“Zubdat-al Tawarikh”, Göksel Harita

 

Celestial_map,_signs_of_the_Zodiac_and_lunar_mansions.

 

16.yy. 1583 yılında Sultan III. Murat’a sunulmuş olan “Zubdat-al Tawarikh” isimli el yazması kitaptan burçlar ve ay’ın konumunu gösterir şekilde hazırlanmış göksel harita. Kitap, Türk İslam Eserleri Müzesi, İstanbul’da sergilenmektedir.

Müzenin envarter kayıtlarında eserin Usta(lar) kısmında şöyle yazmakta: Hattat: Seyyid Lokman Aşuri; Nakkaşlar: es-Seyyid Lütfi, Molla Kasım ve Üstad Osman ve ekibi.

Bu Bir Mars Yazısıdır

Mars, içinde bulunduğumuz ve önümüzdeki süreçte etkisini en fazla hissettirecek gezegenlerden biri olarak ;

b66c4035ee751b5983dc6d42e6323478 - Copy

6 Mart 2016 günü Yay burcuna geçen Mars bize, taşıdığı enerjik, etkin, mücadeleci, savaşçı enerjisinin, Yay burcunun ifadesinde olan özgürlük arayışı, fikirler, idealler, inançların eğitimsel, kültürel ve toplumsal gelişmeler üzerinde etkin olacağını ve hukuk, uluslararası ilişkiler, medya ve yayıncılık alanında yaşanacak aktiflik, mücadelesel enerjiyi anlatmaktaydı.

Her 2, 2.5 yılda bir ortalama 80 gün sürecek olan retro harekete giriyor olan Mars, Yay burcundaki yolculuğu süresinde 16 Nisan’da başlayan retrosu ile birlikte yukarıda saydığımız bu konulara ait alanlarda durağanlaşma, varolan sorunların tıkanıklık ve çözümsüzlük taşımaya başlaması, eforun geçmiş zamanlarda kalan problemlerin çözümü için sarfedilmeye yönelmesi, fikirler ve inançlarda sabitlik gösteren tutumlar, pasif yada aktif agresiflik sergileyen gerilimler ve çatışmaların varolabileceğini göstermekteydi.

Artan bir kızgınlık ve hapsedilmişlik duygusu yaşatabilecek şekilde Yay burcunda gerilemesine devam ederek Akrep burcuna geri dönüş yaptığı şu günlerde Mars’ın, Akrep burcunda iken sahip olduğu derin, gizemci, güçlü, yıkıcı olabilen etkin ve kararlı enerjisi daha içselleştirilmiş ve daha çatışmacı hale gelebilecek şekilde biz ve olaylar üzerinde etkili olacaktır.

Mars şimdilerde gökyüzünün yaralı şifacısı diye tanımladığımız bir asteroit olan Kiron ile uyumlu açı içerisindeler. Kiron en kısaca bizim kendimizde varolan, çaresini aramakta olduğumuz maddi manevi yaralarımızı, zayıflıklarımızı göstermektedir. Bu etkin enerjiyi, geçmişten gelen sorunlarımızı çözmek, sürmekte olan sonlandırılamamış problemlerimiz için harekete geçmek, kendi iç dünyamıza yönelteceğimiz etkili, yoğun ve dönüştürücü enerjimiz ile yaralarımızı sarmak, tedavi etmek, şifalandırmak için oldukça uygun enerjiler olarak değerlendirebiliriz.

1 Temmuz Cuma günü retro hareketini sonlandıran Mars içerdiği eylemsel, dürtüsel enerjisini daha aktif ve yeni gelişmelere yönelik olarak ortaya koymaya başlayacaktır.

2 Ağustos Salı günü Yay burcuna geçecek olan Mars bu burçta bulunan otoriter ve sınırlandırıcı enerjileri barındıran Satürn ile kavuşum açısına doğru gidiyor olacak.
Satürn retro hareketini sürdürmekte ve gökyüzünün kraliyet yıldızı olarak bilinen Antares sabit yıldızı ile kavuşum halinde olduğu derecelerde bulunmakta. Antares başarı ve yıkımı aynı anda vaad eden bir yıldızdır, kişi ancak hedefleri ve yaşamının niteliği arasında bir denge tuturursa yıkımdan kaçabilir (Brady). Savaş ve çatışmalara işaret eden bu yıldız ile kavuşum yapan Satürn ile yaklaşmakta olan Mars, otorite, inançlar, fikirler adına gerçekleştirilecek eyleme dönüşebilecek çatışmaları, sorunların çözümünde mücadeleci bir yol izlemeye çalışılacak oluşları göstermekte.

18 Ağustos Perşembe günü gerçekleşen bir ay tutulması var, tutulma 25 derece Kova burcunda gerçekleşiyor olacak. Tutulmanın yönetici gezegeni olan Satürn (retro hareketi sonlamış) ile kavuşum halinde olan Mars ve Antares yıldızının etkisi altında yaşanacak olan ay tutulması o güne kadar gelişen olayların netleşeceği, belirgin hale geleceği zamanlara doğru girildiğinin işeretçisi olabilir.

22 Ağustos’ta kesinleşecek Mars, Satürn kavuşumu yine Antares yıldızının etkileri altında. 10 derece Balık burcunda retroda olan Neptün ile de kare açı alacak olan bu kavuşum mücadele, rekabet ve güç sağlamak adına hayallerin, ideallerin etkenliğini işaret ederken, kolektife yayılan enerjilerin varlığınıda göstermekte.

1 Eylül Perşembe günü bir güneş tutulması yaşayacağız. Başak burcunun 9. derecesinde gerçekleşecek olan güneş tutulması derecesi ile kare açı yapacak olan Mars bazı sonlanmaların ve yeni başlangıçlara ait eylemselliğe geçişleri işaret eden gezegen konumunda.

