Gezegenlerde Gün Yöneticiliği

Gezegenlerde Gün Yöneticiliği ,
Hangi gün hangi gezegen tarafından yönetilmekte,
Babilliler ve kadim Mısır bilginlerinden bu yana Güneş, Ay ve diğer gezegenlerin her birinin kendi kudreti ile haftanın bir gününü yönettikleri gözlemlenmiştir. İslâmi kaynaklarda da gördüğümüz bu bilgi farklı din ve kültürdeki kozmoloji kitaplarında da görülmektedir. Yine bu kaynaklardan elde edilen bilgiler bize bir günün içinde farklı saatleri faklı gezegenlerin kendi kudretleri ile yönettiklerini göstermektedir. Astrolojik bilgiler gün yöneticisi olan gezegen ve içinde bulunulan saat yöneticisi gezegen ile de değer alırlar.

1280x720-cQF

Muhyiddin İbnü’l Arabî; ‘Saatlerin Hazinesi’ adlı eserinde yedi kevkebten (yıldız) söz eder.
“Şems (Güneş) 4. kat gökte, günlerden Pazar’a,
Kamer (Ay) 1. kat gökte, günlerden Pazartesi’ye,
Merih (Mars) 2. kat gökte, günlerden Salı’ya,
Utarit (Merkür) 5. kat gökte, günlerden Çarşamba’ya,
Müşteri (Jüpiter) 6. kat gökte, günlerden Perşembe’ye,
Zühre (Venüs) 3. kat gökte, günlerden Cuma’ya,
Zuhal (Satürn) 7. kat gökte, günlerden Cumartesi’ye intisabı vardır ”

Her gezegenin kudreti haftanın yedi gününe kendi sıfatını vermektedir. Ünlü mutasavvıf, tasavvuf âlimi, islâm düşünürü Muhyiddin İbnü’l Arabî , ‘Fütûhât-ı Mekkiye’ adlı eserinde, haftanın yedi günü için,
“Pazar gününün hareketi semî sıfatından
Pazartesi gününün hareketi hayat sıfatından
Salı gününün hareketi basar sıfatından
Çarşamba gününün hareketi irade sıfatından
Perşembe gününün hareketi kudret sıfatından
Cuma gününün hareketi ilim sıfatından
Cumartesi gününün hareketi ise kelâm sıfatından ” geldiğini söylemektedir.

Pazar gününün hareketi semî sıfatından,
Dünyada herşeyin Allah’ın “Ol” (Kün) emri ile varolmaya başlamasının öncesinde duyma sıfatına sahip olduklarının ifadesi olan Semî sıfatı, duyan, işiten, kainatta-tabiatta gizli-açık verilen her sesi işiten,duyan anlamındadır.
Bugünün burcu Aslan’dır. Yüksek enerji barındıran bir gün olan Pazar gününün, ortaya kudret konması gereken işlerin başlangıcı olarak değerlendirilmesi fayda getirecektir. Birlik, beraberlik, hareket enerjisi taşıdığından bu benzerde yapılacak etkinlikler içinde değerlendirilebilinir.

Pazartesi gününün hareketi hayat sıfatından,
Yaratılışın ikinci gününü ifade eden hayat sıfatı ezeli ve ebedi dirilik (hayat) kudretini taşımaktadır. Pazartesi gününün yönetici gezegeni Ay , burcu ise Yengeç’dir. Bugün aile, yuva, duygusal bağlar içeren konularda daha aktif ve yapıcı olma enerjisi taşır. Yeni başlangıçlar, hızlı ilerleme göstermesi istenilen işler için uygun bir gün olmakla birlikte, sabırsızlık ve değişken fikirlerin etkin olacağı bir gün olduğuda dikkate alınmalıdır.

