16 Ekim – 22 Ekim Haftası Gökyüzü

DSC_9280.jpg

Merkür’ün Akrep burcuna geçişi, Güneş ve Uranüs arasında oluşmakta olan karşıtlık ve Perşembe günü gerçekleşecek Yeniay ile birlikte beklenmeyeni bekleyebileceğimiz, standart dışı gelişmelere, değişimlere açık olacağımız yeni bir haftaya başlamaktayız.

Güneş, Uranüs karşıtlığı,
Güneş ve Uranüs arasında oluşmakta olan karşıtlık 19 Ekim Perşembe günü kesinlik kazanmakta. Hafta başından itibaren aktif olan açı, beklenmedik, ani gelişen ve sarsıcı etkiler taşıyan olayları gündemimize taşıyacak olabilir. Hızlı gelişen, kontrol edilmekte zorlanılan durumların yol açacak olabileceği zorlayan, değişime mecbur bırakan durumlar ile karşılaşabiliyor olmak olası. İsteklerin oldukça isyankar bir tarzda ve beklemeye tahammülü olmayan, sabırsızca ortaya konulacak olacağı bir zaman dilimini anlatan açının aktif olduğu hafta boyunca gerek kişisel olarak gerek toplumsal olarak bu tür enerjilerin biçimlendirdiği olaylar ile karşı karşıya kalacak olabiliriz. Ne istediğini biliyor olmak, gerçekten istenilen, iyi hesaplanmış şeylerin mücadelesine giriyor olmak önemli görülmekte. Yeniay’a kadar olan günlerde yani 19 Ekim sonrasına kadarki süreçte Ay balzamik fazında olacak ve bu görünüm içinde Güneş’in, Uranüs ile oluşturmaya başladığı karşıtlık çok daha fazla beklenmedik, yıkıcı, kaosa sürükleyen, netlik kazanamayan, güdüsel ve bilinçsizce hareket etmeye müsait ortamların, durumların yol açabilecek etkiler altında olabileceğimizi göstermekte. Hafta başından itibaren özellikle bu tarz durumların yol açabileceği sıkıntılara karşı dikkatli olmakta fayda var.

19 Ekim Perşembe günü Terazi burcunda Yeniay
19 Ekim Perşembe günü (22:11) Yeniay gerçekleşmekte. 26 derece Terazi burcunda gerçekleşen Yeniay Uranüs ile karşıtlık yapmakta. Koç burcunda ve retro hareketini sürdüren Uranüs’ün Yeniay derecesi ile oluşturduğu karşıt açı önümüzdeki süreci şekillendiren en önemli unsur halini almakta. Hızlı gelişmelerin içinde olacağımız Ekim ayı süresince, Yeniay itibari ile birlikte, beklenmeyenin gerçekleştiği, ani, sıradışı gelişmelerin oluşabileceği, varolan durumların üzerinde farklılaştıran değişimler yaşanabileceği bir süreyi göstermekte. Başlangıçlara ve bitişlere kapı açan Yeniay haritası; ani, beklenmeyen, hızlı gelişen yeni kararlara, yeni hedeflere doğru yol alacağımızı göstermekte. İşbirlikleri, ortaklık, birliktelik teması taşıyan ilişkiler üzerinde önemli etkiler getirecek olan Yeniay, hayatımıza yansıyan yeni kararlar, önemli değişimler arifesinde olduğumuza işaret etmekte.

17 Ekim Salı Merkür Akrep burcunda, Jüpiter ile kavuşum yapıyor
17 Ekim Salı günü Merkür Akrep burcuna geçiş yapıyor ve bu burçta ilerleyişine henüz başlamış olan Jüpiter ile kavuşum halinde. Merkür’ün Akrep burcuna geçişi analitiksel zihnin sezgisel ve duyusal güdülerin yoğunlaşan varlıkları ile çalışmaya, işlevsellik göstermeye başlayacağının göstergesi. Olayların altında yatan gerçekleri arayışın ve bilginin, olgunun derinine inen türde işleyen zihin Merkür’ün akrep burcu geçişinin özelliklerini oluşturmakta. Her şeyin üzerinde fazlaca duracağımız, çok daha fazla ince eleyip sık dokuyacağımız, olduğu gibi kabul etmekte zorlanacağımız ve içselleşecek olan bir iletişim dili taşıyor olacağız. Merkür bu burçta hareket ediyor oluşu aynı zamanda derinleşmiş olan duyguların söze dökülebilecek olacağını göstermekle birlikte sözlü, yazılı her türlü iletişim dili üzerinde sert, gerçekleri açığa çıkarmaya yönelmiş, kendi düşüncelerini yıkıcı, kırıcı bir uslup ile dile dökebiliyor olmaya meydan verir olacak. Jüpiter ile kavuşum yapan Merkür bu etkileri oldukça derinleştiren, güçlendiren, açığa çıkmasına olanak veren etkileri arttırmakta. Kendine duyulan güvenin artacak oluşu düşünceleri, gizli tutulan, derinleşmiş hisleri açığa çıkarmak, konuşmak, dile getirmek şeklinde oluşabilecek diyalogların artacak olduğunu göstermekte. Ne söylediğimize, kime söylediğimize dikkat etmemiz gereken bir süreci anlatan Merkür, Jüpiter Akrep burcu kavuşumu süresince, sert, yıkıcı, düşmanca hisler taşıyan tarzda bir iletişim dili kuruyor olmamaya karşı dikkatli olmakta fayda var. Sözler bir ok gibi karşımızdakini yaralayabilir yada biz bu tarz bir iletişim diline maruz kalacak olabiliriz. Gerçeklerin konuşulmak istendiği bu süreci, psikolojik olarak derinleşmiş olan hislerin ortaya çıkarılması, karşılıklı olumlu bir zemin arayışı içinde konuşulması dönüştürücü, şifalandırıcı etkisi ile olumlu olarak kullanılabilinir.