16 Eylül Cuma günü 24 derece Balık burcunda yaşayacak olduğumuz ay tutulması derecesi ile içinde bulunduğu Yay burcunun 23. derecesinden stress içeren etkiler barındıran açı kalıbı oluşturan Mars, daha uzlaşmacı, daha barışçıl biçimde enerjilerin çıkış yada dışa vurum noktası olarak görev alan gezegeni olacak.

27 Eylül Salı günü Mars Yay burcundan çıkıp Oğlak burcuna geçiş yapacak.

Gezegen hareketi günler olarak tekrar ettiğimizde; 2, 2.5 yılda bir ortalama 80 günlük retro harekete giren Mars, 16 Nisan’dan bu yana Yay burcunda başlamış olduğu retro hareketini, 27 Mayıs’da gerilemiş olduğu Akrep burcunda sürdürüyor. Mars içinde bulunduğu Akrep burcunun 23. derecesine kadar gerileyecek ve 1 Temmuz günü Mars’ın retro hareketi sonlanmış olacak. Tekrar ileri hareketine başlayan Mars’ın Akrep burcunda devam eden yolculuğu, 2 Ağustos günü Yay burcuna geçişi ile sürecek ve Mars 27 Eylül günü Oğlak burcuna geçinceye değin bu burçta kalacak.

Sevgi ile…

Dilâra Başar Efeoğlu

5 Haziran Pazar, İkizler Burcunda Yeni Ay

5 Haziran Pazar, İkizler Burcunda Yeni Ay

Büyüdükçe büyüyen amaçlar, duygular, arzular, hayaller, tutkular, umutlar, istekler ve tüm bunları küçülttükçe küçülten korkular, engeller, sınırlar, sorumluluklar ile baş başa kalmış olduğumuz bir dönem içerisindeyiz.

SFPage

5 Haziran Pazar günü İkizler Burcunun 14. derecesinde (05.59) gerçekleşecek olan yeni ay derecesi Venüs ile kavuşum yaparken, Jüpiter, Satürn ve Neptün ile de gerilim ve stress ortamını işaret eden büyük kare oluşturmuş durumda.

Zorlu enerjilerin hakim olduğu yeni ay, değişimlere açık, kararsızlık gösteren, stabilize edilemeyen koşulların içerisinde bulunacağımızı göstermekte.

Yeni ay birliktelikler üzerinde bitiş ve başlangıçlara açık olunan enerjiler taşımakta.

Genel olarak ilişkilerde değişen şartların getirdiği belirsizlik, tutarsızlık, pasifize edilmişlik konumunda kalma, abartılmış hayaller ve hayalkırıklıkları, gizli ilişkiler, gizli anlaşmaların varolabileceği bir süreç içinde olacağız.

Kişisel olarak maddi ve manevi güven, huzur arayışında olduğumuz bugünler bize beklediğimiz istikrarı sağlayacak gibi görülmemekte. 20 Haziran Pazartesi günü oluşacak dolunaya kadar değişen durumlara karşı hazır olmak, tutarsızlık içerisine girmekten kaçınmak ve çözüm üretmek adına acele verilmiş karar ve tavırlar içerisine girmemek gerekmekte.

Yeni ay derecesi ülkemiz haritasının 12. evi üzerinde. Gizli yürütülen eylemler, anlaşmalar, aleyhe örgütlenmeler ve kontrol dışı gelişecek durumların ülkemizide etkileyeceği görülmekte. Uluslararası ilişkilerde yaşanabilecek olumsuzluk ve hayalkırıklığı yaratabilecek durumlar ile ekonomik alanda inişli çıkışlı durumlara karşı dikkatli ve temkinli olmakta fayda var.

Dilâra Başar Efeoğlu

Astroloji, Takımyıldızlar ve Zodyak Burçlar Kuşağı Hakkında

Zodyak Takımyıldızlara göre belirlenmez.

Astroloji, Takımyıldızlar ve Zodyak Burçlar Kuşağı Hakkında

takımyıldızlar

Takımyıldız, sabit yıldızlardan oluşan, gökyüzünde parsellenmiş 44’ü kuzey yarımküre’de, 44’ü güney yarımkürede olmak üzere toplam 88 alandan her birine verilen isimdir. Takımyıldızlar tanımı, yeryüzünden bakışla birbiriyle ilgili gibi gözüken fakat aslında birbirlerinden farklı uzaklıklarda bulunan, yeryüzüne olan izdüşümlerinde bize aynı hizaymış gibi görünen yıldız gruplarını tanımlamak için kullanılır.

Eski gök bilimciler takım yıldızların izdüşümlerinin oluşturdukları şekilleri efsanelerdeki belirli hayvanlara ve kahramanlara benzetmişler. En çok Eski Yunan ve Romalı gökbilimciler takım yıldızlara mitolojik hikayelerden esinlenilen adlar vermişler.
88 takım yıldızdan 12 tanesi, Güneş’in ekliptik düzlemine denk gelmektedir. Zodyak Burçlar Kuşağı olarak adlandırılan bu kuşaktaki takımyıldızlar Zodyak Takımyıldızları olarak da bilinirler. Bu takımyıldızlarının isimleri şunlardır: Aries (Koç), Taurus (Boğa), Gemini (İkizler), Cancer (Yengeç), Leo (Aslan), Virgo (Başak), Libra (Terazi), Scorpius (Akrep), Sagittarius (Yay), Capricorn (Oğlak), Aquarius (Kova), Pisces (Balık).
Dünya’nın kendi ekseni çevresindeki dönüşünde meydana gelen Presesyon adı verilen bir tür kayma hareketi sebebiyle ekinoks noktaları ile takımyıldızların kesişme noktaları zodyak üzerinde geriye doğru hareket ile her 72 yılda 1 derece saat yönünde değişim gösterir.