Salı gününün hareketi basar sıfatından,
Yaratanın, aydınlık-karanlık, gizlilik-açıklık, uzaklık-yakınlık gibi hiç bir mefhum engeli olmadan görmesi anlamına gelen basar sıfatı, yaratıcının tecellisinin her yerde yaratılan tarafından görüldüğünün kudretini taşır. Mars gezegeninin yöneticiliğinde olan Salı günü cesaret, rekabet, yüksek efor gerektiren işler için uygun bir zaman dilimi olması ile beraber kontrolsüz enerjiler barındırabileceği açısından risk alma, ani karar verme, öfke hakimiyeti gerekliliği açısından dikkat edilmesi gereken bir gündür.

Çarşamba gününün hareketi irade sıfatından,
Her şey’i dilediği gibi tayin ve tesbit etmesi kudreti sıfatını taşıyan Merkür, evrende her bir bilginin kadir-i mutlak Allah tarafından geldiğinin ifadesi olan Merkür’ün yönettiği Çarşamba günü, akıl melekemizi oldukça etkin kullanabileceğiniz bir gün olarak değerlendirilebiliriz. Yeni başlayacak eğitim ve öğrenimler için, her türlü iletişimsel etkinlikler ve ticari bağlantılar geliştirmek için başarı getirebilecek bir gündür.

Perşembe gününün hareketi kudret sıfatından,
Her şey’i yapmaya ve yaratmaya gücü yetmesi kudreti sıfatını ifade eden Jüpiter haftanın 5. gününün yöneticisidir. Yaratıcının kudret sıfatından var olmuş olan ruhsal bütünlüğümüze yönelik yüzümüzü ifade etmektedir. Perşembe günü bu mânâ altında yaratan kaynağa dönülen her türlü manevi çalışmalar, maddi – manevi yeni girişimler, hukuksal ve adalet konulu işler, uzak yerlere yapılacak seyahatler için olumlu neticeler getirecek bir gün olarak değerlendirilebilinir.

Cuma gününün hareketi ilim sıfatından,
Her şey’i bilmesi, ilminin her şey’i kuşatması kudreti sıfatını verdiği Cuma günü yaratılışın 6. günüdür. Venüs gezegeninin yönetici olduğu bugün İbnü’-l Arabî’ nin ifade edişine göre ‘yaratılışın tamamlanışı, insan suretinin ortaya çıkışı’ günüdür. Sevgi, aşk, güzellik, beraberlik, uyum adına mutluluk getiren bir gün olan Cuma günü bu hisler altında ortaya çıkarılacak her türlü girişimler için olumlu bir gündür. Yaratıcılık, sanatsal etkinlikler, ortaklaşa girişimler için pozitif enerji taşıması açısından değerlendirilebilinir.

Cumartesi gününün hareketi ise kelâm sıfatından,
Ezelî ve ebedî; söyleme, konuşma kudretinin sıfatını taşıyan Cumartesi gününün yönetici gezegeni Satürn’dür. İbnü’-l Arabî’ nin ‘ebediyet günü’ diyerek nitelendirdiği Cumartesi günü; sabır, sorumluluk, kontrol içermesi gereken işler için uygun enerjiler barındıran bir gündür. İçerdiği bu enerjiler olaylara yavaş, aksi ve engellenme altında ilerliyor durumu getirebilir, Eleyici, disipline edici ve yapıcılık getiren etkiler taşıdığından somutlaştırmak istenilen işler için uygun zaman olarak seçilebilinir.
Dilâra Başar Efeoğlu

kaynaklar;
Muhyiddin – i Arabî; Saatlerin Hazinesi eseri, (çeviri)Selâhaddin Alpay
Muhyiddin İbnü’l Arabî Zaman ve Kozmoloji, Muhammed Hacı Yusuf

14 Mart Venüs – Mars kare açısı 21 Mart- 20 Nisan Güneş Koç Burcunda 23 Mart 2016 Ay Tutulması 16 Mart – 31 Mart Merkür yanık