Mars, Terazi burcunda
22 Ekim Pazar akşam saatlerinde Mars, Terazi burcu ilerleyişine başlıyor. Mars bu burçta kendi ifadesinde olan özgür, bireyci, bağımsız hareket anlayışını ortaya koymakta zorlanır. Diğer kişiler ile oldukça bağlantılı bir hareket anlayışını benimser ve bu tür bir hareket anlayışı Mars’ın doğasının dışına çıkan, kendini, kendi isteklerini açıkça ortaya koymakta zorlandığı, kendini net belli etmeyen, uyum gösterme, ortaklık, birliktelik içerisinde hareket etme dürtüsünü arttıran tarzda davranışların açığa çıkmasına neden olur. Olumlu tarafından ortaklıklar, ikili ilişkiler için mücadele eden, efor sergileyen, çabalayan bir hareket tarzının oluşacak olması ile birlikte ortaklıklar, işbirlikleri, birliktelikler adına oluşturulacak yapıcı bir hareket tarzı gelişecek diyebiliriz. Olumsuz tarafından ise, ilişkilerde dengeyi kaybeden, ne istediğine karar veremeyen, sürekli yön değiştirme hali içine düşen bir profil ile de karşılaşabilecek olmak mümkün. İstekler ve davranışlar arasında denge kurabiliyor olmak ancak yapıcı sonuçlar elde etmeyi sağlayacaktır.
Haftanın günlerine göre baktığımızda;
Pazartesi günü, Başak Burcunda hareket eden Ay’ın Neptün ile oluşturduğu karşıt açı ile başlayan gün boyunca, kendimizi bir konuya odaklamakta zorlanabilir, çok fazla ayrıntı ve detay içinde kaybolan, hayal dünyasına çekilen, zihinsel ve duygusal karmaşa yaşıyor halde bulabiliriz. Duygular ve zihin arasında orta noktayı koruyabiliyor olmak, mantıksal yaklaşımları kaybetmemeye çalışmak önemli görülmekte. Ay’ın Pluto ile olan üçgen açısı derinleşen, kuvvetlenen duygu dünyasının habercisi.
Salı günü, 17 Ekim Salı günü Merkür Akrep burcuna geçiş yapıyor ve bu burçta ilerleyişine henüz başlamış olan Jüpiter ile kavuşum halinde. Merkür’ün Akrep burcuna geçişi analitiksel zihnin sezgisel ve duyusal güdülerin yoğunlaşan varlıkları ile çalışmaya, işlevsellik göstermeye başlayacağının göstergesi. Merkür’ün Akrep burcunda etkilerini yazının ilk paragrafında bulabilirsiniz. Salı günü sabah saatlerinde Kiron ile karşıtlık oluşturan Ay, Satürn ile t-kare oluşturmakta. Aradığımız güven ve huzuru, düzeni bulmakta zorlanacağımız bugün, Ay’ı dispozite eden gezegen olan Merkür’ün Akrep burcuna geçmiş oluşu ile birlikte duygusallaşan, hassaslaşan ve kendini koruma altına alma güdüsü fazlalaşan bir ruh hali oluşturuyor olacağız. Duygusal olarak kuramadığımız denge kalıcı sorunlara, düzen bozulmalarına sebep olabilir. Ay’ın Salı günü akşam saatlerinde Terazi burcuna geçişi ile Salı ve Çarşamba günü, olayların içerisinde işbirliklerine ihtiyaç hisseden, anlaşma ve uyum beklentisi güdüsü taşıyor şekilde şekillenen duygu dünyamız Ay’ın Balzamik fazına girmiş olması ile birlikte kendi iç dünyamıza çekildiğimiz, gelecek hakkında düşünmeye başladığımız, yeni oluşumlara, yeni başlangıçlara doğru yönelme dürtüsü taşıyor olacağımızı göstermekte.
Perşembe günü, Güneş ve Uranüs arasında oluşmakta olan karşıtlık 19 Ekim Perşembe günü kesinlik kazanmakta. Hafta başından itibaren aktif olan açı, beklenmedik, ani gelişen ve sarsıcı etkiler taşıyan olayları gündemimize taşıyacak olabilir. Hızlı gelişen, kontrol edilmekte zorlanılan durumların yol açacak olabileceği zorlayan, değişime mecbur bırakan durumlar ile karşılaşabiliyor olmak olası.Bu açı hakkında yazının ilk paragrafında bilgi bulabilirsiniz.
19 Ekim Perşembe gecesi (22:11) Yeniay gerçekleşmekte. 26 derece Terazi burcunda gerçekleşen Yeniay Uranüs ile karşıtlık yapmakta. Ekim ayı süresince, Yeniay itibari ile birlikte, beklenmeyenin gerçekleştiği, ani, sıradışı gelişmelerin oluşabileceği, varolan durumların üzerinde farklılaştıran değişimler yaşanabileceği bir süreç içine girdiğimiz görülmekte.
Cuma günü, Akrep burcu ilerleyişine başlayan Ay, Cuma, Cumartesi ve Pazar günü öğleden sonrasına kadarki süreçte duygusal olarak güvende olmak, güçlü olmak, olaylar üzerinde kontrol geliştirebiliyor olmak dürtüleri ile hareket ediyor olacağımızı göstermekte. Sezgisel ve duygusal davranışların öne çıkacak olduğu bugünler Yeniay’ın açığa çıkardığı güdüsel davranışlar içinde olma, plansız, temkinsiz hareket etme tarzı davranışlar içine girebilecek olacağımızı göstermekte. Ancak yoğunlaşan mücadele arzumuzu doğru ve planlı bir şekilde isteklerimize, amaçlarımıza yönlendirmek kalıcı başarılar sağlayabilir.
Cumartesi günü, sabah erken saatlerde Ay’ın Neptün ile uyumlu açısı yapıyor oluşu ve sonrasında öğleden sonraki saatlerde Kiron ile de uyumlu açı yapacak olması yaratıcılığı ve hayal gücünü besleyen, arttıran enerji akılı olarak olumlu durumlar sergileyecek olabileceği gibi fazlasıyla hayal dünyası içinde olmak, gerçeklerden kopmak gibi aşırı duygusal durumlara yol açıcı olabilir. Bu yönden dikkatli olmak özellikle Mars ve Güneş’in içinde bulundukları burçların son derecelerinde olacakları Cumartesi ve Pazar günü oldukça önemli görülmekte.
Pazar günü, Öğleden sonraki saatlerde Yay burcu ilerleyişine başlayan Ay, dışadönük, aktif ve kendini, duygularını çok daha rahat ifade edebilen bir yapı getirecek. Artan özgürlük ve yenilik ihtiyacı, kendi doğrularını oluşturma güdüsünü arttırmakta. 22 Ekim Pazar akşam saatlerinde Mars, Terazi burcu ilerleyişine başlıyor. Mars bu burçta kendi ifadesinde olan özgür, bireyci, bağımsız hareket anlayışını ortaya koymakta zorlanır. Diğer kişiler ile oldukça bağlantılı bir hareket anlayışını benimser ve bu tür bir hareket anlayışı Mars’ın doğasının dışına çıkan, kendini, kendi isteklerini açıkça ortaya koymakta zorlandığı, kendini net belli etmeyen, uyum gösterme, ortaklık, birliktelik içerisinde hareket etme dürtüsünü arttıran tarzda davranışların açığa çıkmasına neden olur. Mars’ın Terazi burcunda ilerleyişi hakkında yazının ilk paragrafında bilgi bulabilirsiniz.

Sevgiyle kalın…

Dilâra Başar Efeoğlu

 

 

 

 

 

 

Tanrı “RA” , İçimizdeki GÜNEŞ

9572330045_1a119df100_b - Copy.jpg

Tanrı “RA” , İçimizdeki GÜNEŞ

Dünya üzerindeki yaşamsal oluşuma ana enerji kaynağı olan Güneş, çok eski zamanlardan bu yana hayat veren kozmik bir ışın kaynağı olarak farkedilmiş, kutsallaştırılmış ve mitolojik semboller ile bedenlendirilmiştir.