Dünya’nın dönme ekseni hareketi süresince batıya kayması,yaklaşık iki bin yıl önce, M.Ö. 128’de, İznikli bir astronom-astrolog olan Hipparcus tarafından keşfedilmiştir. Dünya’nın ekseninin yalpalamasından dolayı oluşan ve Presesyon olarak ifade ettiğimiz bu olgu “Ekinoksların Kayması” veya “Ekinoksların Gerilemesi” olarak tanımlanır. M.S. 150 civarında İskenderiyeli bir astronom-astrolog olan Cladius Ptolemy, ekliptiğin kutuplarını bulmuş ve bu kutuplardan geçen boylam çizgileri yardımıyla her bir yıldızı ekliptik üzerine izdüşürmüştür. Ptolemy’nin çalışmasından bu yana astrologlar, herhangi bir yıldızın ekliptiği kestiği dereceyi hesaplarken, ekinoks gerilemesini dikkate alarak yapılan hesaplamalar ile bir yıldızın burcun hangi derecesine denk geldiğini bilebilmektedir. Sabit yıldızlar ile yapılan çalışmalarda ekinoks kayması göz önünde bulundurularak belirlemeler yapılır.

Batı Astrolojisinde kullanılan burçların, takımyıldızlar ile sadece isim benzerliği vardır. Bu ikisinin karıştırılmasının nedeni, burçların takımyıldızlarla çakıştığı ve eksen sapmasının göz ardı edildiği eski zamanlarda her ikisinin de aynı isimle anılmış olmasıdır.

Astroloji, ekliptik düzleminde yer alan takım yıldızlara göre oluşturulmuş bir Zodyak sistemini esas almaz. Astroloji, mevsimsel döngüler ile oluşturulan sabitlenmiş burç sistemli zodyak ölçeğini esas almaktadır. 0 derece Koç Burcu ile başlayan Zodyak, Güneş’in ilkbahar ekinoksu olan 21 Mart günü bulunduğu yerleşimi esas alarak oluşturulur.

Dilâra Başar Efeoğlu

Faydalanılan Kaynaklar:
http://www.onerdoser.com/Y169_0_burclar-degismedi.html
http://gokyuzu.org

Zaman geçmişe doğru akmaya başlayabilir….

Zaman geçmişe doğru akmaya başlayabilir….
Gökyüzünde 5 gezegen retrosu yaşayacağız,
Plüton, 17 Nisan – 27 Eylül 2016
Satürn, 26 Mart – 14 Ağustos 2016
Jüpiter, 7 Ocak – 10 Mayıs 2016
Mars, 16 Nisan – 1 Temmuz 2016
Merkür, 28 Nisan – 23 Mayıs 2016

1f9536bb555d4ea64d76996e0cf4ecf0
Gelecekten çok geçmişe yönelmek, geçmişin canlanması, içe dönen düşünceler, geçmişte bırakılamamış meselelerin su üstüne çıkışı, yanlış zamanda yanlış hamleler içeren enerjiler bizi ve etrafımızı saracak olabilir.
Zaman yavaşlamış gibi, olaylar geçmişe dönük akmaya başlayabilir bize, çelişkiler içerisinde olabilir, kendimizi sınırlandırılmış veya pasifize edilmiş gibi hissedebiliriz. Yapmak istediklerimiz ile yaptıklarımız birbirinden çok uzak kalabilir.
Belki de bu dönem için en güzeli evrendeki bu enerjiler ile uyum içinde akmak olur, hayatın ne getirdiğine bakmak, seyretmek ve önce anlamlandırıp sonrasına öyle devam etmek…
7 Ocak’dan beri geri hareketinde olan Jüpiter, 26 Mart itibari ile geri hareketine başlamış olan Satürn ile birlikte, 16 Nisan Mars, 17 Nisan Plüton’un retro harekete girmeleri ile gökyüzünde 4 gezegen aynı anda retro konumda olurken, 28 Nisan’da bu gezegenlere Merkür’ün de katılması ile birlikte gökyüzünde 5 gezegenin aynı anda retro hareketinde oldukları zaman dilimi içerisinde olacağız. 5 gezegenin retro oluşu durumundan ilk çıkan gezegen 10 Mayıs’da bulunduğu Başak burcunda direkt hareketine başlayacak olan Jüpiter olacak.
Farkındalık amaç olduğunda sevgi en büyük araçtır….
Sevgilerimle,
Dilâra Başar Efeoğlu

Balık burcunda Güneş, Başak burcunda Jüpiter karşıtlığı

83c7fadd45c0a5a6f561a47907e7bd87

 

Duygusallığın, merhametin, özverinin, yüksek hayal gücü ve fedakarlık hislerinin öne çıkmış olabileceği benliklerimizde, bu prensipleri realize etme ve realize ettiğimiz bu prensiplere hizmet etme amacı geliştirecek olabiliriz. Büyütmeyi, genişletmeyi amaçladığımız bu anlayışımızın yaratmış olduğu duygusal gerilim ile olaylara geniş perspektiften bakmaktan uzaklaşıyor olabilir, dogmatik fikir ve inançlara saplı kalabilir, dar ve eski düşünce kalıpları ile tavırlar alıyor olabiliriz. Balık burcunda olan Güneş ile Başak burcundaki Jüpiter karşıtlığının apeksinde kalan Satürn Yay burcunda. Oluşturmuş oldukları T-kare açı kalıbı niteliksel olarak bize değişimi, hizmeti, başkalarına faydalı olma çabasını ifade etmekte. Kendini yok sayma anlayışına düşmeden, olaylara geniş ve derin açıdan bakarak görüş bildirmek ve bu yönde tavır almak daha doğru kararlar almamızı sağlayabilir.
Farkındalık amaç olduğunda sevgi en büyük araçtır…
Dilâra Başar Efeoğlu

Güneş Tutulması, Saros Döngüleri

Güneş Tutulması, Saros Döngüleri
Sümerler gök cisimlerini yakından inceleyen ilk medeniyettir, ancak onların buluşlarıyla ilgili bilgilerin çoğu Babilliler’in yazılı belgelerinden elde edilmiştir. Babillilerin gök cisimlerinin hareketlerini izleyip kil tabletlere yazdığı astronomi alanındaki “Enuma Anu Enlil” adlı tablet serisi Ay ve Güneş’in hareketlerini, hava durumunu, gezegen ve yıldızlar arasındaki ilişkileri Ay ve Güneş tutulmasının nerelerde gözleneceği anlatan bilgiler içermektedir.