14 Mart Venüs – Mars kare açısı
21 Mart – 20 Nisan Güneş Koç Burcunda
23 Mart 2016 Ay Tutulması
16 Mart – 31 Mart Merkür yanık

40c42e35f7555bac1d90e219565ebf06

14 Mart Venüs Mars kare açısı
Balık burcunun 2. derecesinde bulunan Venüs ile Yay burcunun 2. derecesindeki Mars’ın bugün (14 Mart) kesinleşmiş kare açısı var. 21 Mart Pazartesi gününe kadar etkinliğini sürdürecek olan bu açı, gerek toplumsal gerek ikili ilişkilerde aşk, sevgi, merhamet, bir olma enerjileri içeren hareketler barındırıyor olacak. Bu açı aynı zamanda ilişkilere karşılıklı birbirini engelleyen yada baskı kuran bir şekle dönüşme enerjiside taşıyabilir. Açının dispozitörü olan Jüpiter’in doğasına uymayan Başak burcunda yerleşmiş ve retro hareketinde oluşu ile yanlış değer yargıları içinde hareket etme problemi, ilişkilerde pasif agresif tutum sergileme, huzursuz ve fazla kontrolcü bir tavır içine girme sorunlarıda oluşabilir.

Güneş Koç burcunda
21 Mart – 20 Nisan
Koç burcunda Güneş, doğasına çok uygun bir burçta olduğundan kendisine has özellikleri etkin olarak sergileme imkanı bulacağı bir yerleşimde olur.
Eril gücün sembolü olan Koç burcunun taşıdığı, öncülük, cesaret, savaşkanlık, ilk hareket alma, plansız hareket etme içeren tavır ve davranışlarının altında bu burcun temel prensibini oluşturan varlık oluşturma güdüsü ile hareket etmesi yatmaktadır. Koç burcunun, meydan okuma, ben merkezci olma, dik başlı tutum sergileme, sabırsız ve kavgacı olma yatkınlığıda bu güdünün doğasında gelişen davranışlardır.
Koç , dünyasal düzende başlangıç prensibinin oluşturucusudur ve Güneşin Koç burcuna girişi ile bahar mevsiminin başlıyor oluşu bu sembolün ve etki mekanizmasının göstergesidir. Koç burcu bünyesinde yaşam veren enerjinin gücünü ve teklik enerjisini taşımaktadır.
Koç burcu ilkesel olarak evrende herşeyin tek bir bütünden geldiğinin prensibine güdüsel olarak sahip olduğundan teklik enerjisi ile hareket etmekte ve bu enerjiyi, varlıkların oluşması döngüsünde arkasından gelen burçların prensiplerine bir nevi öncülük yaparak kullanmaktadır.
Bu enerjiler herbirimizin hayatında hissedilir olsada haritalarımızda görülür şekilde Koç burcunun yönettiği ev yerleşiminin gösterdiği şekil, kişi ve alanlarda aktif olarak işlemektedir. Özellikle 21 Mart- 20 Nisan arası tarihli doğumlular ve yükselen burçları Koç olan kişiler, Koç burcunun getirdiği enerjileri amaç ve davranışsal olarak etkin yaşayacakları bir döneme giriyor olacaklar.
Koç burcunda olan Güneş ile Yay burcunda olan Mars üçgen açı yapıyorlar. Bu konum doğru kullanılıyor olduğunda, amaçlar, ilkeler, fikirler ve inançların doğal şekilde peşinden gitme, ilkeli ve etik şekilde gerçekleştirme güdüsü, enerjisi veriyor olur. Fakat, 25 Martta retro hareketine başlamak üzere durağanlaşan Yay burcundaki Satürn’ünde Güneş ile yapacak olduğu üçgen açıyı, Mars ve Satürn gezegenlerini dispozite eden gezegen jüpiter’in zarar görüyor olduğu Başak burcunda yerleşimini, retro halinde oluşu ve dispozite ettiği iki gezegen ile kare açı yapıyor oluşunu dikkate aldığımızda bu üçgen açının; yozlaşmış fikirler ve inaçların, yanlış kurgulanmış eylemlerin, dar kalıplara sıkıştırılmış, korku ve endişe duyguları barındıran hareketlere yol açmasına sebep olacağını ve bu tarz davranışlar ile zarar görme, yara alma durumlarında kalınabileceğini göstermekte.
Ülkemiz haritası üzerinde baktığımızda bu açının etkilerinin, ülkemizin parasal kaynakları, her türlü iletişim, ulaşım araç ve kanalları, kamu sektörleri ve güvenlik birimleri çerçevesinde ön plana çıkacağı söylenebilir.