Antik Mısır medeniyeti mitolojisinde bir şahin kafası ve kafasının üzerinde taşıdığı güneş diski ile canlandırılan Güneş tanrısı “RA” tüm diğer tanrı ve tanrıçaları kendinden yaratan tanrıydı. Tanrı RA, kendi kendini yaratmış olandı, yaratılmamış olan ve sonsuz ruhtu. Diğer tanrı ve tanrıçalar, Güneş tanrısı “RA” ya ait olan parçalardı, onun tarafından, ondan yaratılmışlardı ve tüm bu parçalar tanrı RA’ da bütünleşmekteydiler. Güneş’ e addedilen yaratılmamış olmanın ve yaratmanın ilahi gücü, Güneş’in sistemin odağında, ana kumandasında oluşunu ve hayat için gereken yaşamsal kaynağı sağlayan vazgeçilemez unsur oluşunun fark edilişi ile başlamaktaydı. Güneş’in, ruhun yaratıcılığını yansıtan enerjisini astroloji tarihsel geçmişinden günümüze kadar taşımaktadır.

Tanrı RA, evren henüz bir kaos halindeyken, her yer kopkoyu bir karanlık içindeyken ve ne yer, ne gök, ne insan bulunmazken kutsal tepeye yerleşmiş ve karanlığa karşı kendi nurunu yaratmıştı. Ra’nın ışınları ile aydınlanan evren, karanlık kaosundan kurtuldu. Ve tanrı Ra bedeninden ayırdığı parçalar ile diğer tanrı ve tanrıçaları yarattı. Böylece yer, gök ve insanlar varoldular. Bilimsel araştırmalar; bugün için Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin meydana gelen bir patlama sonucunda oluştuğu teorisini geliştirmekte. Büyük patlama sonucunda Güneş’in etrafında oluşan geniş bir disksel alanın üzerinde Dünya’nın da dahil olduğu diğer gezegenler ve gökcisimlerinin oluşmuş olmasından bahsetmekte. Güneş’in cisimcikleri ile oluşmuş olan Güneş sistemi, Tanrı Ra’nın bedeninden oluşmuş diğer tanrı ve tanrıçalar, gezegenler ve gökcisimleri ile mistik bir benzerlik çizmekte.

Antik Mısırlılar, Tanrı Ra’nın yeryüzünde insanların yaşayabilmesi, nefes alabilmesi için 4 büyük rüzgarı oluşturmuş olduğuna ve Nil nehrinin taşmasını böylece sağladığına inanmaktaydılar. Mısır medeniyeti için hayati önem taşıyan Nil nehrinin taşması sonrasında çekilen sular geriye bereketli, verimli topraklar bırakmaktaydı. Güneş Tanrısı Ra’nın ilahi gücü karşısında Mısır firavunları kendilerini tanrı Ra’nın oğlu olarak ilan etmeye, onun soyundan geldiklerini söylemeye başladılar. Onun yüce makamına yakın olmak arzusu ile Güneş Tanrısı Ra için tapınaklar inşa etmekte ve artık Antik Mısır halkı tarafından tanrısal özellikler taşır olarak anılmaktaydılar.

Ra hayat bahşeden bir tanrıydı, yaşam veren ışıklarını adil ve cömert bir şekilde kimseyi ayırıma tabii tutmadan eşit bir şekilde dağıtır ve sonrasında batı ufkundan yeraltındaki yaşama geçerdi. RA, öğlen vakti güneşin tam tepede bulunduğu ve tüm haşmeti ile göründüğü zamanın adıydı. Sabah saatlerinde çocuk, öğlen saatlerinde olgun, akşam saatlerinde yaşlı olarak görülmekteydi. Batı ufkunun altı, burası ölüler diyarıydı. Güneş tanrısı RA, geceleri ölüler diyarına indiğinde yeryüzünü aydınlatması için yine kendinden bir parça ile Ay Tanrısı Thot’u yaratmıştı. Böylece gündüzlerin tanrısı Ra, gecelerin tanrısı Thot oldular.

Tanrı Ra’nın iki şafağı bulunmaktaydı. Biri her sabah doğu ufkunda beliren şafağı, bu şafak yaşayanlar içindi. Doğu şafağı, yeniden doğuşu, canlanmayı, dirilişi, bedenlenmeyi ifade etmekteydi. Diğer şafak batı şafağı, bu şafak ölüler diyarı içindi. Astroloji de doğu ufkunun yükselen (ASC) olarak tanımlanıyor ve batı ufkunun alçalan (DSC) olarak tanımlanıyor oluşunun sembolizmasının yaratılışını burada açıkça görmekteyiz. Batı ufkunun altı, burası ölüler diyarıydı. Ölüler diyarında gece boyunca yolculuk yapan tanrı Ra, kendisinin görevlendirdiği yeraltı tanrısı Osiris’in sorgusundan geçebilen ruhlar ile görüşebileceği katına çıkar, tekrar doğu ufkundan görünür ve yaşamı canlandırırdı. Tekrar doğuşun, yenilenişin, dirilişin sembolizmasını taşıyan bu mit ile antik Mısırlılar, nasıl yeryüzünde bir Nil nehri varsa , gökyüzünde de bir nil nehrinin var olduğunu ve tanrı RA’nın gemisi ile birlikte bu nehirde dolaşmakta olduğunu varsaymaktaydılar. Gece ve gündüzü oluşturan bu dolaşım ruhun yaşam, ölüm ve tekrar diriliş döngüsünü de ifade etmekteydi.

Tanrı RA ölülüler diyarına geçtiğinde onun ölülere yaşam bahşetmesini ve tekrar dirilişlerini sağlamasını engellemek isteyen karanlık güçler ile savaşmak zorunda kalıyor fakat her defasında bu karanlık güçleri yenmeyi başarıyordu. Ona en büyük zorlukları çıkaran dönüşümü simgeleyen Apopis yılanıydı. Bu büyük devasa yılan Tanrı RA’nın doğu ufkundan yükselmesini engellemeye çalışır fakat RA, her defasında Aposis’i yener ve doğu ufkundan yükselen ışınları ile birlikte gündüzü, kaçınılmaz dönüşümü, yeniden doğuşu başlatırdı.

“Kalpleri batıyı düşünmeyecek şekilde yaptım” deyişi ile Güneş Tanrısı RA, insanların batı ufkunun altını yani ölümü değil, doğu ufkunun üstünü, yeryüzünü düşünecek, varoluşsal özlerini, canlılık, yaşam sevgisi ve istek ile gerçekleştirecek olacaklarına işaret etmiş olmalı. Güneş tanrısının kendi yaratıcılığını gerçekleştirmesine izin verdiğimizde ve bizler herbirimiz kendi Güneş’imizin izlerini takip ettiğimizde içimizdeki Güneş tanrısının özümüzle bütünleşiyor olduğunu çok daha yakından hissedebiliriz.