Asa Smith, 1855, Eclipses, Smith's Illustrated Astronomy
Asa Smith, 1855, Eclipses, Smith’s Illustrated Astronomy

M.Ö. 747 yıllarında Babilliler tutulmaların ne zamanlarda gerçekleşeceklerini belirleyebiliyorlardı. Thales, astronomi alanında yaptığı çalışmaları ile Babil ve Mısır’ın kadim bilgilerinden faydalanarak M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde güneşin tam tutulacağı günü hesaplamıştır. Bu hesap İyonyalılar ve Lidyalılar arasında gerçekleşen savaşın sona ermesini sağlamıştır. Savaş esnasında yaşanan Güneş Tutulması ile gündüz vakti kararan havanın Tanrısal bir işaret olduğunu düşünen taraflar savaşmaya son vermiş barış (anlaşma) yoluna gitmişlerdir.
Thales, İyonya doğmuş, Babil ve Mısır’da eğitimler almış. Astronomi, matematik, fizik ve felsefe alanında yaptığı çalışmalar ile kuramlar geliştirmiş bir bilgin ve filozoftur. Thales, birçok kişi tarafından felsefe ve bilimin kurucusu olarak düşünülmektedir. MÖ 7. ve 6. yüzyıllara damgasını vurmuş yedi yunan filozofunun ilkidir.
Thales tarihe, ortak bir görüşe göre, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihindeki Güneş Tutulmasını ilk öngören kişi olarak geçmiştir.
Ay Güneş’ten yaklaşık 400 kere daha küçük fakat bize Güneş’ten 400 kere daha yakın olduğu için gökyüzünde ikisi de aynı büyüklükte gözükürler. Güneş Tutulması, Ay’ın Güneş ile Dünya arasına girmesi ve bazı özel koşulların sağlanması neticesinde meydana gelir. Tutulmanın olabilmesi için, Ay’ın Yeniay safhasında olması ve Dünya etrafındaki yörüngesinin düzlemi ile Dünya’nın Güneş etrafındaki yörünge düzleminin arakesit noktaları doğrultusunun Güneş’in merkezinden geçmesi gerekir. Diğer bir deyişle Güneş, Ay ve Dünya aynı doğrultuda olmalıdır. Ay’ın yörünge düzlemi Dünya’nınkiyle çakışık olsaydı, bir yılda 12 kez Güneş tutulması meydana gelebilirdi. Fakat Ay’ın yörünge düzlemi ile Dünya’nınki arasında yaklaşık 5° 9′ lık bir açı vardır. Bu açı nedeniyle Dünya, Ay ve Güneş, Ay’ın Dünya etrafındaki her dolanımında tam olarak aynı doğrultuda bulunmazlar. Böylece her ay bir Güneş tutulması oluşmaz. Bir yılda en az iki, en çok beş Güneş tutulması meydana gelebilir.
Tutulma zamanlarını bilebilen Babilliler tutulmaların bir seri halinde meydana geldiğini saptamışlardı. Bu serilere daha sonra M.S 10. Y.Y Yunanlı Suidas tarafından “kendisini tekrarlayan” anlamına gelen Saros döngüleri adı verildi.
Saros Döngüsü adı verilen her bir tutulma serisinin bağlı olduğu bir periyot vardır. Her seri kuzey veya güney kutbunda önce ince parçalı bir tutulma ile başlar Ay Düğümleri aksına gitikçe yaklaşmaya başlayarak öncesinde parçalı tutulma ve sonrasında tam tutulma ile Ay Düğümleri denilen aslında gökyüzünde fiziksel olarak varolmayan Ay’ın yörüngesinin ekliptiği kestiği noktalar ile kavuşum haline gelir. Daha sonra Ay Düğümlerinden uzaklaşmaya başlayarak parçalı tutulma ve ince parçalı tutulmaya kadar devam eden seri, başlamış olduğu kutbun karşı kutbunda son bulur. İnce parçalı bir tutulma ile başlayan bir Saros döngüsü serisi 1300 yıl sonra yine ince parçalı bir tutulma ile sona erer.
Her Saros Döngüsü 18 yıl, 11 gün, 8 saat süren bir döngüdür. Bir tutulma, 18 yıl, 11 gün, 8 saat sonra Saros Periyodu ile tekrar eder. Bir natal harita üzerinde baktığımızda her 18 yıl, 11 gün, 8 saat sonra bir aynı tutulma yaklaşık 10 derecelik bir farkla aynı burçta gerçekleşir, haritada bu noktada bulunan varsa gezegen ve ev yerleşiminin, hayatımız üzerinde benzer etki yaratan biçimde ve şekillendirici değişim, dönüşüm enerjilerini taşıyan anlamıyla yorumlanması gerekir.

 
Dilâra Başar Efeoğlu

kaynaklar;  http://www.tug.tubitak.gov.tr/
http://www.onurcoban.com/2011/07/felsefeye-bir-baks-3bolum-doga.html
http://www.biyografi.info/kisi/thales
Dr. İmad Ahmed, Maryland Üniversitesi
Astrolojide Öngörü Yöntemleri / Öner DÖŞER

Merkür Balık Burcu’nda

Akılcılığın yerini sezgilerin ve duyguların aldığı zihinsel bir yapı…

Öèôðîâàÿ ðåïðîäóêöèÿ íàõîäèòñÿ â èíòåðíåò-ìóçåå Gallerix.ru
Dosso Dossi 1490 – 1542 Mercury and Virtue (detail)

Aklın, iletişim ve rasyonel zekanın temsilci gezegeni olan Merkür, 5 Mart Cumartesi günü Kova burcundan Balık burcuna geçiyor olacak. Merkür, Balık burcunda iken temel prensiplerinden uzaklaşmış, astrolojik olarak zararda dediğimiz şekilde çalışır.