23 Mart 2016 Ay Tutulması
23 Mart günü saat 14.00 ‘da, 3 derece Terazi burcunda tam Ay tutulması gerçekleşecek. Koç – Terazi aksını çalıştıracak olan bu tutulmaya Türkiye natal haritası üzerinde baktığımızda 4. ve 10. evlerinin üzerinde oluşacak.
Astrolojide Terazi aksı en genel anlamıyla ilişkiler aksı olarak ele alınır ve fonksiyon gösterir.
Duygu dünyamızda etkisini oldukça hissedecek olduğumuz ani uyanışlar getirebilecek olan bu Ay tutulması ilişkilerimizi gözden geçirme yeni bir şekli verme gereksinimi duyacak olacağımızı göstermekte.
İçerisinde yaşadığımız kaybolmuşluk, dağılmışlık, belirsizlik hissinden sıyrılarak ilişkilerimizin yönünde yeni bir amaç belirleme ihtiyacı duyacak olabiliriz. Bu amacı gerçekleştirmek için, güçlü bir cesaret, öncülük ve hızlı hareket etme isteği duyacak olan benliğimiz ile çatışmadan kaçan, uzlaşma yanlısı ve kararsızlık içerisinde olan arzularımız arasında sıkışmış bir duygusallık içinde kalabiliriz.
Haritada tutulma dereceleri ile köprü açı yapan Yay burcundaki Mars aynı zamanda Neptün ile de kare açı yapmakta, Neptün’ün Ay’ın dispozitörü olan Venüs ile kavuşum içerisinde de oluşunu, Güneş ve Mars’ı dispozite eden Jüpiterin doğasına uymayan Başak burcunda yerleşmiş ve retro hareketinde oluşunu öncelikle dikkate aldığımızda; tutulmanın işaret ettiği bu karşıtlıklar içerisinde özgürlük arayışı, amaçların peşinden gitme, yeni kararlar alma ihtiyaçlarımızda pasif agresif tavırlar sergileyebilir, kendimizi açık ve net ortaya koymakta zorlanıyor olabiliriz.
Ülkemiz haritasında 4. ve 10 evlerinde gerçekleşen Ay tutulması, topraklar, kaynaklar, halkın maddi ve manevi değerleri ve otorite konumundaki kişiler üzerindeki konularda gerilimlere yol açabilir.
Ay tutulma haritasında Merkür yanık konumda
16 Mart – 31 Mart arasında Güneş ile olan konumundan dolayı yanık olarak nitelendirilen Merkür , iletişimde zorluklara, akılcı düşüncenin, olaylar arasında doğru bağlantı kurmanın zorluklarına ,otorite görülen kişilerin baskısı altında kalan bir zihne işaret ediyor olabilir. Ay tutulması esnasındada Merkür bu etkileri taşıyor olacak.
Farkındalık amaç olduğunda sevgi en büyük araçtır…
Dilâra Başar Efeoğlu

Kiron,Yaralı Şifacı

Her birimizin hayatında uzun zamandır ve belkide farkında olmaksızın taşıyor olduğumuz yaralarımız vardır. Astrolojide mitolojik ifadesinden de yola çıkarak anlaşılacak olduğu gibi Kiron; şifa bulmayı bekleyen ve ancak kişinin şifa bekleyen bu yarası ile yüzleşerek ve onun şifa bulmasını sağlayacak dönüşümü kendinde gerçekleştirerek iyileştireceği bir yarayı temsil etmektedir.

