzerine netlik, kararlılık enerjisi taşıyacaktır.

İçinde olduğumuz süreçte kavuşumun etkileri aktifleşmiş konumda, 24 Ağustos 2016 Çarşamba (14.32) günü derecesel olarak kesinleşecek olan kavuşum, Antares sabit yıldızı ile yakın birleşim ilişkisi içerisinde görülüyor. Büyük başarı, güç getirebilecek olan ve savaşsal becerileride anlatan Antares sabit yıldızı dürüstlükten kaçınılmış, dar görüş altında olunan ve özellikle aşırılığa kaçan takıntı haller içine girmiş her durum için yıkıcı etkiler içeren bir sabit yıldızdır.(Bernadette Brady)

18 Ağustos Perşembe günü gerçekleşecek bir Ay Tutulması var. 25 derece Kova burcunda gerçekleşen tutulma derecesi Türkiye natal haritasında yerleşmiş olan Ay (29 derece ikizler), Merkür (24 derece Terazi) ve Satürn (24 derece Terazi) ile üçgen açı yapmakta. Halkın fikir ve görüşleri üzerinde değiştirici etkiler yaratabilecek olan tutulma derecesi natal Jüpiter ile de kare açı yapmakta. Ülkemiz haritasında 6. evin yöneticisi olan Jüpiter’in tutulma anında aldığı kare açı devlet yöneticileri, liderler, askeri ve güvenlik teşkilatını içeren konularda yaşanabilecek bazı gerginliklere işaret etmekte.
Astrolojik bir öngörü yöntemi olan ilerletilmiş harita tekniği ile ülkemiz haritasına baktığımızda, Yay burcunda olan Mars’ın ve Jüpiter’in, transit Mars ve Satürn ile derecesel ilişki içinde olduğunu görüyoruz. Diğer ülkeler ile olan ilişkilerimizde rekabet içerisine giriyor olmak, uluslararası ekonomik ve politik yönde doğan sorunlar, ülke genelinde ulusal hareketler, genç nüfus üzerinde ve eğitim-öğretim konularında sınırlandırılmalar ile gelen yeni yapılandırmalar, meclis, yasa değişimleri ile ülkenin askeri birlik ve kaynaklarını içeren alanlarda oluşacak gelişmeleri içeren bir süreçte olacağımızı söyleyebiliriz.

Tüm bu gelişmeler içerisinde en büyük mücadeleyi önce kendimizi sınıyor olmakla başlattığımızda yeni ufuklara doğru yol alacak olmak her zaman mümkün.

Sevgi ile…

Dilâra Başar Efeoğlu

2 Ağustos Salı, Mars Yay Burcunda

saturn-yay-burcunda

 

2 Ağustos Salı Mars Yay Burcunda,

Mars Yay burcunda kendi doğruları ve düşünceleri için aktif mücadele eden, ideallerinin savunuculuğu yapan ve bakış açısını gelecek üzerine yönlendirmiş, özgürlük ihtiyacı hisseden ve bu özgürlük ihtiyacını elde etmek için mücade etmekten çekinmeyen bir yapıyı ifade eder.

Mars Yay burcunda ‘inançlarım için savaşırım’ der. İnançlar, fikirler, idealler için rekabet içerisine girmekten çekinmeyen, gerektiğinde gözü kara olabilen bir mücadele ve savunma içerisinde olmayı ifade eder.

Yeni ufuklara açılma, fikir ve görüşleri genişletme, heyecan ve yenilik arayışı ilkesi güdüsü ile hareket ederken maceracı ve özgürlük düşkünü olan özelliklerini sergileyecektir.
Mars Yay burcunda iken ani ve plansız olan birden gelişen yada değişen davranış ve olaylar gösterebilir. Umut ,iyimserlik ve bazen de aşırı fanatikleştirdiği düşünceleri ile yayılma arzusu taşıyan hareketlerinde engellenmek istemeyecektir. Şu anda göksel konum olarak Mars yine Yay burcunda hareket etmekte olan Satürn ile kavuşum açısına doğru gitmekte. Ağustos ayı içerisinde kavuşum açısı içinde olacak olan bu iki gezegenin birleşiminin etkilerini bir sonraki yazımda paylaşıyor olacağım.

Kendimizde ve çevremizde bu etkileri taşıyan olaylar ile karşılaşacak olabilmemiz çok mümkün, aşırı takıntılı davranış ve düşüncelere girmekten uzak durmak, enerjimizi pozitifsel yönde yeni şeyler öğrenme ve paylaşıyor olmanın geliştirici etkisi için kullanıyor olmak kazanç getirecektir.

Sevgi ile…

Merkür – Mars Kare Açısı

1c9e5408861c4786a3be0cd6a1131364

Merkür – Mars Kare Açısı

Hızlanan düşünceler, yaralayıcı sözcükler, aktif iletişim,
savunmacı zihin, kurnazca fikirler

30 Temmuz Cumartesi günü kesinleşecek olan Merkür Mars kare açısını kendimizde ve çevremizde gelişecek olaylar üzerindeki etkileri ile değerlendirecek olduğumuzda içerisinde olduğumuz bugünlerde dikkat etmemiz gereken durumlar olduğu görülmekte.
Merkür’ün yazma, konuşma gibi her türlü zihinsel ve iletişimsel olarak karşılıklı kurulan bağlar üzerinde olan etkisi, Mars’ın elde etme güdüsü taşıyan mücadele, cesaret ve çatışma içeren yapısallığı, hem olumlu hem olumsuz tarafları ile hayatımıza yansıyacaktır.

Zihin ve aklın, sözcüklerin ve fikirlerin bir silah gibi yaralama, alt etme, güç gösterme, kurnazlık tasarlama amacı ile kullanılıyor olabilecek oluşu bu açının negatifsel etkisidir. Sözcüklerimizi seçerken kırıcı, koparıcı olmamak adına gerçekte ne söylemeye çalıştığımızı, neyi amaçlıyor olduğumuzu düşünerek konuşmakta fayda var . Savunmak, yaymak istenilen fikirler için zihinsel ve ifadesel akıcılık ve gayret enerjisi de taşıyor olan bu açı gerçek olanı söyleyebilme, fikirleri açık olarak ortaya koyabilme cesareti ile olumlu girişimler için kullanılabilinir.
Merkür Mars kare açısı çevremizde tartışma zemini yaratacak olabilir. Tartışmalar pozitifsel yönde kullanılıyor olduğunda geliştirici olurlar. Bu açı altında iken pozitifsel yönde kullanılamayan tartışma zeminleri yıkıcı, yok edici olarak çalışacaktır. Sırf muhalif olmak adına eylemlerde bulunuyor olmaktan kaçınmak, gerçekte sahip olunan düşüncelerin savunuculuğunu yapıyor olmak dile getirilen konular için geliştirici olacaktır. Açının derecesel etkisi 6 Ağustos Cumartesi gününe sürüyor olacak.

Sevgi ile…

Dilâra Başar Efeoğlu