Akılcılığın yerini sezgilerin ve duyguların aldığı zihinsel bir yapı getirir. Alacağımız kararlarda aklımızdan, mantığımızdan çok duygularımızın, hislerimizin sesini dinliyor olabilir, kararsızlık yada çabuk değişen kararlar ve yön değiştiren düşünceler içerisine girebiliriz. Geniş hayal gücü ve derin duygusallığın etkili olacağı bir iletişim biçiminin hayatlarımızda aktif rol alacağını söyleyebiliriz. Merkür, gökyüzünde Güneş’e göre baktığımızda astrolojik olarak zayıf olarak yorumladığımız bir konumda. Bunu dikkate alarak bu zaman aralığında dalgınlıklara, unutkanlıklara ve yanılmalara, aldanmalara karşı özellikle dikkat etmemizin gerekli olacağını söyleyebiliriz.
11 mart cuma günü sonrasına kadar, Merkür Mars ile gerilimli açı yapıyor olacaklar, bu süre içerisinde kırıcı , sert , baskı ve öfke içerebilecek bir iletişim tarzında olma yada bu tarz davranış biçimleri ile karşılaşma olasılığımızın fazla olduğunu bilerek daha kontrollü ve dengelenmiş bir duygusallık ile olaylara daha gerçekçi yaklaşmamız faydamıza olacaktır.
Dilâra Başar Efeoğlu

Mars, Yay burcunda

Mars, Yay burcunda
İlkelerin, fikir ve inançların öne çıkartılmış olduğu bir hayat anlayışı,
En genel anlamda hayatta kalma güdüsünün temel prensibini, kişinin varlığını ortaya koyma niteliğini ifade eden gezegen Mars, irade, cesaret, mücadele, eylem ve fiziksel enerjinin temsilcisidir.
6 Mart Pazar günü Mars kendi doğasına çok uygun bir ateş elementi burç olan Yay burcuna geçiş yapıyor olacak.

kozmos1
Mars’ın ilkelerin, fikir ve inançların öne çıkartılmış olduğu bir hayat anlayışını ifade eden Yay burcuna geçişiyle birlikte; artan özgürlük ihtiyacı, aktif, dışa dönük, kendini dolaysız ifade ediş şekli ile beliren davranış biçimleri hayatımızda etkin olacaktır.
Fiziksel ve içsel enerjinin artışı ile öne çıkan, cesur ve atılgan tavırlar içine girebilir, inançlarımız, fikirlerimiz ve kendi erdem anlayışımız doğrultusunda atak hareketler alıyor olabileceğiz. Ülkemiz açısından baktığımızda, uluslararası ilişkiler, hukuksal ve eğitimsel konular, kamusal çalışma alanları ve çalışanları , güvenlik güçleri ve teşkilatları ile ilgili konularla ilişkili olacağını söyleyebiliriz. Mars’ın bu burçta iken yapacak olduğu gerilimli açılar, sert, tartışma, çatışma içeren olaylara yol açabilir.
16 Nisan Cumartesi- 1 Temmuz Cuma, Mars Retrosu
6 Mart’da Yay burcuna geçiş yapan Mars yine bu burçta 16 Nisan Cumartesi 76 gün sürecek olan retro hareketine başlayacak. 27 Mayıs-1 Temmuz arasında Akrep burcuna dönüş yapan Mars, 1 Temmuz Cuma günü düz hareketine başlayacak. 3 Ağustos Çarşamba günü tekrar Yay burcunda hareketine başlayan Mars 27 Eylül Salı günü Oğlak burcuna geçiyor olacak.
Mars’ın retroya girdiği tarihler aralığında ise uluslararası konular, hukuksal ve eğitimsel alanlar ilgili yanlış anlamalar, anlaşılmalar ile ilgili sorunlar, inaçsal ve fikirsel agresif ve dar bakış açısı ile yaklaşımlar ve fiziksel enerjinin düşüklük gösterebileceğinden enerji gerektiren işlerde (örneğin sportif faliyetler) daha fazla dikkat göstermemiz faydamıza olabilir.
Dilâra Başar Efeoğlu

 

Güneş Neptün Kavuşumu

Güneş Neptün Kavuşumu

Bireyselliğin kayboluşu, bütünün içinde yok olma arzusu

kozmos

Güneş’in Balık burcuna girmesiyle etkili olmaya başlayan Güneş Neptün kavuşumu 28 şubat Pazar günü kesinleşiyor ve 9 Mart sonrasına kadar etkin olmaya devam edecek. 9 Martta gerçekleşecek Güneş tutulması bu kavuşumunda etkilerini taşıyor olacak.
Yüceltilmiş hayaller, kişinin kendisini ya da diğer bir kişiyi idealize ediyor oluşu, idealize edilmiş kişilere ya da amaçlara adanma güdüsü, bireyselliğin kayboluşu, bütünün içinde yok olma isteği, fedakarlık ve şefkat duyguları içeren bir benlik ve bize bu enerjileri taşıyan kadersel gelişen olaylar ile karşılaşacağımız zamanlar Güneş Neptün kavuşumları. Kopmalar, ani değişiklikler, sıra dışı olaylar ve davranışlar ile karşılaşmak mümkün. İçimizde gelişen bu yüksek oktavlı duygulardan ilham alarak hareket ettiğimizde ruhumuzun bambaşka bir yönü ile tanışacak olabiliriz. Hiç sorgusuz iyi kalplilik ve değerler ile adlandıracağımız amaçlarımızda gerçeklerden kopma sınırını aşmamak gerekliliği benliğin alacağı ders olabilir.

Farkındalık amaç olduğunda sevgi en büyük araçtır….