 

dc98c384d814e820bee2de4397a5cdda (1)
Balık burcunda Güneş ile Kiron kavuşumu yaşadığımız şu günler, önce yaralarımızı kabul etmek ile onları dönüştürebilecek olacağımızı işaret etmekte.
Chiron (Kiron) öyküsü klasik Yunan mitolojisinden tasvir edilmiştir. Yarı insan-yarı at olan yaratıkların genel adı Centaur (Kentaur)dur. Bir centaur olarak doğan Kiron’un at şeklinde bir alt bedeni ve bacakları, insan gövdesi şeklinde üst bedeni ve kolları vardır.
Kiron, Kronos (Satürn) ile (peri)Philyra’nın oğludur. Kronos, Philyra ile, eşi Rhea’dan olan oğlu Zeus’u ararken karşılaşır. Philyra, Kronos’tan saklamak için kendini ay’ın karanlık yüzüne çevirir. Ancak Philyra’nın kendisini tanınmaması için bir at’a dönüşen Kronos, Philyra’yı böylelikle kandırır ve bu birliktelikten bir oğulları olur. Bacakları ve bedeniyle bir at, gövde ve kollarıyla da bir insan şeklinde doğan Kiron’u gören Philyra dehşete düşer ve tanrılara onu bir ıhlamur ağacına çevirmeleri için yalvarır. Kiron terk edilmiştir ancak bir çoban tarafından bulunur ve Apollo’ya teslim edilir. Artık onun babası Apollo’dur ve kurtulmuştur ancak köklerinden kopmuştur, yaralıdır, annesi tarafından reddedilmiştir. Apollo ise Güneş Tanrısı olarak Kiron’un hem babası hem de öğretmeni olmuştur. Artemis’in kardeşi olan Apollo, müzik, kutsallık, şiir ve şifa tanrısıdır, erkekleri günahlarından arındırır, vahşi hayvanlardan ve hastalıklardan korur. Kiron onunla birlikte bilge bir erkek, bir öğretmen, bir şifacı ve müzisyen olmayı öğrenir.
Bir gün öğrencilerinden biri olan Hercules ile birlikte bir av gezisindeyken, Hercules yanlışlıkla ancak ölümcül biçimde zehirli oku Kiron’un at bacağına atar. Aldığı yarayı iyileştirmeye çaba harcayan Kiron bir türlü yarasını iyileştirmeyi beceremez. Acılar içindedir ölmek ister ama tanrısal gücünden dolayı ölümü beklemekte onun için çare değildir çünkü o bir ölümsüzdür.
Bu olaylar esnasında , tanrılardan ateşi çalıp dünyaya getiren ve bu sayede insanoğlunun ısınabilmesi ve aydınlanabilmesini sağlayan Promete, Olimpos’ta, tanrılar kralı Zeus tarafından sonsuza dek bir kayaya zincirlenme cezasına çarptırılmıştır. Zeus’un görevlendirdiği bir akbaba, her gün Promete’nin ciğerlerini yemekte, , Promete büyük acılar yaşamaktadır. Zeus Promete’yi ancak bir ölümsüzün onun yerini alması karşılığında serbest bırakacağını söyler. Bunu duyan Kiron kendi ölümsüzlüğünden vazgeçerek Promete’yi kurtarır ve artık bir ölümlü olmuştur.
Eski Yunan’da eczacılığın kurucusu olarak gene mitolojik bir kişi olan Kiron kabul edilir.
Dilâra Başar Efeoğlu

Balık burcunda Güneş, Başak burcunda Jüpiter karşıtlığı

83c7fadd45c0a5a6f561a47907e7bd87

 