Dilâra Başar Efeoğlu

Faydalanılan Kaynak: http://media.turuz.com/Turkologi/Tarix/2011/357-Misirlilarin_Dini_Inanc_Ve_Adetleri_(Milatdan_Onceki_Devirler)_(Hasan_Ergin)_(Ankara-2007).pdf

 

 

 

24 Temmuz – 30 Temmuz Haftası Gökyüzü

Kosmos,Zamanda Yolculuk
24 Temmuz haftasına hafta sonu (Pazar günü) Aslan Burcunda gerçekleşmiş olan Yeniay’ın, geleceğe odaklı, dışa dönük güçlü enerjisi ile başlamaktayız.

Güneş ve Mars’ın kavuşum açısı gökyüzünde aktif konumda. Perşembe günü kesinleşmiş dereceye gelecek olan kavuşum, yükselen enerjiyi ifade etmekte. Kavuşumun yarattığı yüksek enerji ile Yeniay’ın güdüsel olarak arttırdığı hareket ve eylem arzusunun birleşiyor oluşu fiziksel ve ruhsal büyük bir enerjiyi açığa çıkarmakta. Doğru kanalize edildiğinde kavuşumun açığa çıkardığı cesaret, güç ve azim faktörleri olaylara ivme kazandırmak için oldukça verimli enerjisel alan sağlamaktalar. Diğer taraftan Güneş, Mars kavuşumu isyankar, uzlaşma yanlısı olmayan, dikbaşlı, kendi doğrusunda ısrar eden, baskıcılık sergileyen türde enerjileri de açığa çıkartmakta. Eylemsellik ve agresiflik içeren türde davranışlara hazır bir zemin içinde olduğumuzu ifade etmekte.

Geçtiğimiz hafta sonundan itibaren etkisini aktifleştirmiş olan bir diğer gökyüzüsel konum Venüs ve Satürn arasında oluşmakta olan karşıtlık açısı. Retro ilerleyişinde olan Satürn, içsel sorgular ve geçmişin hesaplaşması ile yeniden şekillendirmekte olan hayatlarımızı şimdi Venüs ile karşıt açıya gelerek, sevgi ve değer üzerine oluşturulacak sorgulamalar içerisine almakta. Özellikle ilişkiler üzerine yansıyabilecek olan karşıtlığın etkisi Satürn’ün taşıdığı gerçekler ile yüzleşme ilkesini taşımakta. Geçmişin etkilerini barındıran olaylar, kişiler ve duygular ile karşılaşma olasılığımızın yüksek olacağı bu dönem, gerek kendimize gerek ilişkilerimize yönelen bakış açımız sevgi ve aradığımız değer anlayışının üzerine odaklanıyor olacak. Bu açı hakkında ayrıntılı yorumuma https://dilaraefeoglu.wordpress.com/2017/07/21/sevgi-ve-deger-anlayisimiz-sorgulaniyor/  linki ile ulaşabilirsiniz.

Terazi burcunda ilerleyen Jüpiter ile Oğlak burcunda retro hareketini sürdüren Pluto arasında yaklaşan kare açı, iki gezegeninde yavaş hareket ediyor oluşu ile etkisini geniş bir döneme yaymakta. Geçtiğimiz haftada aktif olan açının etkilerini içinde bulunacağımız 24 Temmuz haftası çok daha fazla hissetmeye başlayacağız. Jüpiter, Pluto kare açısı 3 Ağustos Perşembe günü kesinleşmiş derecesine ulaşacak. Bu iki gezegenin oluşturduğu kare açının dönemsel önemli etkileri hakkında yazımı https://dilaraefeoglu.wordpress.com/2017/07/21/jupiter-pluto-dongusu-son-kare-fazinda/ adresinden okuyabilirsiniz.

Pazartesi günü, Aslan burcunda ilerleyişini sürdüren Ay, kendimizi güçlü, enerjik ve yeniliklere açık hissedeceğimizin göstergesi. Gerçekleştirmek istediğimiz amaçlarımız doğrultusunda, artan güven duygumuz ile birlikte hedeflerimize, isteklerimize odaklanıyor olacağız. Geleceğe yönelik planlara, yeni alacak olduğumuz kararlara doğru yükselen amaç duygumuz bu hafta içinde oldukça ön plana çıkıyor.
27 Temmuz Perşembe günü kesinleşecek olan Güneş, Mars kavuşumunun (02:55) etkileri gökyüzünde aktif. Artan fiziksel enerjimiz ile birlikte, ne istediğini bilen, isteklerini kararlılıkla elde etmenin cesaret ve azmine sahip olan türde enerjilerin yükselişi, mücadele ve gayret duygumuzu arttırmakta. Hedeflerimizi gerçekleştirme gayret ve çabası içinde pozitifsel sonuçlara ulaşabilmek için öfkeli, sabırsız, kontrolsüz hareket etmek yerine, kararlı, inisiyatif sahibi ve cesaret içeren tarzda hareket ediyor olmak fayda getirici olacaktır.

Salı günü, Aslan burcunun son derecelerinde olan Ay, Satürn ve Uranüs ile büyük üçgen oluşturmaktalar. Uyumlu enerjilerin akışını ifade eden büyük üçgen, yeni başlangıçlara açıklık sağlayan enerjileri yansıtmakta. Değişime hazır ve istekli olmayı ifade eden açılar, değişimin kolayca hayatlarımıza akacak olabileceğinin de göstergesi. Satürn’ün retro konumunda oluşunu gözden kaçırmamak ve geleceğe ait planlarda gerçekçilik, kalıcılık ve sürdürebilirlik arıyor olmak oldukça önemli görülmekte. Yeniay ile birlikte geleceğe yönelik atacağımız adımlarda bu kriterleri iyi değerlendirmeye almak önemli dikkat gerektirmekte.
Akşam saatlerinde kesinleşecek olan Venüs, Satürn karşıtlığı (18:00), özellikle ilişkiler üzerinde oluşabilecek sorunlara işaret etmekte. Hafta sonundan itibaren etkisini hissettirmeye başlayan açı, sevgi ve değer anlayışımızı sorgulayabileceğimiz bir süreç içinde, ilişkiler üzerinde oluşabilecek bazı sorunlara işaret etmekte. Açıyı dispozitörü ile birlikte değerlendirdiğimizde, ilişkilere ait tutumlarımızda ilişkinin kontrolünü tek taraflı olarak elde tutma güdüsü içinde olmak fazla talepkar olmak gibi baskın tavırların getirebileceği sorunların ilişkiye yansıyor oluşu ile karşılaşabiliriz.