Mart ay’ı gezegensel hareketleri

 

f5d898e7369f88e13e6014e449f6de11

Önümüzdeki dönem gezegensel hareketler olarak astrolojik açıdan gökyüzüne baktığımızda;
9 Mart’da Balık burcunda gerçekleşecek Güneş Tutulması;
Duygusal, ruhsal ve inançlar üzerinde etkili olacak olayların enerjilerini barındıran bir dönem içerisinde olacağımızı göstermekte. Gerek kişisel gerek toplumsal olarak, duygusal yoğunluklar, kontrolümüz dışı gelişen ve kontrol etmekte zorlandığımız olaylar ve zihinsel karışıklıklar, kısıtlanmalar içerisinde kalacak olabiliriz. Fedakarlık, yardım etme, faydalı olma ve bütüne hizmet etme anlayışımız yoğunlaşabilir hatta kendimizi bu tür olaylar içerisine bir nevi çekilmiş halde bulacak olabiliriz. Yeni başlangıçları da işaret eden tutulma yaşantımızda yeni alınacak sorumluluklarında işaretçisi olarak görülmekte.

23 Mart’ da gerçekleşecek parçalı Ay Tutulması;
23 Mart’ da gerçekleşecek parçalı Ay Tutulması Terazi burcunda, ikili ilişkiler, anlaşmalar, evlilikler niteliğindeki beraberliklerin içerdiği konular ve duygular üzerinde etkili olacak olan Ay Tutulması bahsettiğimiz konularda ani değişecek durumlar olabileceğini gösteriyor. Bu süreçte ilişkileri yeni bir yere vardıracak kararların alınma ihtiyacının belireceğini söyleyebiliriz.

26 Mart Satürn retroya giriyor;
24 mart günü yavaşlamaya başlayacak Satürn 26 Mart’da retroya giriyor. Retroya giren gezegenler kendi doğalarını doğru bir şekilde yansıtmaktan uzaklaşmış, içe dönmüş, uyumsuzluk sergileyen olayları ifade ediyor olurlar.
26 Mart – 14 Ağustos arasındaki günler arasında retroda kalacak olan Satürn, bu tarihler arasında kişisel haritalarımızda transfer Satürn’ün hareket ettiği hayat alanlarımızda etkisini gösterecek şekilde, artan sorumlulukları, önemli kısıtlanma, daralmalar ve sorunlu durumlar ile karşılaşmaları gösterir . Yay burcundaki Satürn eğitim, öğretim, inançlar, fikirler, uluslararası ilişkiler, basın yayın organlarını işaret etmektedir. Ülkemiz haritasında Satürn kamusal kuruluşlar, askeri ve polis güvenlik birim ve teşkilatları ile ilgili alanlar, sağlık kurum ve kuruluşları alanlarını temsil eden 6 evde transfer ediyor olacak.
2 Nisan- 16 Nisan arasında Yay burcunda kavuşum açısı derecesine giren Mars ve Satürn yöneticisi Jüpiter’in Başak burcunda yerleşimde (retro harekette) oluşu ve ay düğümleri ile birleşerek oluşturdukları kare açı etkilerinin getirisi ile; gerek kişisel gerek toplumsal konularda, inançsal, fikirsel çıkışların, çarpıtılmış sorumlulukların karşılıklı çatışmaların yaşanabileceğini göstermekte. Yanlış anlamalara ve anlaşılmalara oldukça müsait olan gökyüzünün bu konumu ani, düşünmeden harekete geçme enerjisi barındırmakta.
17 Nisan’da retro’ya giren Mars, Satürn ile kavuşum açısından uzaklaşmaya başlayacak ta ki 24 Ağustos 2016′ ya kadar. 24 Ağustos’da Mars ve Satürn arasında kesinleşecek kavuşum açısı 6 Ağustos-10 Eylül tarihleri arasında inançsal fikirler çıkış ve çatışmaların, huzursuzluk ve kararsızlık enerjisi ile yanlış adımların atılabileceği olaylar ile karşılaşabileceğimizi göstermekte. Bu nedenlerle 24 Ağustos ve civarı günler dikkat çekici özellikte.

5 Mart Merkür Balık burcuna geçiyor;
5 Mart’da iletişim ve rasyonel zihnin temsilcisi olan Merkür kendi doğasına hiç uymayan Balık burcuna geçiyor. Yöneticisi Jüpiterinde zararda olduğu Başak burcunda oluşu Merkür’ün Balık burcundaki etkilerini sorunlu ve zor hale getirecek olarak görülmekte.
5 Mart – 21 Mart tarihleri arasında, ön plana geçirmiş olduğumuz duygularımız ve sezgilerimizi dinleyerek karar vermeye meyilli olacağız. Zihinsel karışıklık, detayları görememe, tutarsız kararlar ve iletişimde duygusallığın rol oynadığı durumlar içerisine girebiliriz. Aynı zamanda yanlış ve kasıtlı yanıltılmalara karşı dikkatli olmamız gereken zamanlar bu tarihler arası.

Farkındalık amaç olduğunda sevgi en büyük araçtır….

Dilâra Başar Efeoğlu

22 Şubat Dolunayı

 

Jake Baddeley
Jake Baddeley

22 şubat Pazartesi akşamı gökyüzünde dolunay var, bu dolunay bize taşıdığı enerjiler ile aşırı duygusal, hassas, feda etme arzusu barındıran olayların, kararlarında değişiklik gösteren hallerin ve idealize edilmiş amaçların içerisinde olabileceğimizi gösteriyor. Yanılgı, hayal kırıklıkları ve karmaşa yaşayabileceğimiz durumlara karşı duygusal kontrollümüzü dengelediğimizde bu dolunayın etkilerini olumlu bir şekilde kullanabilmemiz mümkün

Balık Burcu

Balık Burcu
İnsanın doğa varlığında, yeryüzünden gökyüzüne açılan bir pencere gibi iki bilinç düzeyinin tamamlanma ve yeni başlangıç güçlerini sembolize eden Balık burcu, astrolojide; hassaslığın, şefkat ve merhametin, fedakarlığın, engin hayal gücünün ve coşkun duyguların ifade edilişidir.