Duygusallığın, merhametin, özverinin, yüksek hayal gücü ve fedakarlık hislerinin öne çıkmış olabileceği benliklerimizde, bu prensipleri realize etme ve realize ettiğimiz bu prensiplere hizmet etme amacı geliştirecek olabiliriz. Büyütmeyi, genişletmeyi amaçladığımız bu anlayışımızın yaratmış olduğu duygusal gerilim ile olaylara geniş perspektiften bakmaktan uzaklaşıyor olabilir, dogmatik fikir ve inançlara saplı kalabilir, dar ve eski düşünce kalıpları ile tavırlar alıyor olabiliriz. Balık burcunda olan Güneş ile Başak burcundaki Jüpiter karşıtlığının apeksinde kalan Satürn Yay burcunda. Oluşturmuş oldukları T-kare açı kalıbı niteliksel olarak bize değişimi, hizmeti, başkalarına faydalı olma çabasını ifade etmekte. Kendini yok sayma anlayışına düşmeden, olaylara geniş ve derin açıdan bakarak görüş bildirmek ve bu yönde tavır almak daha doğru kararlar almamızı sağlayabilir.
Farkındalık amaç olduğunda sevgi en büyük araçtır…
Dilâra Başar Efeoğlu

Güneş Tutulması, Saros Döngüleri

Güneş Tutulması, Saros Döngüleri
Sümerler gök cisimlerini yakından inceleyen ilk medeniyettir, ancak onların buluşlarıyla ilgili bilgilerin çoğu Babilliler’in yazılı belgelerinden elde edilmiştir. Babillilerin gök cisimlerinin hareketlerini izleyip kil tabletlere yazdığı astronomi alanındaki “Enuma Anu Enlil” adlı tablet serisi Ay ve Güneş’in hareketlerini, hava durumunu, gezegen ve yıldızlar arasındaki ilişkileri Ay ve Güneş tutulmasının nerelerde gözleneceği anlatan bilgiler içermektedir.

Asa Smith, 1855, Eclipses, Smith's Illustrated Astronomy
Asa Smith, 1855, Eclipses, Smith’s Illustrated Astronomy