Çarşamba günü, Merkür burç değiştiriyor. Yöneticisi olduğu Başak burcuna geçiş yapan Merkür bu burçta zihinsel ve iletişimsel yönünü kendi doğasına uygun olarak rahatça ortaya koyacaktır. Merkür, Başak burcunda iken, somut, gerçekçi, analizci bir zihinsel yapıyı çizer. Aslan burcunda ortaya koyduğu kendine güvenen, ateşli, coşkulu söylevlerin, iletişim tarzının yerini, temkinli, detaycı, sabırlı bir yapıya bırakacaktır. Ay’ın da Başak burcunda ilerleyeceği Perşembe akşam saatlerine kadar, duygusal olarak kendimizi huzursuz, güvensiz ve kararsız hissedecek olabiliriz. Bu burcun ayrıntıcılık ve analizcilik güdüsünü ile mükemmelliyetçilik duygularına sürüklenecek olabilir ve gerek kendimize gerek etrafımızda gelişen olaylara karşı fazlaca güvensiz ve eleştirel kalacak olabiliriz.

Perşembe günü, Güneş ve Mars kavuşumu ile başlayan gün, enerjik, aktif ve bireyselliği öne çıkaran etkileri ön plana taşımakta. Tüm hafta aktif olan Güneş, Mars kavuşumu girişimci, cesaretli, kendinden emin türde yoğunluk taşıyan bir yapı çizmekte. Ay’ın hilâl fazına geçişi ile hedef ve amaçlarımızı gerçekleştirme duygularımızın güdüsel yönünü çok daha rahat bir şekilde kontrol altına alabilir ve daha akılsal kararlar ve tutumlar içinde olabiliriz. Kararlarımızı gözden geçirmek ve uygulama koymak adına değerlendirilebilecek bir gün. Akşam saatlerinde (18:38) Ay, Terazi burcuna geçiyor. Terazi burcunun ana ilkesi uyum’dur. Pazar günü sabah erken saatlerine kadar bu burçta hareket edecek olan Ay, uzlaşma ve uzlaştırmacı bir yapı çizmeye yönelik duygular içinde olacağımızın göstergesi.

Cuma günü, Ay, Jüpiter ile kavuşuma doğru ilerlemekte. Terazi burcunda hareket eden Jüpiter, bu burçta adalet, eşitlik, ilkeli düzen arayışı içinde olma duygularını öne çıkarmakta ve büyütüp, genişletmekte. Ay’ın Jüpiter ile yaklaşan kavuşumu, adalet, düzen, özgürlük, eşitlik yönünde artan duygusal arayış ve ihtiyaçlarımızın yoğunlaşacağı bir zaman dilimi içinde olacağımızı anlatmakta. Cuma gece yarısı sonrasında (01:34) Ay, Jüpiter kavuşumu kesinleşmiş dereceye gelecek. Ay, toplumun genelini, halkı ve daha ağırlıklı olarak toplumda kadın figürleri sembolize eder. Huzur, adalet ve güven ihtiyacı içinde olduğumuzu gösteren kavuşum toplumsal olarak da artan bir şekilde uyum ve denge arayışı içinde olduğumuzun ifadesi.

Cumartesi günü, (01:34) Ay, Jüpiter kavuşumundan kısa bir süre sonra Uranüs ile karşıtlığa doğru gitmekte. Bu açının yarattığı etkiler ile şekillenecek olan Cumartesi günü, özgürlük, eşitlik, yenilik, bağımsızlık ihtiyacımızın arttığı ve içinde bulduğumuz şartlara karşı geliştirilebilecek olduğumuz, değişimci, isyankar, yenilikçi, bakış açısının göstergesi. Duygusal istikrar sağlamakta zorlayabilecek olan açının etkisi Pazar gününe değin sürüyor olacak.

Pazar günü, Ay, Akrep burcuna geçiyor (03:23). Ay bu burçta iken duygular derinleşir ve yoğunlaşır. İçe kapanıklık sergileyen Akrep burcundaki Ay, Pazar gün boyunca, Güneş ve Mars kavuşumu ile kare açı yapıyor olacak. İçselleştirilmiş, bastırılmış duyguların ortaya çıkaracağı gerilim ve krizlere açık olabiliriz. Duygusal reflekslerimizi kontrol etmekte zorlanabileceğimiz, öfkeli ve sinirli bir yapı çizecek olduğumuz bugün yıkıcı, zarar getirebilecek olabilecek ani karar ve davranışlara düşüyor olmamaya karşı dikkatli olmakta fayda var. Öfke kontrolünü elde tutabiliyor olmak ve cesaret, kendine güven duygusunu dengeli kullanabiliyor olmak önemli görülmekte.

Sevgiyle kalın…

Dilâra B.Efeoğlu

Aslan Burcu

1682a01c8fe97c121991b729f2e1409f - Copy

Güneş, Aslan Burcunda

Antik Yunan mitolojisinin Herakles’i , Roma mitolojisinin Herkül ismini alan ünlü kahramanı daha doğduğu andan itibaren tanrısal bir kuvvete sahiptir. Aslan takım yıldızı ile ilintilenen öyküsünde Herakles, Aslan Burcunun, kendi egemenliğini sağlamak, gücünü sergilemek ve yönetmek amacı taşıyarak yeryüzüne gelmiş olmanın arketipsel efsanevi kahraman yüzünü ortaya koyar şekilde karşımıza çıkar.

Aslan Burcunu oluşturan en temel ilke yaratım ifadesidir. Sistemin merkezine yerleşmiş Güneş’in yöneticiliğine verilmiş olan tabiatı ile bu burç, sistemi organize etmek ve yönetmek arzusunun güçlü güdüsü ile yönetkenliğini ortaya koymak isteyecektir. Aslan burcu için yaratım gücü ve hükmetme gücü aynı kavramları çağrıştırır. Yaratım gücü olan hükmetme gücüne de sahiptir. Dünyayı bir sahne olarak algılayan bu burç kişisi, sahne üzerinde kendi yaratıcılığını, gücünü, egemenliğini, farklılığını sergileme güdüsü içinde davranış ve tutumlar gösteriyor olacaktır.

Sabit ve bir ateş elementi burç olan Aslan’ın doğası ona; kararlılık, kendinden eminlik, cesaret ve coşku katar. İnisiyatifi ele alma güdüsü güçlü olan Aslan burcu, karar veren konumunda olan kişi olmalıdır. Başkalarının aldığı kararlar yerine kendi aldığı kararların uygulanır olabilmesi Aslan burcu için neredeyse hayati önem taşır. Başkalarının kararlarına uymakta zorluk çeken bu burç kendi aldığı kararların uygulanması konusunda otoriter davranışlar sergileme yönünde ısrarcı olabilecektir.