pisces (1)
Mitolojik bir anlatımına göre;
Pisces takım yıldızın mitolojisi, toprak ana Gaia ile ölüler ülkesinin en derin yerinde olan Tartaros’un çocuğu olan Typhon ile ilgilidir. Typhon eski Yunan tanrılarının en korkuncuydu. Bir rivayete göre Typhon’un yüz tane başı vardı. Başları yıldızlara değebilirdi. Tüm başlarından kara diller ve gözlerinden ateş çıkarırdı. Ayrıca bu dev canavarın yılan ayakları ve gökyüzünü saracak kadar uzun kolları vardı. Bu korkunç canavar ile Olympos’taki tanrılar bile dövüşmekten kaçınırlardı.
Bir gün Typhon tanrıların evi olan Olympos’a saldırdı. Ve tanrılar kendilerini bir hayvana dönüştürerek kaçmaya çalıştılar. Zeus kendini bir koça dönüştürdü, şarap tanrısı Dionysos bir keçi haline geldi, tanrıların habercisi Hermes ( Merkür ) balıkçıl bir kuş şeklini aldı. Güzellik tanrıçası Aphrodite ve oğlu sevgi tanrısı Eros ise Nil nehrinden geçebilmek ve canavardan daha rahat kaçabilmak için bir çift balık halini aldılar. Athena (Minerva ) sonradan bu olayı ölümsüzleştirmek için bu iki balık figürünü yıldızların arasına yerleştirdi.
Bu balıklardan biri olan, gözkamaştırıcı güzelliğe sahip Aphrodite bir efsaneye göre dalgaların köpüğünden doğmuştur. Bir ilkbahar sabahı, Kıbrıs adası kıyılarında kıpırtısız olan deniz birden bire köpüklü beyaz bir dalga ile hareketlendi. Ve bu dalgayla birlikte bir sedef kabuğu kıyıya vurdu. Sedefin kapağı açıldığında içinden güzeller güzeli Aphrodite ve beraberinde aşk tanrısı olan oğlu Eros çıkmışlardır. Aphrodite güzelliğiyle sadece tanrıların değil insanlarında gönlünü fethetmiştir. İnsanların kalplerine sevgi ve aşk tohumları serpiyor, onlara sevinç veriyordu. Aphrodite gücünü sadece insanlar üzerinde göstermezdi. O tüm tabiata söz geçirebilirdi. Aphrodite gibi Eros da tanrıların ve insanların kalplerinde aşkın ilahi ateşini yakar, onların mutluluklarını veya bahtsızlıklarını hazırlardı. Eros’un elinde oklar veya tutuşmuş kızgın bir meşale bulunurdu. İnsan ruhu, neşesini de ıstırabını da hep Eros’a borçludur.Burçlar kuşağındaki Pisces, Aphrodite ve Eros’un birbirlerine iple bağlı görünen iki balık figürünü temsil eder.

Kaynak: Yasemin ÖRS, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri,Takımyıldızların Mitolojik Öyküleri

23 Mart 2016 Ay Tutulması


23 Mart 2016 Ay Tutulması    

   808ea639187acf1a086e8bbcd058fef6
23 Mart 2016 Çarşamba günü saat 14.00′ de Ay Tutulması gerçekleşecek. Güneş ve Ay tutulmalarının etkileri hayatımızda tutulmanın öncesi ve sonrasına yayılırlar ve diğer gezegenlerin tutulma noktalarına yaptıkları açılar ile de belirli zaman içinde etkilerini görünür kılmaya devam ederler.
Kısaca tutulma anında gökyüzünün gezegensel konumlarına baktığımızda; Öncü burçlarda gerçekleşen tutulma Terazi burcunun 3. derecesinde ve Koç – Terazi ekseninde. Koç – Terazi ekseni astrolojide “ilişkiler” ekseni olarak tanımlanır. Tutulmanın yönetici gezegeni Venüs. Balık burcunda yerleşmiş olan Venüs tutulma sırasında Juno ile kesinleşen bir üçgen açı içinde olacak. Bu üçgen açının tutulmanın karakteristik özelliğinde rol alacağı görülmekte. Buradan da “ilişkiler” temasının önem kazanacağı vurgusunu görmekteyiz. Yay burcunda yerleşmiş olan Mars’ın, Güneş ve Ay arasında önemli yakınlık dereceleri ile oluşturmuş olduğu köprü tutulma haritasının gözlenmesi gereken ve en önemli etkileri getiren gezegensel hareketi olacak. Tutulmadan 1 gün sonra retro’ya girecek olan Satürn’e Mars’ın kavuşuma gidiyor oluşu ise gökyüzünün dönemsel etkilerine damgasını vuracak olarak görülmekte. (Mars-Satürn kavuşumu ayrı bir yazının konusudur)
Terazi burcunda ki Ay Tutulması, ikili ilişkiler, karşılıklı anlaşmalar, beraberlikler, evlilikler ve ortaklıklar içeren birlikteliklerde gerek kişisel gerek toplumsal düzeyde etkilerini gösterecek.
Bir sonuca bağlama zamanı gelmiş olan, bir şekil bir düzen değiştirme gereğini hissettiren, aradığımız denge,uyum ve zerafeti yitirmiş olan her türlü ilişkinin gözden geçireleceği bu süreçte ilişkileri yeni bir yere vardıracak kararların alınma ihtiyacının belireceğini ve sonuçlarının görüleceğini söyleyebiliriz.
Ani, plansızlık, öfke ve sabırsızlık içeren davranışların ön planda olacağı, hızlı ve cesur tavırların sergileneceği, gerek doğru gerek yanlış düşünülmeden harekete geçme enerjisi taşıyan egosal tepkilerin varolacağı bu süreç bizi varlığımızı ifade etmeye doğru çeken benlik ve duygularımız ile karşı karşıya getirecek.