M.Ö. 747 yıllarında Babilliler tutulmaların ne zamanlarda gerçekleşeceklerini belirleyebiliyorlardı. Thales, astronomi alanında yaptığı çalışmaları ile Babil ve Mısır’ın kadim bilgilerinden faydalanarak M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde güneşin tam tutulacağı günü hesaplamıştır. Bu hesap İyonyalılar ve Lidyalılar arasında gerçekleşen savaşın sona ermesini sağlamıştır. Savaş esnasında yaşanan Güneş Tutulması ile gündüz vakti kararan havanın Tanrısal bir işaret olduğunu düşünen taraflar savaşmaya son vermiş barış (anlaşma) yoluna gitmişlerdir.
Thales, İyonya doğmuş, Babil ve Mısır’da eğitimler almış. Astronomi, matematik, fizik ve felsefe alanında yaptığı çalışmalar ile kuramlar geliştirmiş bir bilgin ve filozoftur. Thales, birçok kişi tarafından felsefe ve bilimin kurucusu olarak düşünülmektedir. MÖ 7. ve 6. yüzyıllara damgasını vurmuş yedi yunan filozofunun ilkidir.
Thales tarihe, ortak bir görüşe göre, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihindeki Güneş Tutulmasını ilk öngören kişi olarak geçmiştir.
Ay Güneş’ten yaklaşık 400 kere daha küçük fakat bize Güneş’ten 400 kere daha yakın olduğu için gökyüzünde ikisi de aynı büyüklükte gözükürler. Güneş Tutulması, Ay’ın Güneş ile Dünya arasına girmesi ve bazı özel koşulların sağlanması neticesinde meydana gelir. Tutulmanın olabilmesi için, Ay’ın Yeniay safhasında olması ve Dünya etrafındaki yörüngesinin düzlemi ile Dünya’nın Güneş etrafındaki yörünge düzleminin arakesit noktaları doğrultusunun Güneş’in merkezinden geçmesi gerekir. Diğer bir deyişle Güneş, Ay ve Dünya aynı doğrultuda olmalıdır. Ay’ın yörünge düzlemi Dünya’nınkiyle çakışık olsaydı, bir yılda 12 kez Güneş tutulması meydana gelebilirdi. Fakat Ay’ın yörünge düzlemi ile Dünya’nınki arasında yaklaşık 5° 9′ lık bir açı vardır. Bu açı nedeniyle Dünya, Ay ve Güneş, Ay’ın Dünya etrafındaki her dolanımında tam olarak aynı doğrultuda bulunmazlar. Böylece her ay bir Güneş tutulması oluşmaz. Bir yılda en az iki, en çok beş Güneş tutulması meydana gelebilir.
Tutulma zamanlarını bilebilen Babilliler tutulmaların bir seri halinde meydana geldiğini saptamışlardı. Bu serilere daha sonra M.S 10. Y.Y Yunanlı Suidas tarafından “kendisini tekrarlayan” anlamına gelen Saros döngüleri adı verildi.
Saros Döngüsü adı verilen her bir tutulma serisinin bağlı olduğu bir periyot vardır. Her seri kuzey veya güney kutbunda önce ince parçalı bir tutulma ile başlar Ay Düğümleri aksına gitikçe yaklaşmaya başlayarak öncesinde parçalı tutulma ve sonrasında tam tutulma ile Ay Düğümleri denilen aslında gökyüzünde fiziksel olarak varolmayan Ay’ın yörüngesinin ekliptiği kestiği noktalar ile kavuşum haline gelir. Daha sonra Ay Düğümlerinden uzaklaşmaya başlayarak parçalı tutulma ve ince parçalı tutulmaya kadar devam eden seri, başlamış olduğu kutbun karşı kutbunda son bulur. İnce parçalı bir tutulma ile başlayan bir Saros döngüsü serisi 1300 yıl sonra yine ince parçalı bir tutulma ile sona erer.
Her Saros Döngüsü 18 yıl, 11 gün, 8 saat süren bir döngüdür. Bir tutulma, 18 yıl, 11 gün, 8 saat sonra Saros Periyodu ile tekrar eder. Bir natal harita üzerinde baktığımızda her 18 yıl, 11 gün, 8 saat sonra bir aynı tutulma yaklaşık 10 derecelik bir farkla aynı burçta gerçekleşir, haritada bu noktada bulunan varsa gezegen ve ev yerleşiminin, hayatımız üzerinde benzer etki yaratan biçimde ve şekillendirici değişim, dönüşüm enerjilerini taşıyan anlamıyla yorumlanması gerekir.

 
Dilâra Başar Efeoğlu

kaynaklar;  http://www.tug.tubitak.gov.tr/
http://www.onurcoban.com/2011/07/felsefeye-bir-baks-3bolum-doga.html
http://www.biyografi.info/kisi/thales
Dr. İmad Ahmed, Maryland Üniversitesi
Astrolojide Öngörü Yöntemleri / Öner DÖŞER

Güneş Neptün Kavuşumu

Güneş Neptün Kavuşumu

Bireyselliğin kayboluşu, bütünün içinde yok olma arzusu

kozmos

Güneş’in Balık burcuna girmesiyle etkili olmaya başlayan Güneş Neptün kavuşumu 28 şubat Pazar günü kesinleşiyor ve 9 Mart sonrasına kadar etkin olmaya devam edecek. 9 Martta gerçekleşecek Güneş tutulması bu kavuşumunda etkilerini taşıyor olacak.
Yüceltilmiş hayaller, kişinin kendisini ya da diğer bir kişiyi idealize ediyor oluşu, idealize edilmiş kişilere ya da amaçlara adanma güdüsü, bireyselliğin kayboluşu, bütünün içinde yok olma isteği, fedakarlık ve şefkat duyguları içeren bir benlik ve bize bu enerjileri taşıyan kadersel gelişen olaylar ile karşılaşacağımız zamanlar Güneş Neptün kavuşumları. Kopmalar, ani değişiklikler, sıra dışı olaylar ve davranışlar ile karşılaşmak mümkün. İçimizde gelişen bu yüksek oktavlı duygulardan ilham alarak hareket ettiğimizde ruhumuzun bambaşka bir yönü ile tanışacak olabiliriz. Hiç sorgusuz iyi kalplilik ve değerler ile adlandıracağımız amaçlarımızda gerçeklerden kopma sınırını aşmamak gerekliliği benliğin alacağı ders olabilir.

Farkındalık amaç olduğunda sevgi en büyük araçtır….

23 Mart 2016 Ay Tutulması


23 Mart 2016 Ay Tutulması    

   808ea639187acf1a086e8bbcd058fef6
23 Mart 2016 Çarşamba günü saat 14.00′ de Ay Tutulması gerçekleşecek. Güneş ve Ay tutulmalarının etkileri hayatımızda tutulmanın öncesi ve sonrasına yayılırlar ve diğer gezegenlerin tutulma noktalarına yaptıkları açılar ile de belirli zaman içinde etkilerini görünür kılmaya devam ederler.
Kısaca tutulma anında gökyüzünün gezegensel konumlarına baktığımızda; Öncü burçlarda gerçekleşen tutulma Terazi burcunun 3. derecesinde ve Koç – Terazi ekseninde. Koç – Terazi ekseni astrolojide “ilişkiler” ekseni olarak tanımlanır. Tutulmanın yönetici gezegeni Venüs. Balık burcunda yerleşmiş olan Venüs tutulma sırasında Juno ile kesinleşen bir üçgen açı içinde olacak. Bu üçgen açının tutulmanın karakteristik özelliğinde rol alacağı görülmekte. Buradan da “ilişkiler” temasının önem kazanacağı vurgusunu görmekteyiz. Yay burcunda yerleşmiş olan Mars’ın, Güneş ve Ay arasında önemli yakınlık dereceleri ile oluşturmuş olduğu köprü tutulma haritasının gözlenmesi gereken ve en önemli etkileri getiren gezegensel hareketi olacak. Tutulmadan 1 gün sonra retro’ya girecek olan Satürn’e Mars’ın kavuşuma gidiyor oluşu ise gökyüzünün dönemsel etkilerine damgasını vuracak olarak görülmekte. (Mars-Satürn kavuşumu ayrı bir yazının konusudur)
Terazi burcunda ki Ay Tutulması, ikili ilişkiler, karşılıklı anlaşmalar, beraberlikler, evlilikler ve ortaklıklar içeren birlikteliklerde gerek kişisel gerek toplumsal düzeyde etkilerini gösterecek.
Bir sonuca bağlama zamanı gelmiş olan, bir şekil bir düzen değiştirme gereğini hissettiren, aradığımız denge,uyum ve zerafeti yitirmiş olan her türlü ilişkinin gözden geçireleceği bu süreçte ilişkileri yeni bir yere vardıracak kararların alınma ihtiyacının belireceğini ve sonuçlarının görüleceğini söyleyebiliriz.
Ani, plansızlık, öfke ve sabırsızlık içeren davranışların ön planda olacağı, hızlı ve cesur tavırların sergileneceği, gerek doğru gerek yanlış düşünülmeden harekete geçme enerjisi taşıyan egosal tepkilerin varolacağı bu süreç bizi varlığımızı ifade etmeye doğru çeken benlik ve duygularımız ile karşı karşıya getirecek.

Dilâra Başar Efeoğlu