Kendine güveni yüksek olan Aslan burcunun en vazgeçilmezi olan duygusal ihtiyaçlarını; saygı görmek, gurur verici olmak ve takdir edilmek oluşturur. Aslan burcu için gururu çok önemlidir. Gururunu zedelediğini, incittiğini düşündüğü herhangi bir kişi yada olay onu kolayca öfkeye sürükleyebilir. Otoritesini kaybetme ve takdir görememe korkusu Aslan burcunun en zayıf yönlerinden biridir. Bu burç kişisinin ihtiyaç hissettiği takdir edilme duygusuna dair oluşacak tatminsizliği onun kendi kabuğuna çekilmesine, dış dünyaya karşı bir küskünlük hali içine girmesine neden olacaktır. Aslan burcu ancak kendi içsel gücü ile karşılaşmak ve içsel gücünün farkına varmak sonrasında dışsal takdirler aramak ihtiyacından vazgeçecek ve kendi duygusal bütünlüğünü sağlar olacaktır.

Efsaneye göre 12 görevi yerine getirmekle cezalandırılan Herakles, etrafa dehşet saçan, güçlü, yenilmez Nemea aslanını yenmek için onunla zorlu bir güreş içerisine girer ve onu öldürmeyi başarır. Aslanın postunu yüzmesi gereken Herakles tüm uğraşılarına rağmen postu yüzmeyi başaramaz, çabasından vazgeçmeyen Herakles, aslanın postunun ancak yine aslanın kendi pençeleri ile yüzülebilir olduğunu anlar ve aslanın postuna ancak böylece sahip olur. Sahip olduğu aslan postuna bürünen Herakles, Nemea aslanının ruhsal gücüne de sahip olmuştur. Bu mit, Aslan burcunun kendi içsel gücünü ancak kendi çabaları ve kendi içsel yolculuğu ile kazanacak olduğunun bir göstergesi niteliğini taşımakta.

Aslan burcunun yapısı güçlü bir cömertlik barındırır. Ona ihtiyacı olduğunu düşündüğü herkes için yardıma hazırdır. Bu burç kişisi iyilik yapmaktan ve cömert yüreğini sergilemekten kaçınmayacaktır. Değer görme beklentisi oldukça yüksek olan Aslan burcu için en büyük tuzak arzu ettiği değeri hissediyor olabilme güdüsü içinde fazlaca onay ve takdir bekleme, beğenilme arzusu arayışı içine girmesi ile oluşur. Kendi özünde varolan gücü ile bağlantısını sağlayabiliyor olması Aslan burcunun dışsal duygusal tatmin arayışlarının kontrolünü ele geçirmesine olanak sağlayacak ve onu bu tür tuzak davranışlar ve tutumlardan uzak tutacaktır.

Aslan burcunun yönetkenlik güdüsü onun iyi bir yönetici olmasının sağlayıcısıdır. Lider pozisyonunu temsil eden bu burç kişisi, sahip olduğu organizasyon becerisi ile ekip yöneticisi olma pozisyonunu aldığı alanlarda başarılı çalışmalar sergileyecektir. Sinema ve tiyatro gibi sahne sanatı içeren uğraşlar bu burç kişisinin yaratıcılığını, performansını sergileyebileceği bir platform halini alarak mesleki uğraşlar haline gelebilirler. Aslan burcu renkler ve biçimlere olan ilgisi, görsel sanatlara olan yatkınlığı ile sanatsal uğraşlar içerisinde de bulunabilecektir. Grafik tasarımcılığından, iç dekorasyon tasarımı, web sitesi tasarımı bu burç için çalışma alanı halini alır olacaktır. Aslan burcu kişileri kendi varlıklarındaki gücü ve yaratıcılığı başkalarında da görmek isterler, çocuklar ile olan diyaloglarında başarılı olan, hayata karşı yaşama sevincini, neşesini kaybetmeyen bu burç kişisi bu açıdan iyi bir öğretmen de olabilir. Bedenin kalp çakrasına hizalanan Aslan burcu , vücutta sırt, kalp, göğüs ve göğüs boşluğunun yöneticisidir.

Dilâra B.Efeoğlu

 

3 Temmuz-10 Temmuz Haftası

a805b677f4e875074c380baab274fcc0

Kendi içimizde saklı duran güç arzusu ve güç korkusu ile yüzleşiyor olmaya hazır olmamız gereken bir hafta içerisinde olacağız.

İçinde bulunduğumuz 3 Temmuz-10 Temmuz haftası günleri astrolojik olarak zorlu enerjiler altında olacağız. Mars’ın Pluto ile olan karşıtlığı ile başlayan hafta içerisinde, Mars ile kavuşuma doğru ilerleyen Güneş, Pluto ile yapacağı karşıtlığa yaklaşmakta. 9 Temmuz günü Oğlak burcunda oluşacak olan Dolunay oldukça etkili gezegen dizilimi görünümleri sergilemekte. Dolunay zamanlarının bir karşıtlık ilkesi taşıdığını ve açığa çıkan, net olarak görülmeye dönük , kendini en belirgin şekli ile farkettirmeye başlayan olaylar ve gelişmelere yatkınlık sergilediğini düşündüğümüzde içinde bulunacağımız haftabaşı itibari ile yeni gelişmelere açık bir süreçte olduğumuzu söyleyebiliriz. Gergin, zorlu, çatışmacı, riske ve tehlikeye açık enerjilerin hakimiyetinin ön plana çıkacağı bu hafta içinde, iradeyi doğru yönlendirebiliyor olmak, düşünmeden harekete geçmiyor olmak, artan fiziksel gücü doğru kanalize edebiliyor olmak oldukça önemli. Kendi içimizde saklı duran güç arzusu ve güç korkusu ile yüzleşiyor olmaya hazır olmamız gereken bir hafta içerisinde olacağız. Güç kavramı üzerine düşünmek, güçlü olmanın aslında bizim için ne demek olduğunu, gücün bize ne ifade ettiğini kendi zihnimizde çözümlemeye çalışmak oldukça önemli. Gerek kendimizin sergiliyor olduğu gerek kendimiz üzerinde oluşmasını kabul ettiğimiz, izin verdiğimiz bize hakim olan güç kavramlarına çok daha farkındalıklı ve gerçekçi bakış açısı ile bakmamız gereken bir süreç içindeyiz. Bizlere bir ayna görevi görebilecek şekilde gelişen durum ve olaylardan farkındalık kazanarak çıkabiliyor olmak ile oluşacak olan enerjileri bir farkındalık yaratma modeline çevirmek mümkün.

https://www.instagram.com/dilarabasarefeoglu

 

Güneş-Satürn karşıtlığı

3c40dd7d06ad46797f00857d2489c6e6.jpg

Özgüvenimizi tekrar inşa etmek, otoriteyi dışarıda aramak yerine kendi kendimizin otoritesi olabileceğimizi bilmek, kendimize inanmak, özbenliğimizi sevgiyle kabul etmek ve artık gelecek korkusundan sıyrılıp benliğimizi tüm ışığı ile ortaya koyabiliyor olmanın güvenine ulaşmak için gereken tek ve en önemli şey farkındalık, gökyüzünün konumu bize bunu hatırlatıyor. Zorlu enerjiler hakim fakat her zaman ne olduğuna değil niye ve neden olduğuna baktığımızda çözümde kendiliğinden gelir.

Gökyüzünde Güneş – Satürn karşıtlığı aktifleşmeye başladı. Bu açı 15 Haziran Perşembe günü kesinleşen dereceye gelecek ve etkinliğini 20 Haziran gününe dek sürecek. Yaşam enerjisinin temel kaynağı olan Güneşin, sıcak, enerjik, aktif doğasının karşına geçmiş duran Satürn soğutan, pasifize eden, engeller koyan enerjileri ile yaşamsal enerjimize blokajlar yaratır durumda. İkizler burcunda Güneş, araştırmak, bilgi toplamak, öğrenmek ve tüm bunları aktarmak, paylaşmak, dağıtmak üzerine hareket eder. Güneş’in bu yerleşimi iletişimin, zihinsel faaliyetlerin öne çıktığı bir zaman dilimi içinde olduğumuzu anlatmakta. Merkür’de Güneş ile kavuşuma gitmekte. Yay burcu yolculuğunu sürdüren Satürn, şimdi Güneş’in tam karşısında ona karşı duruş sergilemekte. Ve gökyüzünde bu iki burç aksında 9 Haziran’da gerçekleşmiş olan dolunayın enerjisi var. Farkındalığımızı artık geliştirme yolunda son kulvar içine girmiş olmak, gökyüzünün bize vermek istediği mesaj halini almış durumda.
Bir şeyler yada biri tarafından engelleniyor gibi hissettiğimiz, önümüze setler koyan, ileri gitmemize sınır getiren, mesafeler, uzaklıklar koyan türde enerjileri hayatlarımıza yansımış şekilde görebiliriz. Kendimizi ifade etmenin oldukça zor olmaya başladığı birkaç günlük bu süreçte, karamsar, yılgın ve benliğimize duyduğumuz güvenimizi kaybetmiş bir şekilde, kendimizi dış ortamdan izole etme arzusu ile karamsar, depresif, melankoliye meyilli bir ruh hali içinde girecek olabiliriz.
Yay burcu geçişinde Satürn son retro hareketini sürdürmekte ve Kiron balık burcunda Güneş ile kare yerleşimde. Anlaşılan o ki kendimize olan özgüvenimiz büyük bir sınavdan geçecek. Birkaç gün sürecek olan açı oldukça etkili şekilde bizim kendimizi birtakım dış güçler tarafından engelleniyor olma, kısıtlanma içine alınma durumları hissetmemize neden olacaktır. Hayatın bize sınırlamalar getirdiğini düşündüğümüz, kendimizi ifade etmenin, isteklerimizi ortaya koymanın nerelerde en çok zorlaştığını gerçekten oturup düşündüğümüzde tüm bu engel yaratan durum, kişi ve hislerin geçmişimizden geldiğini görebiliriz. Geçmişte kaldığını düşündüğümüz, üstesinden geldiğini düşündüğümüz zayıflıklarımız, yaralarımız şimdi açığa çıkıyor ve yine bize karşı duruş sergilemeye başlıyor gibi görünecek olabilir. Korkularımızın, zayıflıklarımızın ortaya çıkacak olduğu Satürn – Güneş karşıtlığını, koparıcı, sonlandırıcı enerjilerinin kendimiz üzerinde yıkıcı etkilerine açık olmaktansa, farkındalık sağlamış bir bilinç hali ile hem kendimize hem çevremizde gelişen olay ve kişilere bakabilirsek yapıcı şekli ile bu açının yaratıcılığı sağlayabiliriz. Özgüvenimizi tekrar inşaa etmek, otoriteyi dışarda aramak yerine kendi kendimizin otoritesi olabileceğimizi bilmek, kendimize inanmak, özbenliğimizi sevgiyle kabul etmek ve artık gelecek korkusundan sıyrılıp benliğimizi tüm ışığı ile ortaya koyabiliyor olmanın güvenine ulaşmak için gereken tek ve en önemli şey farkındalık, gökyüzünün konumu bize bunu hatırlatıyor. Zorlu enerjiler hakim, her zaman ne olduğuna değil niye ve neden olduğuna baktığımızda çözümde kendiliğinden gelir.

Dilâra B.Efeoğlu

Güneş Jüpiter Üçgen Açısı

f303c6ee9ba198211d7e5e447e6665e0.jpg

Güneş-Jüpiter Üçgen açısı

Kişinin kendine olan inancını arttıran, içsel güç veren, hayata daha pozitif, gelecekten daha umutlu ve kendine daha fazla güven duyan enerjiler ile yüklü olan Güneş, Jüpiter üçgen açısı gökyüzünde aktif durumda. 3 Haziran günü kesinleşmiş dereceye gelecek olan bu açı en etkin gününde olacak ve 8 Hazirana kadar etkinliğini sürdürecek. Jüpiter iyimserlik taşır, Jüpiter’in iyimserliği inanç duygusunda ve her zaman resmin büyük haline bakışında gizlidir.

Jüpiter ile uyumlu görünümde olan Güneş yaşam enerjisini arttırmakta. Bu açının yaratıcılığı; artan yaşam enerjisi ile birlikte içsel sesimizin bize yansıttığı, hayatımıza yön vermek, olmak, yapmak istediğimiz şeylere karşı kendimize duyduğumuz güven ve inanç duygusunu da arttıracak oluşunda. Şans ve fırsatlara açık olduğumuz bir zaman dilimini de gösteren bu açı farkındalık ile değerlendirilebilmek için oldukça pozitif etkiler yaymakta.

Güneş, Algol sabit yıldızı ile kavuşumda

big-itinerari-gallerie-e-musei-musei-capitolini

Güneş, Algol sabit yıldızı ile kavuşumda

Algol sabit yıldızı; tehlikeye açık, şiddet ve felâketlerle ilişkilendirilen, zararlı etkilere işaret edebilen bir yıldız olarak tanımlanmıştır. Bernadette Brady’e göre Algol, hem yıkıcı hem yapıcı olarak kullanılabilecek olan tutku ve ihtirasa işaret eder. Kişiyi karanlık yönleri ile karşılaşmaya zorlayan bu yıldızın etkisi yapıcı anlamda kullanılabildiğinde güç ve başarı getirici olur.

Perseus Takımyıldızında yerleşik bulunan Algol, mitolojide Medusa’nın kesik başı ile bedenlendirilir. Çoğu kaynakta Medusa, Yunan mitolojisinin saçları yılana dönüştürülmüş, ona bakan kişinin gözlerini taşa çevirdiğine inanılan, çirkin, korkutucu ve dişi bir canavar haline getirilmiş olan aslında güzeller güzeli bir rahibe Medusa’nın efsanesidir. Efsaneye göre; Su ve deniz tanrısı Poseion bu güzeller güzeli kıza aşık olmuş, tüm tanrıların hayran olduğu genç kızı tanrıça Athena’nın tapınağına kaçırmıştır. Kaçırılmasına karşı çıkmasına rağmen Poseion tarafından tapınakta tutulan Medusa, güzelliği ve Poiseion’un ona karşı duyduğu ilgisi ile tanrıça Athena’nın kıskançlık duygularını kabartmış ve Athena kendisine yapılan bu davranışı cezalandırmak adına genç kızın saçlarını yılana, bakışlarını ise ona bakan kişileri taşa çevirecek güçte bir hale getirmiştir. Athena bununla yetinmeyerek bir ölümlü olan Medusa’yı öldürmesi için Perseus’la işbirliği yapmış ve bir ölümlü Medusa ancak bir ölümlü olan Perseus tarafından başı kesilerek öldürülmüştür. Medusa’nın kesik başının Athena’ya sunulduğu ve Athena’nın ucuna kesik başı yerleştirdiği mızrağını, düşmanını yenen, büyük zaferler elde eden koruyucu güçte bir mızrak olarak taşıdığı söylenmektedir. Sonralarda Medusa’nın kesik başının koruyucu ve güç ifadesi, sütun ve duvarlarda, taşa çevirdiğine inanılan keskin gözleri ile direk temastan uzak durmak için yatık şekilde yerleştirilmiş olarak kullanılmıştır.

Dilâra B. Efeoğlu

basilica-cistern

 

son-medusa-yerebatan-sarnici-basilica-cistern-bazilika.jpg

Görsel’de, İstanbul’un Bizans döneminden kalma tarihi eseri Yerebatan Sarnıcı’nın kuzeybatı köşesinde bulunan iki Medusa tanrıçasının başı yer almaktadır

Güneş Uranüs kavuşumu

3fe5f284887e98cbb4f8e51fa16432e0.jpg

Uranüs’ün değişime odaklı yaratıcılığını sezebiliyor olmak için yine Uranüs’ün taşıdığı sezgisel zihine açık olmak gereklidir. Oluşmuş olan Uranüs, Güneş kavuşumu ile bireylilik anlayışının yükseldiği, kendin olma, farklı olma ve bu farklılığını ortaya koyma isteği içinde bulunmaya yönelik isteklerin arttığı bir gökyüzünü görmekteyiz.

Güneş – Uranüs Kavuşumu
14 Nisan Cuma günü kesinleşecek Güneş, Uranüs kavuşumu Koç burcunun 240 27′ derecesinde.
Koç burcunda ilerleyişini sürdüren Uranüs’e yaklaşan Güneş, bu gezegenin sıradışı zihni ile temas kuracak. Uranüs ile temas kuran bir gezegen, Uranüs’ün taşıdığı bu sıradışı zihninin geleceğe odaklanmış, aydınlatıcı dalgaları ile karşılaşır. Uranüs elektiriksel bir güce sahiptir ve elektiriksel bir etki alanı yaratır. Uranüs’ün Ani, sarsıcı, çarpıcı, uyandırıcı doğası ile birleşen Güneş, şimdi Uranüs tarafından bireyliğini, bağımsızlığını, ortaya koyma yönünde desteklenmekte ve harekete geçirilmekte.

Uranüs’ün değişime odaklı yaratıcılığını sezebiliyor olmak için yine Uranüs’ün taşıdığı sezgisel zihinede açık olmak gereklidir. Oluşmakta olan Uranüs, Güneş kavuşumu ile bireylilik anlayışının yükseldiği, kendin olma, farklı olma ve bu farklılığını ortaya koyma isteği içinde bulunmaya yönelik isteklerin arttığı bir gökyüzünü görmekteyiz.
Kitlesel, toplumsal etkili gezegenlerden biri olan Uranüs ile kavuşan Güneş, özgürlük ve bağımsızlık isteği içinde oluşun, geleceğe odaklanmış, yeni düzen sağlama amaçlı değişimler peşinde olmanın getireceği etkilerini taşımakta, değişim isteği, ihtiyacı içinde olan Uranüs, sıradışı, isyankar, kural dinlemez, asi güdüleri ile beklenmeyenin beklenebileceği bir ortam yaratmakta.

Güneşin 17 Nisan günü Satürn ile kesinleşecek bir üçgen açısı var, Satürn uzun bir süredir Uranüs ile uyumlu açıda. Bu açı yeni sistemleştirilmeler geliştirme içinde olma, yeni düzen içeren kontrollü yapılanmalara işaret etmekte. Retro hareketine giren Satürn burada geliştirilecek yapılaşmanın geçmişten gelen etkiler içinde olduğunu gösterdiği kadar yeni kurulacak olan yapılaşmalar için gelecekte değişime açık bir portreyi de açıkça çizmekte.

Sevgi ile…
Dilâra B.Efeoğlu

Güneş – Satürn kare açısı

a4aaaed922f21a5cbc8eded78e507ac5

Kısıtlayan, engelleyen, endişe ve kötümserliğe iten şartların hakimiyetine işaret etmekte,

Gökyüzünde Güneş – Satürn karesi aktif hale gelmiş durumda, 17 Mart Cuma günü kesinleşecek açının etkisi 27 Mart gününe değin sürmekte olacak.

Baskılayan, endişelendiren, kısıtlayan, sınırlayan, mahrum bırakan, engelleyen,zorlayan, türden enerjilerin hakim olacağı çevresel koşullar içinde olmaya çok yakın olduğumuz bir süreç içindeyiz. İçinde bulunduğumuz dönem, ruh halimizin, melankoliye, depresifliğe, endişe ve korku içinde olmaya doğru çekildiğini hissedebilecek olabiliriz. Kendini kısıtlanıyor hissetmek, geleceğe dair karamsar duygular içinde olmak, umutsuzluk bu açının göstergesi olan ruh halleri olabilmekte. Olumlu tarafından ise, kişisel anlamda yüksek bir irade gücü, şartlara karşı dayanıklılık, gerçeklere aşırı bağlılık gösterse de hayal aleminden uzak durabilmek, yüksek bir görev ve sorumluluk duygusu taşımak şeklinde gelişir. Enerjinin bu yönünü kendimizde canlı tutabilmek çok daha yapıcı ve yıpratmamış etkiler bırakacaktır.

Satürn, Scorpius (Akrep) Takımyıldızında Aculeus ve Acumen sabit yıldızları ile kavuşum derecesinde. Bu ikiz iki yıldız, kutuplaşma ifadesi taşır. Sözlü yada fiziksel, gizli yada alenen saldırı ile ilişkilendirilir. Aynı zamanda gözlerde oluşabilecek sağlık sorunlarına karşıda oldukça dikkatli olmaya işaret eder.(Brady)

Toplumsal olarak üzerimizde karamsarlığın hakim olması, zor şartlara tabii olma durumunda kalma, mecburiyetler, ülke yönetici figüründeki kişilerin engeller ve blokajlar ile karşılaşıyor oluşu ve yine yönetici konumunda olan kişiler üzerinde çıkabilecek sağlıksal sorunlar baş gösterebilir.

Dilâra B. Efeoğlu