Dilâra Başar Efeoğlu

Hermetika, Evrensel ve Özel

HERMETİKA

EVRENSEL VE ÖZEL        fa5161564e36f3857d14c05c596be901
Atum düzenledi Zodyak takım yıldızlarını doğa’nın devinimleriyle uyumlu olarak ve onları görevlendirdi şekillendirmekle bütün hayvan formlarını.
Bu Tanrılar kullandıklarında kendi farklı güçlerini,ortaya çıktı dört ayaklı yaratıklar, sürüngen hayvanlar, balıklar ve kanatları olan kuşlar, otlar ve çiçekli bitkiler;
hepsi de kendi farklı tabiatlarına göreydi ve her biri kendi türlerinin devamı için gerekli tohumu içeriyordu.
Yaşayan her canlının kendi özgün formu vardır, Zodyak’ın gücüyle ona verilmiş olan.
Bu formlar uygundur onun türlerine, yine de hepsi bireyseldir.
Örneğin, insan ırkı ortak bir evrensel formu paylaşır,
bununla biliriz ki insan insandır.
Yine de bütün insanların tamamen farklı özel bir formu vardır,
bu yüzden hiçbir ikili birbirinin aynı olamaz.
Özgündür her bir özel form, çünkü o zaman ve mekanda
özgün bir yer işgal eder.
Bu özel formlar değişir her saatin her anında,
Zodyak Tanrıları göksel dairelerinde dönerlerken.
Evrensel formlar değişmezler, tıpkı takımyıldızlarının aynı kalmaları gibi.
Ancak an be an değişime uğrar özel formlar,
döndükçe değişmesi gibi gök küresinin.
Gök yağışlıdır, sonra kuru olur, soğuk, sonra sıcak,
parlak, sonra karanlık.
Ama bu hızla değişen formların hepsi de toplanırlar
evrensel değişmez formu altında gökyüzünün.
Yeryüzü hep değişmektedir, üretmekte, ürün vermektedir,
farklı ürünler sunarak; yine de kalır o Yeryüzü olarak.
Su durgun olabilir, ya da akabilir; ama hala sudur o.
Dünyasal bir tapınaktır insan bedeni, yapılanmıştır gücüyle Zodyak’ın sayısız formlar oluşturan basit arşetiplerden.
On iki burç vardır Zodyak’ta ve onların ürettiği formlar on iki bölüme ayrılır.
Onlar aslında, ayrılmaz şekilde birleşmişlerdir devinimlerinde.
Doğa’nın yaptığı insan bedeni, öyle yankılanır ki bünyesi
yıldızların biçimlerine göre; karşılıklı olarak tesir ederler birbirlerine.
Bizler doğduğumuz zaman, tam o sırada vazife gören
gezegen tanrıları doğumlarda yetkili olarak sorumluluk alırlar.
Bu özel güçler değişirler gezegenlerin dönüşlerine göre,
bedeni dolaşır onlar ve kişiliğimize şekil verirler.
Nüfuz ederler sinirlerimize ve iliklerimize, kan damarlarımıza,
hatta en içteki organlarımıza.

Atum : Mısır Mitolojisinin ilk tanrısı olan Re-Atum

Hermes Trismegistus

                 Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir                                                                   ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Mısır kökenli Yunanca metinlerde Hermes Trismegistus’tan majinin, simyanın, astrolojinin, astronominin,tıbbın ve bilgeliğin kurucusu olarak söz edilir. Bu metinlerde ondan “üç kere büyük Hermes” anlamında “Hermes Trismegistus” olarak söz edilir.

Hermetizm hakkında bilgi veren eski metinler günümüzde hermetika ya da zümrüt tabletler olarak adlandırılır.

Bunlar eski Mısır’da kutsal alfabeyle yazılmış orijinal kayıtların farklı alfabelere çevrilmiş kopyalarının kısmen eski yunanca’ya ve latinceye çevrilmiş bölük pörçük parçalarından oluşurlar. Bu metinlerin İskenderiye yangınından ve bağnazların ellerinden kurtulabilmiş kısımlarındaki bilgilerin de, hem çeviriler sırasında hem de başka nedenlerle bir miktar anlam kaybına uğradıkları sanılmaktadır.
Hermetik yazılar içinde en önemlisi kuşkusuz Zümrüt tablettir. Metinden ilk olarak Albertus Magnus, De Mineralibus adlı eserinde bahseder. Buna göre Hermes’in mezarı İskender tarafından bulunmuş olup tabletler burada açığa çıkmıştır.

En yaygın söylence, bu tabletlerin, Hermes’in lahitinin olduğu yerde, ellerinin arasında bulunmuş olduğudur. Burada sembolik bir ifade kullanıldığı da varsayılabilir.

Hermes Trimegistis’in Simya üzerine Zümrüt Tableti
Hermes’in cesedinin bulunduğu karanlık mağarada , ellerinin arasında bulunmuş , Zümrüt tablet üzerine yazılı sırları :
Hiç yalan olmadan doğrudur , kesindir ve çok gerçektir.

10171656_693439464107817_7634857961019792147_n

Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir , ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Ve bütün her şey bir olandan geldiğinden , bir olanın düşüncesinden gelmiştir. Böylece her şey bu tek olandan uyum sağlayarak çıktı.
Güneş onun babasıdır, Ay annesidir. Rüzgar onu karnında taşımıştır, Toprak beslemiştir.
(ateş, su, hava ve toprak ile 4 element belirtilmiş)

Dünyanın bütün gücünün babası budur. Onun gücü eğer toprağa dönerse her şeye yeter .
Toprağı ateşten ayıracaksın, sübtil olanı kalın olandan ; bu büyük bir maharetle olmalı.
Topraktan gökyüzüne çıkacak ve yeniden toprağa inecek , ve yukarıda ve aşağıda olanın gücünü alacak . Bununla bütün dünyanın zaferi senin olacak ; bunun için bütün karanlık senden uzaklaşacak.
Bu bütün kuvvetlerin en kuvvetlisi ; çünkü her sübtil şeyi yenecek, her katı şeyin içine girecek.
Dünya da böyle yaratıldı.
Hayranlık verici biçimler bundan çıktı , bunların ortamı buradadır.
Bu yüzden bana Üç Kere Büyük Hermes denir , çünkü bütün dünyanın felsefesinin üç bölümü de bana aittir. Güneş’in yaptıkları hakkındaki söylediklerim böylece bitiyor ve tamamlanıyor.

%d blogcu bunu beğendi: